Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

SAĞLIK MESLEK ODALARI VE ÖRGÜTLERİNDEN BASIN AÇIKLAMASI


        Bugün (20.10.2006 - Cuma) İstanbul Tabip Odası merkezinde Türk Tabipleri BirliÄŸi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası ile SES Aksaray ve Bakırköy Åžubelerinin katılımıyla bir basın toplantısı düzenlendi. AKP hükümetinin saÄŸlık hizmetini yıkıma götüren politikalarının deÄŸerlendirildiÄŸi toplantıda TTB BaÅŸkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, İTO BaÅŸkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, İTO Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen, İEO Genel Sekreteri Ecz. Semih Güngör, İVHO BaÅŸkanı Murat Aslan ve SES Aksaray Åžube BaÅŸkanı Songül Beydilli birer konuÅŸma yaptı. Toplantı sonrasında basına dağıtılan ortak açıklamayı aÅŸağıda bilginize sunarız.



BASIN AÇIKLAMASI

“herkese SaÄŸlık ve güvenli gelecek.”

AKP HÜKÜMETİ SAĞLIKTA NE YAPIYOR?

Kuralsızlaştırma, değersizleştirme, belirsizlik (kaos), çökertme! 

Dünya Bankası’nın (DB) Aile HekimliÄŸi ile ilgili yaklaşımı. DB 2004 Türkiye raporu:
“Aile HekimliÄŸi Türkiye’de saÄŸlık hizmetlerinin özelleÅŸtirilmesinin en önemli adımıdır. Bu nedenle Türkiye cumhuriyeti   (AKP) hükümetine 2004 yılında 40,6 milyon Euro kredi verilmiÅŸtir.”
Demek ki Dünya Bankası daha önce toplumu ve bizleri kandırmış, yalan söylemiştir. Sağlıkta dönüşüm ve aile hekimliği daha iyi ve kapsamlı bir sağlık hizmeti sunumunun değil,  sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin ilk önemli adımıdır.

Hükümetin programı bilimsel değil,  ticaridir. Çağdışıdır.
Türkiye’de AKP hükümetinin 4 yıllık iktidarı döneminde, saÄŸlık alanına aktarılan kaynaklar yaklaşık iki-üç katına çıkmıştır. SaÄŸlık harcamaları 2003 yılında yaklaşık 9–10 milyar dolardan, 2005 yılı itibarıyla 19–20, 2006 yılında yaklaşık 23–24 milyar dolara çıkmıştır. Bunun % 70’i ilaç ve hizmet satın alma ya da teknoloji transferi yöntemiyle sermayeye aktarılmıştır. İlaç harcamalarının payı son üç-dört yıl içerisinde  % 45-50’lere çıkmış durumundadır. Özel hastanelerden hizmet satın alma yoluyla oralara aktarılan kaynaklar giderek artma eÄŸilimindedir.

Görülmektedir ki Türkiye sadece son iki yıl içerisinde faiz yoluyla kaynak aktarmamıştır. Aynı zamanda, başta sağlık olmak üzere pek çok alandan da uluslararası kuruluşlara kaynak aktarmıştır.

Değerli basın mensupları uygulamalar göstermiştir ki;

“SaÄŸlıkta dönüşüm İki kesim için oldukça zararlıdır: Toplumun büyük çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturan yoksul, yoksun ve dar gelirli vatandaÅŸlar  ile   saÄŸlık çalışanlarının büyük çoÄŸunluÄŸu için.

SaÄŸlık çalışanlarının yoksullaÅŸtıran, iÅŸsizleÅŸtiren bir uygulamadır. VatandaÅŸların büyük çoÄŸunluÄŸu açısından, ödeme gücü olmayanlar açısından da saÄŸlık hizmetlerinden yoksun kalma programıdır. Yararının olduÄŸu tek kesim, deÄŸiÅŸik boyutlarıyla sermaye gruplarıdır.” Onlar bu sonucu beklemektedirler, istemektedirler.

