E-POSTA İLE GÖNDER

 
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
Göndereceğiniz E-Posta
Mesajınız
Resimde gördüğünüz rakamları sağdaki kutucuğa yazınız

BAŞKANIN YAZILARI  

2009 SGK PROTOKOLÜ

29.01.2009 -- 11:19

2009 Yılı SGK İlaç Alım Protokolü 19 Ocak Pazartesi gecesi TEB Merkez Heyetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından taraflarca imzalandı. Haziran ayından bu yana 6 ay boyunca verilen onca emek ve mücadele sonucunda ortaya çıkan 2009 Protokolü özellikle son iki yılda TEB tarafından imzalanan diğer protokoller gibi eczacı kamuoyunda hayal kırıklığı yaratmıştır. Meslektaşlarımız imzalanan protokole karşı tepki göstermekte haklıdırlar. İmzalanan 2009 Protokolü bugün eczacı kamuoyunda tartışılmaktadır ve bugün yapılmış olan hataların gelecekte bir daha tekrarlanmaması açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak bu tartışmaların doğru zeminde yapılması gerekmektedir.

Aralık ayından başlayarak bugüne kadar gelen ve 2009 Protokol görüşmelerini de kapsayan süreç sonunda ortaya çıkan kazanım ve kayıpları iki ayrı yönde değerlendirmek gerekmektedir. Eczacılar bu süreçte bir yanda mesleklerine sahip çıkma mücadelesi verirken, diğer yanda da 2009 Protokol görüşmelerinde TEB Merkez Heyetini masada güçlü kılmak adına desteklerini esirgememişlerdir.

Eczacılar mesleklerine sahip çıkma mücadelesinde büyük bir başarı elde etmişlerdir.6197 Sayılı Ortaklık Yasa Taslağı rafa kaldırılmıştır. İstanbul Eczacı Odasının meslektaşları ile birlikte 14 Mayısta başlattığı eylemlerin, eczane zincirleri sevdalılarının beklentilerinin bir başka bahara ertelenmesinde önemli katkısı olmuştur. Ayrıca eczacılar e-sözleşme tehditlerine ve baskılara direnerek, örgütlü yapıları olan Türk Eczacıları Birliği ile Eczacı Odalarının dimdik ayakta kalmalarını sağlamıştır. Sosyal Güvenlik Kurumunun eczacıları bölme ve yalnızlaştırma çabaları sonuçsuz kalmıştır.

 Bu kazanımlar mesleğimiz için çok önemlidir. Kimsenin bu kazanımları görmezden gelmeye, yok saymaya ve yaşadığımız süreci sadece protokol görüşmeleri ile sınırlı bir çerçeve içerisine çekmeğe hakkı yoktur. Böyle bir anlayış, bu sürece katkı veren ve emeğini ortaya koyan yirmi dört bin eczacıya yapılacak en büyük haksızlıktır.

İmzalanan Protokolde bugün elde edemediklerimizi yarın bir başka protokol ile elde etme olanağımız her zaman vardır, ancak sürdürdüğümüz siyasi mücadeleyi kaybettiğimizde, uygulamaya konulacak yeni yasaları ya da mevcut yasalarda yapılacak düzenlemeleri bir daha değiştirme şansımız yoktur ya da yok denecek kadar azdır.

Ortaya koyduğumuz mücadelenin sonunda, bugün gelinen noktada eczacılık mesleği hala güvence altındadır.

Bilinmesi gereken bir diğer önemli husus da hiçbir protokolün dört dörtlük olamayacağıdır. Bugün imzalanan protokol temel taleplerimize çözüm getirmemiştir ve beklentilerimizin uzağındadır. Protokol denilen şey bir pazarlık sonucu ortaya çıkar ve o pazarlık sürecini doğru yöneten ve arkasındaki gücü doğru kullanan, protokolün kazanan tarafı olur.

Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Protokol sürecini iyi yönetememiş ve arkasındaki gücü kullanma becerisini gösterememiştir. Buna karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu görüşme süreci boyunca elindeki gücü, zamanında ve çok iyi kullanmasını bilen taraf olmuştur.

SGK önce e-sözleşme tehdidi ile eczacı kamuoyunda gerilim yaratmıştır. Eczacıların tepkisi karşısında geri adım atan kurum, bu tehdidin TEB üzerinde yarattığı baskıyı çok yakından izlediğinden görüşmelerin tıkandığı ve bizlerin eylemlilik sürecinin artık başlatılması yönündeki taleplerimizin yoğunlaştığı anda yine e-sözleşmeyi TEB in önüne tehdit olarak koymuştur. TEB Başkanı Sayın Çolak'a İstanbul Eczacı Odasının üyelerinin kapatma dahil her türlü eyleme hazır olduğu ve bu eylemleri hemen hayata geçirebileceğini 17 Ocak Cumartesi gecesi telefonla bildirmemin 45 dakika sonrasında SGK nın Web sitesinde 20 Ocak Salı günü eczanelerle e-sözleşme yapılacağı haberi yayınlanmıştır.

