|
||
HABERLER "Artık Yeter!"IEO | 09.01.2009 -- 18:58 Ecz. M. Sait Yücel (TEB Merkez Heyeti Üyesi, İstanbul Ecza Koop Yönetim Kurulu Başkanı) Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık, 30 bin katılımcı ile hem de bu zorlu kış mevsiminde 21 Aralık 2008 tarihinde Ankara'da yapılan "ARTIK YETER" mitinginde eczacılar, bir bütün olarak; sağlıkta dönüşüm uygulamaları sonucunda giderek daha da artan sorunlarını dile getirdiler. 6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'da kendileri ile görüşülmeden yapılmak istenen değişikliklere tepki gösterdiler. Nedense, herkesin doğal hakkı olan bu yürüyüş ve miting, iktidar partisini ve bakanlarını oldukça rahatsız etti; ve Sağlık Bakanı, yasayla kurulmuş olan ve yetkilerini yasadan alan eczacıların üye olmak zorunda oldukları Türk Eczacıları Birliği'ni devre dışı bırakarak, direkt "eczacılarla referandum yaparız" şeklinde bir açıklama yaptı. Hem de mitingden bir gün önce. Buna eczacılar, "ARTIK YETER" mitingine gösterdikleri katılımla en güzel cevabı verdiler. Ve bir anda, 6197 sayılı yasada gündeme getirilen ortaklık konusu, "eczacı milletvekillerinin hazırladığı bir taslak" noktasına çekildi ve gündemden kaldırıldı. Ancak, mitingde dile getirilen; eczanelerin birinci basamak sağlık hizmetlerinde yerini alması, TEB'in sözleşme yapma yetkisine SUT'la yapılan müdahale, sıralı ve eşit dağılım sisteminin kaldırılması, muayene ücretlerinin eczaneler aracılığı ile tahsilatı ve avans ödeme uygulamasının durdurulması, kamu kurum iskontolarının eczaneye getirdiği yükün kaldırılması vb. sorunlar ve istemler konusunda daha sonra, Sosyal Güvenlik Kurumu ile başlatılan protokol görüşmeleri daha ilk görüşmede tıkandı. Bu tıkanmanın olacağı zaten daha önce yaşadığımız süreçten belliydi. Yaşanan sürece kısaca bir göz atarsak; 30 Haziran 2008 tarihinde Maliye, Çalışma ve Sağlık Bakanlıkları ile TEB arasında imzalanan protokolü, 11 Eylül 2008'de, "31 Aralık 2008 tarihine kadar düzeltiriz" diyerek iptal ettiren SGK yetkilileri, yapılan tüm görüşmeleri yok sayarak, temel sorunların hiçbirine çözüm getirmeyerek görüşmeleri tıkadı. Gerçi aynı yöntemi, 30 Haziran - 11 Eylül 2008 tarihleri arasında uygulayarak, kendilerine göre bir sözleşme imzalatmayı başarmışlardı. O günden bugüne gelirken yaşadıklarımız, SGK ile görüşmelerde olabilecekleri gösteriyordu. 11 Eylül'den sonra yaşama geçirilen uygulamaları anımsarsak; 1 Ekim'de yürürlüğe giren 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nde eczanelere, sağlık hizmet sunumu bakımından basamaklandırılamayan diğer sağlık hizmet sunucuları arasında yer verilerek (optik müesseseleri, tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri, kaplıcalar) ile birlikte, eczacıların sağlık sisteminin vazgeçilmez bir halkası olduğu göz ardı edildi. Yine aynı Sağlık Uygulama Tebliği'nin 'Eczanelerden İlaç Temini' başlıklı bölümünde ise "reçete edilen ilaçlar, kurumla sözleşme yapan eczanelerden temin edilmesi halinde bedelleri ödenir" maddesi ile de SGK, hem yürürlükteki protokol hem de 2007 Yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nden farklı bir anlayış sergiliyordu. Bundan bir yıl önce de SGK tarafından eczaneler ile e-sözleşme yapılabileceğini belirten bir yazı yayınlanmıştı ve gerek TEB, gerekse Eczacı Odalarımız konuya ciddi tepki göstermişlerdi. 6643 Sayılı Yasanın, "eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan protokole uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere dağıtmak" şeklindeki ( 39 / j) maddesi ile TEB'in sözleşme yapma yetkisi yasa ile verilmişti. Bütün bunlara karşın son günlerde basında çıkan açıklamalar ve SGK yönetiminin bu konudaki uygulamaları bize, mevcut siyasi iktidarın sivil toplum kuruluşlarına nasıl baktığını açıkça göstermektedir. Demokrasinin sağlıklı işlediği toplumlarda önemli görevler üstlenen sivil toplum kuruluşları, ülkemizde ise yapılan uygulamaları eleştirip, hak arama mücadelesine girdikleri andan itibaren devre dışı bırakılmaya çalışılıyorlar. Amaçlanan, bağımsız ve çağdaş sivil toplum kuruluşlarını zayıflatmak, kendisine hiçbir konuda itiraz etmeden uygulamaları kabullenen bir anlayışın hakim olduğu yapılar oluşturmaktır. Ancak eczacılar, geleceklerinin kendi ellerinde olduğunun bilinciyle örgütlü davranmaktan vazgeçmeyecekler; doğru ve halktan yana olan bir sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası olarak, meslek örgütlerinin çatısı altında hep birlikte hak aramayı sürdüreceklerdir. Gündemdekiler |
Sık Kullanılanlara Ekle
RSS
İstanbul
23 ºC 
HABERLER