Sağlık hizmetlerinden yararlanmak engelli koşu olarak tanımlanmıştır.
Prim,(asgari ücretin üçte birinden az geliri olanlarınkini devlet ödeyecek. Yani bugünkü yeşil kart uygulaması.) +katkı payı (muayene, tektik, yatak, protez, ilaç, tedavi vb.)+kapsam dışı hizmet ödemeleri için cepten ödeme+kurum farkları(özel sektör, öğretim üyesi, özel hizmet vb)

Sistemde hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının temel görevlerinden bir tanesi vergi kontrolörlüğü yapmaktır.

“Dolayısıyla herkesi kendi haklarını koruyan, konumuna uygun davranmaya davet etme dışında bir seçenek yoktur.

Maliye Bakanlığı Sağlık hizmetlerine el koymuştur. Sağlık bakanı istifa etmelidir, çünkü sistemde sağlık bakanına gerek kalmamıştır.

BildiÄŸiniz gibi 1 Temmuz’da çıkarılan “Vaka başı ödeme” genelgesi ile kamu saÄŸlık kurumları yeni bir ekonomik dar boÄŸaza itilmiÅŸti. Sosyal Güvenlik Kurumlarının ödeme güçlüğü sorununu çözmek için uygulamaya konulduÄŸu iddia edilen genelge; hastane yönetimini hekimle, hekimi hastayla karşı karşıya getirerek vatandaşın saÄŸlık hakkına ciddi darbe indirmekte, cebinden çıkan parayı artırmakta idi.

Nitekim, bu tebliÄŸle ilgili açılan dava sonucunda Danıştay, ilgili tebliÄŸin “Anayasanın 56.maddesinde öngörülen ‘Herkes, saÄŸlıklı ve dengeli bir çevrede yaÅŸama hakkına sahiptir.’ hükmüne aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı vermiÅŸtir.

Ayakta TeÅŸhis ve Tedavi Yapılan Özel SaÄŸlık KuruluÅŸları Hakkında Yönetmelik’te deÄŸiÅŸiklik yapılarak hekimlerin ve diÅŸ hekimlerinin birden fazla özel saÄŸlık kuruluÅŸunda çalışmasının önü açılmak istenmektedir. Böylece kuralsız bir çalışma ortamı içinde hekimler arası rekabeti körükleyen bir uygulama hedeflenmiÅŸ ve zincir kliniklerin önü açılmaya çalışılmıştır. (Sermayeye zincir klinikler için ucuz iÅŸ gücü kaynağı.) Ayrıca laboratuar hizmetleri ve diÅŸ ünitesini zorunlu olmaktan çıkartarak dışardan hizmet satın alınma imkanı saÄŸlanarak tanı-tedavi merkezi zincirlerinin önü açılmaktadır. Hizmet sürekliliÄŸi kara feda edilmektedir.

Hükümet ithal hekimle neyi amaçlamaktadır?
Hükümetin yasa tasarısı olarak Meclis Genel Kuruluna sunmaya hazırlandığı yasal düzenlemede yabancı hekimlerin çalışmasının önü açılmaktadır. Uluslararası sermayenin istekleri doÄŸrultusunda İthal ve ucuz hekim çalıştırılması için ülkemizde hekimlik yapabilmenin koÅŸulları deÄŸiÅŸtirilmektedir. Bu durumda çevre ülkelerden (zaten ÅŸu anda çok sayıda kaçak hekim çalışmaktayken) düşük ücretle çalışmaya “gönüllü” pek çok hekimin ülkemize göç etmesi beklenecek ya da bir pazarlık silahı olarak tepemizde tutulacaktır.Bunun iki önemli sonucu olacaktır. Birincisi bir piyasa hizmeti haline gelen saÄŸlıkta, hizmetin motor gücü olan hekimlerin ücretleri üzerinde ciddi baskı oluÅŸturulacak ve düşük ücretle çalışmaya zorlanacaklardır. İkincisi ise ülkemiz, hükümetin iddia ettiÄŸinin aksine, geliÅŸmiÅŸ ülkelerden deÄŸil daha çok çevre ülkelerdeki siyasal-sosyal-ekonomik huzursuzluklardan kaçan hekimlerin sığınma yeri haline gelecektir. Bu da, zaten alt yapısında ciddi sorunları olan saÄŸlık hizmetlerinde standart dışı uygulamaların artmasına ve niteliÄŸin düşmesine yol açacaktır.

