Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 28.06.2016 / 12:59 Görüntüleme: 4076
Dört meslektaşımızın, göz göre göre gelen bir katliam sonucu aramızdan koparılmasına, vuruldukları yerde isyan ettik.
Türk Eczacıları Birliği ve 54 Eczacı Odası olarak; öldürülen meslektaşlarımız Ecz. Gürsu Ulaşan, Ecz. Hikmet Türk, Ecz. İlknur Yüce ve Ecz. Özler Kiriş için dün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi'nde bir araya geldik.
Beyaz önlüklerine siyah kurdele takan eczacılar, katliamın gerçekleştiği hastane eczanesinin önüne karanfiller bıraktı.
TEB Başkanı Erdoğan Çolak ve Ankara Eczacı Odası Başkanı Ecz. Süleyman Güneş'in yaptığı konuşmaların ardından TEB Genel Sekreteri Ecz. Arman Üney, TEB ve 54 Eczacı Odası adına yapılan basın açıklamasını okudu.
Basın açıklamasında özetle şu ifadeler yer aldı:
“Değerli Basın Mensupları,
Burada öldürülen meslektaşlarımız, bu mesleği yapmak için beş yıl üniversite sıralarında dirsek çürütmüş, hastanın ilaca sağlıklı ulaşmasını sağlamayı görev edinmiş ve kamunun malını korumaya çalışan memurlardı. Ankara Üniversitesi’nin memurlarıydı.
Konu yargı sürecinde daha da netlik kazanacaktır ancak bizim duyumlarımıza göre, kamunun elinde tuttuğu çok pahalı bazı ilaçlara yönelik usulsüzlüğü fark etmiş ve üstüne gitmişlerdi. Meslektaşlarımız, deyim yerindeyse ellerini arı kovanına soktukları, bir rant düzenini engellemeye çalıştıkları için öldürüldüler, acımasızca katledildiler. O yüzden, bizim için onları öldüren eller sadece bir tetikçiye aittir, bunun arkasında azmettiriciler de varsa, onlar da mutlaka bulunmalı ve yargı önüne çıkartılmalıdır. Hastanın ilacına, kamunun malına göz diken, bu uğurda meslektaşlarımızın canını alan bir şebeke varsa cezalandırılmalıdır.
Meslektaşlarımız, defalarca canlarının tehlikede olduğunu haykırmış, ancak kamu çalışanı bu eczacılarımızı, kamunun malını korumaya çalışan bu eczacılarımızı hiç kimse dikkate almamıştır. O yüzden bu ölümlerin her işyerinde olan sıradan olaylar olarak anılması, geçiştirilmesi, sıradanlaştırılması hukuka sığmadığı gibi, ahlaka ve vicdana hiç sığmaz.
Ankara Üniversitesi’nin rektörü, meslektaşlarımızın en yüksek idari amiri, bu sözleri söyleyerek, öfkemizi ve isyanımızı üçe, dörde, beşe katladı. Memurların can güvenliğini korumakla görevli rektör, dört meslektaşımızın korunmasında aciz kalmakla yetinmedi; bu olayı normalleştirmek için de olağanüstü çaba sarf etti, meslektaşlarımızın ailelerinin ve arkadaşlarının acısına tuz bastı. Bu katliamı sıradanlaştırıp güvenlik zaafiyetini gözlerden saklamak için katliamı “eczane içindeki uyuşmazlıklar”, “bunalım içindeki bir eczane çalışanı” gibi ifadelerle başsağlığı bile dilemeden aktardı. Kendisi bilsin ki, bizim ondan gelecek başsağlığına da bundan sonra kapımız kapalı. Çünkü bu olayı önleyemeyenler de bunun hesabını verecek. Biz de bunun takipçisi olacağız.
Yıllardır dilimizde tüy bitti. Kamu eczacılarımızı morgların yanında, nefes almanın bile zor olduğu, telefonları çekmediği karanlık hastane köşelerinde, niteliksiz, eğitimsiz personel ile çalıştıran bu anlayış değişmedikçe, eczacıya sağlık çalışanı olarak gereken değer verilmedikçe, bu cinayetlerin artmasından çok korkuyoruz. Korktuğumuz başımıza geliyor, hem de göz göre göre geliyor. Keşke hiç yaşanmasaydı ama bu katliam da gösterdi ki, bu talebimiz sadece mesleki haysiyet meselesi değil, aynı zamanda can güvenliği meselesidir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin tırmandığı bu günlerde, sağlık çalışanını şiddet uygulanabilir kılan, onların saygınlıklarını korumayan yapıdır. Sağlık çalışanlarının mesleklerine ve saygınlıklarına yaraşır koşullarda çalışmasını beklemek de bizlerin en doğal hakkıdır. Daha fazla canımızı, daha fazla meslektaşımızı kaybetmeden, bugün, hemen, kamuda çalışan eczacılarımızın çalışma koşulları düzeltilmelidir."
Basın açıklamasının ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimliği binası önüne siyah çelenk bıraktık.
13.03.2026 / 16:25 12979
12.03.2026 / 09:35 2078
13.03.2026 / 14:58 1274
17.03.2026 / 09:19 1013
12.03.2026 / 09:30 777