TEB Yönetimi bu son tehdit karşısında 51 Eczacı Odasının ortak bir deklarasyon ile verdiği desteğe rağmen 19 Ocak pazartesi akşamı Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yapılan görüşme sonunda 2009 Protokolünü imzalamıştır.

Tabi ki TEB Merkez Heyetine Protokole imza koyduran neden sadece Cumartesi gecesi Kurum Web sayfasında çıkan haber olmamıştır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri de Hükümet yanlısı yazılı ve görsel basını çok iyi kullanarak

Hem TEB hem Eczacı Odaları hem de vatandaşlar üzerinde büyük bir baskı kurmayı başarmışlardır. Bu baskıdan en az etkilenenler ise, SGK yükünü sırtında taşıyan eczacılarımız olmuşlardır.  Protokol görüşmeleri sürecinin başlangıcında Eczacı Odalarımızın tamamında hakim olan kararlı tavır, giderek yerini kararsızlığa ve bir motivasyon bozukluğuna bırakmıştır. Bu duruma Türk Eczacıları Birliği yönetiminde de giderek hakim olmaya başlayan, bir an önce Protokolü imzalayalım havası da eklenince, yapılan son Başkanlar Danışma Kurulunda Eczacı Odalarının büyük çoğunluğu tercihlerini SGK nın dayattığı protokolü imzalamaktan yana kullanmışlardır.

Ayrıca Kurum yetkilileri bu süreçte yakın ilişki içersinde oldukları Oda Başkanlarını da devreye sokarak, tıkanan ve hızla bir eczane kapatma eylemine doğru giden süreci yeniden görüşme masasına çevirmeyi başarmışlardır. Türk Eczacıları Birliği yönetimi de bazı Oda Başkanlarının bu yönde aracılık görevini üstlenmesine onay vererek önemli bir zafiyet sergilemiştir. SGK ile TEB arasında aracılık yapan Oda Başkanları da bu davranışları ile TEB Merkez Heyetinin kurumsal saygınlığına gölge düşmesine neden olmuşlardır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının 16 Ocak'a kadar bir protokol imzalanmadığı takdirde, bu tarihte e-sözleşmeyi ekrana koyarak eczacılarla bire bir anlaşma yapacağız açıklamasının hemen ardından yapılan Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısında 15 ve 16 Ocak tarihlerinde eczanelerin kapatılması kararlaştırılmıştır. Yine bu toplantıda kapatma kararının gizli tutulması ve odaların 15 Ocak'ta tüm eczaneler kapanacakmış gibi hazırlıklarını tamamlaması benimsenmiştir.

Ancak Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısının hemen ardından toplantıda konuşulanlar ve alınan kapatma kararı dışarıya sızdırılmış ve alınan tüm kararlar bu davranışları ile mesleğe hizmet ettiklerini sananlar tarafından yayınlanarak kamuoyuna duyurulmuştur. Habercilik adına sorumsuzca davrananlar her zamanki alışkanlıklarını bugün yine tekrarlayarak SGK nın ekmeğine yağ sürmüşlerdir.

TEB Merkez Heyeti Yöneticileri Protokol görüşmeleri boyunca yapılan toplantılarda alınan kararların ve hazırlanan protokol taslaklarının sürekli birileri tarafından dışarıya sızdırılmasına, bu sızdırmanın kim ya da kimler tarafından yapıldığını çok iyi bilmelerine rağmen müdahale etmeyerek yaşanan kritik süreçte yeni bir yönetim zafiyeti yaratmışlardır.

İstanbul Eczacı Odası bu süreçte üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getirerek görevini yapmıştır. İstanbul Eczacı Odasının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çok iyi bilinen ve her tartışma ortamı fırsat bilinerek yıpratılmak istenen örgütlü gücü, defalarca ısrarla talep etmemize rağmen TEB Merkez Heyeti tarafından, görüşmeler süresince kullanılmamıştır.

Sözleşmesiz bir döneme geçilmesine daha 15 günlük bir süre olmasına rağmen, bir oldubitti ye getirilerek 2009 sözleşmesi imzalanmıştır.

2009 Protokolünün geçerlilik süresi aslında TEB in ısrarla altını çizdiği hesaplaşmanın galibinin kim olduğunu ortaya koymaktadır. SGK bu protokolle istediklerini almış olduğundan, Protokolün üç yıllık yapılmasını sağlayarak, eczacıları uzun bir süre bu protokol kuralları çerçevesinde hizmet sunmaya mahkum etmiştir.

 Bu protokole imza atan TEB Yönetimi görev süresinin bitimine bir yıl kalmışken, kendilerinden sonra gelecek Yönetimi de bağlayacak bir anlaşmanın tarafı olarak meslek etiğine uygun olmayan bir davranış sergilemiştir.

2009 Protokolünün savunulacak hiçbir tarafı yoktur.

TEB Merkez Heyeti ne yazık ki ikinci kez SGK duvarına çarpmıştır.

Saygılarımla

Ecz. Semih GÜNGÖR