Mesleki Sorumluluk Sigortası Hangi Sorunu Çözecek?:
Aynı yasal düzenleme içinde sözü edilen “zorunlu mesleki sorumluluk sigortası” ise saÄŸlık sisteminin bütün sorumluluÄŸunu baÅŸta hekimler olmak üzere saÄŸlık çalışanlarının omuzlarına yüklemek isteyen zihniyetin tipik bir tazahürü olarak görülmelidir. Alt yapısı bu kadar sıkıntılı, yenilenmemiÅŸ ve yıllardır yatırım yapılmamış durumdaki saÄŸlık hizmetlerinin sunumunda ortaya çıkabilecek tıbbi hatalardan saÄŸlık çalışanlarını sorumlu tutmak  neye çözüm getirecektir. Sigorta sermayesinin baskılarıyla hazırlanan bu yasal düzenlemenin tıbbi hataları önlemek yerine tıbbi hatalardan birilerinin para kazanmasını teÅŸvik ettiÄŸi çok açıktır.

Kadrolaşma Bütün Hızıyla Sürüyor:
Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastanelerindeki kadrolaşma isteği ile ilgili keyfiyetini, hukuksuzluğunu sürdürme niyetinde olduğunu göstermeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı hazırladığı Personel Dağılım Cetveli ile

  1. Bilimsel, objektif  ve uzlaşı ile oluşturulmuş kurallara göre
  2. Bağımsız kurullar ile şeffaf bir denetim-değerlendirme yerine

eğitim kadrolarını keyfi kurallarla, kendisinin belirleyeceği kurul üyeleri ile belirlemesini (atama ve görevden alma )esas alan bir düzenleme yapmıştır. Kuralların belirlenmesinde hiçbir katkısı alınmayan meslek örgütü ve sendikaları, Bakanlığın belirlediği sayı üzerinden yapılacak dağılımda sorumluluğa ortak etmek istemektedir. 

Uluslar arası İlaç Sermayesinin Müdahalesi Artıyor:
PiyaslaÅŸtırma, ticarileÅŸtirme, özelleÅŸtirme sürecinde, giderek artan saÄŸlık harcamaları içinde en önemli paya sahip ilaç pazarının kamu denetiminden çıkartılması için her türlü tedbir alınmaktadır. SSK’nın ilaç fabrikasının kapatılması sonrasında bazı ilaçların eczaneler dışında satılmasına izin verilmesiyle ilaç herhangi bir tüketim malı konumuna getirilmek istenmektedir. 22 Temmuz 2006’da çıkarılan yönetmelikle ise hastane bünyesindeki bazı alanlar tıbbi kullanım alanı dışında görülüyor. Bu yönetmelikte eczaneler otel ve büfelerle aynı kategoriye sokulup tıbbi kullanım dışı alan olarak tanımlanıyor. Bu durumda yatarak tedavi gören hastaların ilaç, kan ürünü, hemodiyaliz, kemoterapi reçeteleri vb. eczaneler devre dışı bırakılarak ihale usulüyle büyük sermayeli ilaç dağıtım kuruluÅŸlarına verilmek istenmektedir.

Sağlığın Hizmetinin Temel İlkesi Unutturulmak İsteniyor:
SaÄŸlık dönüşüm sürecinde en köklü yapısal düzenlemeye tabi tutulması beklenen birinci basamak saÄŸlık hizmetlerinde 10 il de yaygınlaÅŸtırılmaya çalışılan  “Aile HekimliÄŸi” ile “koruyucu saÄŸlık hizmetleri” alanı tasfiye edilirken hekimler tüccar, hastalar müşteri olarak tanımlanmaktadır. SaÄŸlık hak olmaktan çıkarılarak paran kadar ya da primin kadar hizmet haline getirilmektedir. Asıl iÅŸi koruyucu saÄŸlık hizmeti sunmak olması beklenen pratisyen hekimler zorla muayenehane hekimi yapılarak ticari kaygılarıyla baÅŸ baÅŸa bırakılmaktadır.

