Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
Kayıt Tarihi: 05.01.2026 / 17:00 Görüntüleme: 332
Değerli Meslektaşlarım,
2026 yılının ilk günlerinden hepinize merhaba.
Ülkece kurtulduğumuza mutlu olduğumuz 2025 yılı, her açıdan bizi yordu. Umudumuzu yordu, huzurumuzu yordu, yaşama sevincimizi ezdi bazen…
Demokrasiyi hırpaladı, adaleti hırpaladı, hak hukuk hak getire…
Ama…
İşte o “ama”; bize her şeye rağmen “Kalk ayağa devam et” diyen, ne olursa olsun arkamızdan itekleyen “ama”; bugün Türkiye’deki tüm vatanseverlerin itici gücü. Yanlışlar var, haksızlık var ama biz pes etmeyeceğiz diyoruz. Gördüklerimizden, izlediklerimizden yüreğimiz sıkışıyor bazen, ama mücadele etmeye devam ediyoruz.
Çünkü bu ülke buna değer biliyoruz…
***
Mesleğimizin de zor günlerden geçtiğini söylememe gerek yok, hepimiz derinden yaşıyoruz çünkü… Hem ekonomik anlamda hem de mesleki itibar anlamında.
Elbette her iki maddenin sebeplerinde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi konjonktürün payı büyük, bunu yadsıyamayız.
Hâkim olan ekonomik anlayışta sağlığa daha doğrusu ilaca ayrılan pay yarı yarıya azaltıldı yıllar içinde. Çünkü ilacın %90‘ını devlet satın alıyor.
Mesleki anlamda da aydın, okumuş insanın değersizleştirildiği, hatta şiddete uğramasının bile normalleştirilmeye çalışıldığı zamanlardan geçiyoruz.
Ama…
Bu da bizim meslektaşlarımızın “ama”sı…
Her meslektaşımız ilaç yoklukları ayyuka çıksa da bankonun öte tarafında bekleyen hastası için “bende yok, nasıl bulursan bul” demiyor…
Depolara sormakla yetinmiyor, etrafındaki meslektaşlarına soruyor, WhatsApp gruplarında soruyor. Bazen ilacı İstanbul’un diğer ucunda da bulsa hastaya çare oluyor. Ve en önemlisi şu; tüm yolları tüketip bulamadığında da hiçbir suçu olmadığı halde ilacı bulamamış olmaktan, hastaya deva olamamaktan dolayı kötü hissediyor.
Çünkü “herhangi” bir mesleğin üyesi olmadığının fazlasıyla bilincinde…
Ama…
Elbette mesleğimiz bizim kimliğimizin bir parçası ve aynı zamanda ekonomik olarak da hayatımızı sürdürebilmemizin anahtarı…
Dolayısıyla sağlıklı bir ilaç eczacılık sistemi herkes için kritik. Hem sistemden faydalanan hastalarımız için hem de bizler için…
*****
Tabi bu alanda yaşananlar için yapılması gereken mücadeleler kısmına bakmak lazım…
Uzunca bir zamandır çatı örgütümüz Türk Eczacıları Birliği yönetimlerindeki eksiklikler, hatalar, yapılanlar, yapılmayanlar veya yapılamayanlar sonucunda kayıplarımız hepimizin malumu. İstanbul olarak her mecrada da belirttiğimiz üzere; merkez heyetlerince sorunlara gerekli önemin verilmemesi yeterli direncin, mücadelenin yapılmaması, koltuk kavgaları mesleğe de örgüte de örgütlülüğe de çok zarar verdi.
Ama…
Bugün artık yeni bir yoldayız.
23 Kasım’da gerçekleştirilen Türk Eczacıları Birliği seçimleri sonucunda geniş tabanlı, kapsayıcı ve yepyeni bir yönetim göreve geldi.
Bu geniş tabanın bir araya gelmesi elbette hiç kolay olmadı. Çok fazla kişinin bu birliktelikte emeği, çabası ve fedakarlığı var. İstanbul Eczacı Odası olarak bu yolda emek verenlerden olmaktan mutluyuz.
Bu birlikteliğe, bu güce mesleğin, eczacının ve örgütün çok ihtiyacı vardı.
Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki, bu birliktelik büyüyerek güçlenecek, meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm olacak ve en önemlisi “mücadelenin hakkı verilecek!”
Bu mücadele hepimizin geleceği için, meslek için verilecek.
Güzel günleri hep birlikte karşılayacağımıza olan inancımızla sizleri saygıyla selamlıyorum…
Ecz. Şeker Pınar Özcan
İstanbul Eczacı Odası Başkanı