Kamu İhaleleri Yandaş Sermaye İlişkilerine Veriliyor:
Kamu SaÄŸlık iÅŸletmelerinin başına getirilen yöneticiler içine girdikleri, sürüklendikleri ticari çıkar iliÅŸkileri nedeniyle kurÅŸunlara hedef olurken rant paylaşımı iliÅŸkilerinde aktif rol alarak taraf olmaktadırlar.Bacanaklara verildiÄŸi ifade edilen  hizmet ihaleleri,ortak olduÄŸu hastanelere hasta transferi yaptığı belirtilen baÅŸhekimler,AKP ilçe yöneticilerine verilen görüntüleme ihaleleri.   Üniversite hastanelerini %1 geçen oranda MR- Tomografi çekmekle eleÅŸtiren saÄŸlık bakanın eÄŸitim hastanelerinde yıllık belli sayıda çekim garantileri ile anlaÅŸmalar yapılarak hem yargı kararlarını görmezden gelen uygulamalara imza atılması, hem mesleki bilimsel endikasyonlar yerine kota doldurmak için yönlendirilmiÅŸ çekimlerle mesleki  etik deÄŸerlerin erozyonu.ve yakın siyasi çevrelerine yüzlerce milyon dolarlık rant aktarılması.cemaat, ibadet, ticaret üçgeninde giderek artan kar ve rant iliÅŸkisi.kirlenen mesleki ortam ve deÄŸerler…

“herkese SaÄŸlık ve güvenli gelecek.”
Bütün bunların farkında olan biz sağlık çalışanları haklarımızın ve geleceğimizin ellerimizden alınmasına bu güne kadar seyirci kalmadık bundan sonra da kalmayacağız.
Tüm toplumu sağlık hakkı ve herkese güvenli gelecek talebiyle birlikte olmaya, dayanışmaya ve kararlı bir şekilde mücadele etmeye davet ediyoruz.

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
İSTANBUL TABİP ODASI
İSTANBUL ECZACI ODASI
İSTANBUL VETERİNER HEKİMLER ODASI 
SES İSTANBUL ŞUBELERİ 

SAÄžLIK MESLEK ODALARI VE ÖRGÜTLERİNDEN BASIN AÇIKLAMASI. Bugün (20.10.2006 - Cuma) İstanbul Tabip Odası merkezinde Türk Tabipleri BirliÄŸi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası ile SES Aksaray ve Bakırköy Åžubelerinin katılımıyla bir basın toplantısı düzenlendi. AKP hükümetinin saÄŸlık hizmetini yıkıma götüren politikalarının deÄŸerlendirildiÄŸi toplantıda TTB BaÅŸkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, İTO BaÅŸkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, İTO Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen, İEO Genel Sekreteri Ecz. Semih Güngör, İVHO BaÅŸkanı Murat Aslan ve SES Aksaray Åžube BaÅŸkanı Songül Beydilli birer konuÅŸma yaptı. Toplantı sonrasında basına dağıtılan ortak açıklamayı aÅŸağıda bilginize sunarız. BASIN AÇIKLAMASI “herkese SaÄŸlık ve güvenli gelecek.” AKP HÜKÜMETİ SAÄžLIKTA NE YAPIYOR? KuralsızlaÅŸtırma, deÄŸersizleÅŸtirme, belirsizlik (kaos), çökertme!  Dünya Bankası’nın (DB) Aile HekimliÄŸi ile ilgili yaklaşımı. DB 2004 Türkiye raporu: “Aile HekimliÄŸi Türkiye’de saÄŸlık hizmetlerinin özelleÅŸtirilmesinin en önemli adımıdır. Bu nedenle Türkiye cumhuriyeti   (AKP) hükümetine 2004 yılında 40,6 milyon Euro kredi verilmiÅŸtir.” Demek ki Dünya Bankası daha önce toplumu ve bizleri kandırmış, yalan söylemiÅŸtir. SaÄŸlıkta dönüşüm ve aile hekimliÄŸi daha iyi ve kapsamlı bir saÄŸlık hizmeti sunumunun deÄŸil,  saÄŸlık hizmetlerinin özelleÅŸtirilmesinin ilk önemli adımıdır. Hükümetin programı bilimsel deÄŸil,  ticaridir. ÇaÄŸdışıdır. Türkiye’de AKP hükümetinin 4 yıllık iktidarı döneminde, saÄŸlık alanına aktarılan kaynaklar yaklaşık iki-üç katına çıkmıştır. SaÄŸlık harcamaları 2003 yılında yaklaşık 9–10 milyar dolardan, 2005 yılı itibarıyla 19–20, 2006 yılında yaklaşık 23–24 milyar dolara çıkmıştır. Bunun % 70’i ilaç ve hizmet satın alma ya da teknoloji transferi yöntemiyle sermayeye aktarılmıştır. İlaç harcamalarının payı son üç-dört yıl içerisinde  % 45-50’lere çıkmış durumundadır. Özel hastanelerden hizmet satın alma yoluyla oralara aktarılan kaynaklar giderek artma eÄŸilimindedir. Görülmektedir ki Türkiye sadece son iki yıl içerisinde faiz yoluyla kaynak aktarmamıştır. Aynı zamanda, baÅŸta saÄŸlık olmak üzere pek çok alandan da uluslararası kuruluÅŸlara kaynak aktarmıştır. DeÄŸerli basın mensupları uygulamalar göstermiÅŸtir ki; “SaÄŸlıkta dönüşüm İki kesim için oldukça zararlıdır: Toplumun büyük çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturan yoksul, yoksun ve dar gelirli vatandaÅŸlar  ile   saÄŸlık çalışanlarının büyük çoÄŸunluÄŸu için. SaÄŸlık çalışanlarının yoksullaÅŸtıran, iÅŸsizleÅŸtiren bir uygulamadır. VatandaÅŸların büyük çoÄŸunluÄŸu açısından, ödeme gücü olmayanlar açısından da saÄŸlık hizmetlerinden yoksun kalma programıdır. Yararının olduÄŸu tek kesim, deÄŸiÅŸik boyutlarıyla sermaye gruplarıdır.” Onlar bu sonucu beklemektedirler, istemektedirler. SaÄŸlık hizmetlerinden yararlanmak engelli koÅŸu olarak tanımlanmıştır. Prim,(asgari ücretin üçte birinden az geliri olanlarınkini devlet ödeyecek. Yani bugünkü yeÅŸil kart uygulaması.) +katkı payı (muayene, tektik, yatak, protez, ilaç, tedavi vb.)+kapsam dışı hizmet ödemeleri için cepten ödeme+kurum farkları(özel sektör, öğretim üyesi, özel hizmet vb) Sistemde hekimlerin ve diÄŸer saÄŸlık çalışanlarının temel görevlerinden bir tanesi vergi kontrolörlüğü yapmaktır. “Dolayısıyla herkesi kendi haklarını koruyan, konumuna uygun davranmaya davet etme dışında bir seçenek yoktur.” Maliye Bakanlığı SaÄŸlık hizmetlerine el koymuÅŸtur. SaÄŸlık bakanı istifa etmelidir, çünkü sistemde saÄŸlık bakanına gerek kalmamıştır. BildiÄŸiniz gibi 1 Temmuz’da çıkarılan “Vaka başı ödeme” genelgesi ile kamu saÄŸlık kurumları yeni bir ekonomik dar boÄŸaza itilmiÅŸti. Sosyal Güvenlik Kurumlarının ödeme güçlüğü sorununu çözmek için uygulamaya konulduÄŸu iddia edilen genelge; hastane yönetimini hekimle, hekimi hastayla karşı karşıya getirerek vatandaşın saÄŸlık hakkına ciddi darbe indirmekte, cebinden çıkan parayı artırmakta idi. Nitekim, bu tebliÄŸle ilgili açılan dava sonucunda Danıştay, ilgili tebliÄŸin “Anayasanın 56.maddesinde öngörülen ‘Herkes, saÄŸlıklı ve dengeli bir çevrede yaÅŸama hakkına sahiptir.’ hükmüne aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı vermiÅŸtir. Ayakta TeÅŸhis ve Tedavi Yapılan Özel SaÄŸlık KuruluÅŸları Hakkında Yönetmelik’te deÄŸiÅŸiklik yapılarak hekimlerin ve diÅŸ hekimlerinin birden fazla özel saÄŸlık kuruluÅŸunda çalışmasının önü açılmak istenmektedir. Böylece kuralsız bir çalışma ortamı içinde hekimler arası rekabeti körükleyen bir uygulama hedeflenmiÅŸ ve zincir kliniklerin önü açılmaya çalışılmıştır. (Sermayeye zincir klinikler için ucuz iÅŸ gücü kaynağı.) Ayrıca laboratuar hizmetleri ve diÅŸ ünitesini zorunlu olmaktan çıkartarak dışardan hizmet satın alınma imkanı saÄŸlanarak tanı-tedavi merkezi zincirlerinin önü açılmaktadır. Hizmet sürekliliÄŸi kara feda edilmektedir. Hükümet ithal hekimle neyi amaçlamaktadır? Hükümetin yasa tasarısı olarak Meclis Genel Kuruluna sunmaya hazırlandığı yasal düzenlemede yabancı hekimlerin çalışmasının önü açılmaktadır. Uluslararası sermayenin istekleri doÄŸrultusunda İthal ve ucuz hekim çalıştırılması için ülkemizde hekimlik yapabilmenin koÅŸulları deÄŸiÅŸtirilmektedir. Bu durumda çevre ülkelerden (zaten ÅŸu anda çok sayıda kaçak hekim çalışmaktayken) düşük ücretle çalışmaya “gönüllü” pek çok hekimin ülkemize göç etmesi beklenecek ya da bir pazarlık silahı olarak tepemizde tutulacaktır.Bunun iki önemli sonucu olacaktır. Birincisi bir piyasa hizmeti haline gelen saÄŸlıkta, hizmetin motor gücü olan hekimlerin ücretleri üzerinde ciddi baskı oluÅŸturulacak ve düşük ücretle çalışmaya zorlanacaklardır. İkincisi ise ülkemiz, hükümetin iddia ettiÄŸinin aksine, geliÅŸmiÅŸ ülkelerden deÄŸil daha çok çevre ülkelerdeki siyasal-sosyal-ekonomik huzursuzluklardan kaçan hekimlerin sığınma yeri haline gelecektir. Bu da, zaten alt yapısında ciddi sorunları olan saÄŸlık hizmetlerinde standart dışı uygulamaların artmasına ve niteliÄŸin düşmesine yol açacaktır. Mesleki Sorumluluk Sigortası Hangi Sorunu Çözecek?: Aynı yasal düzenleme içinde sözü edilen “zorunlu mesleki sorumluluk sigortası” ise saÄŸlık sisteminin bütün sorumluluÄŸunu baÅŸta hekimler olmak üzere saÄŸlık çalışanlarının omuzlarına yüklemek isteyen zihniyetin tipik bir tazahürü olarak görülmelidir. Alt yapısı bu kadar sıkıntılı, yenilenmemiÅŸ ve yıllardır yatırım yapılmamış durumdaki saÄŸlık hizmetlerinin sunumunda ortaya çıkabilecek tıbbi hatalardan saÄŸlık çalışanlarını sorumlu tutmak  neye çözüm getirecektir. Sigorta sermayesinin baskılarıyla hazırlanan bu yasal düzenlemenin tıbbi hataları önlemek yerine tıbbi hatalardan birilerinin para kazanmasını teÅŸvik ettiÄŸi çok açıktır. KadrolaÅŸma Bütün Hızıyla Sürüyor: SaÄŸlık Bakanlığı EÄŸitim Hastanelerindeki kadrolaÅŸma isteÄŸi ile ilgili keyfiyetini, hukuksuzluÄŸunu sürdürme niyetinde olduÄŸunu göstermeye devam ediyor. SaÄŸlık Bakanlığı hazırladığı Personel Dağılım Cetveli ile Bilimsel, objektif  ve uzlaşı ile oluÅŸturulmuÅŸ kurallara göre Bağımsız kurullar ile ÅŸeffaf bir denetim-deÄŸerlendirme yerine eÄŸitim kadrolarını keyfi kurallarla, kendisinin belirleyeceÄŸi kurul üyeleri ile belirlemesini (atama ve görevden alma )esas alan bir düzenleme yapmıştır. Kuralların belirlenmesinde hiçbir katkısı alınmayan meslek örgütü ve sendikaları, Bakanlığın belirlediÄŸi sayı üzerinden yapılacak dağılımda sorumluluÄŸa ortak etmek istemektedir.  Uluslar arası İlaç Sermayesinin Müdahalesi Artıyor: PiyaslaÅŸtırma, ticarileÅŸtirme, özelleÅŸtirme sürecinde, giderek artan saÄŸlık harcamaları içinde en önemli paya sahip ilaç pazarının kamu denetiminden çıkartılması için her türlü tedbir alınmaktadır. SSK’nın ilaç fabrikasının kapatılması sonrasında bazı ilaçların eczaneler dışında satılmasına izin verilmesiyle ilaç herhangi bir tüketim malı konumuna getirilmek istenmektedir. 22 Temmuz 2006’da çıkarılan yönetmelikle ise hastane bünyesindeki bazı alanlar tıbbi kullanım alanı dışında görülüyor. Bu yönetmelikte eczaneler otel ve büfelerle aynı kategoriye sokulup tıbbi kullanım dışı alan olarak tanımlanıyor. Bu durumda yatarak tedavi gören hastaların ilaç, kan ürünü, hemodiyaliz, kemoterapi reçeteleri vb. eczaneler devre dışı bırakılarak ihale usulüyle büyük sermayeli ilaç dağıtım kuruluÅŸlarına verilmek istenmektedir. SaÄŸlığın Hizmetinin Temel İlkesi Unutturulmak İsteniyor: SaÄŸlık dönüşüm sürecinde en köklü yapısal düzenlemeye tabi tutulması beklenen birinci basamak saÄŸlık hizmetlerinde 10 il de yaygınlaÅŸtırılmaya çalışılan  “Aile HekimliÄŸi” ile “koruyucu saÄŸlık hizmetleri” alanı tasfiye edilirken hekimler tüccar, hastalar müşteri olarak tanımlanmaktadır. SaÄŸlık hak olmaktan çıkarılarak paran kadar ya da primin kadar hizmet haline getirilmektedir. Asıl iÅŸi koruyucu saÄŸlık hizmeti sunmak olması beklenen pratisyen hekimler zorla muayenehane hekimi yapılarak ticari kaygılarıyla baÅŸ baÅŸa bırakılmaktadır. Kamu İhaleleri YandaÅŸ Sermaye İliÅŸkilerine Veriliyor: Kamu SaÄŸlık iÅŸletmelerinin başına getirilen yöneticiler içine girdikleri, sürüklendikleri ticari çıkar iliÅŸkileri nedeniyle kurÅŸunlara hedef olurken rant paylaşımı iliÅŸkilerinde aktif rol alarak taraf olmaktadırlar.Bacanaklara verildiÄŸi ifade edilen  hizmet ihaleleri,ortak olduÄŸu hastanelere hasta transferi yaptığı belirtilen baÅŸhekimler,AKP ilçe yöneticilerine verilen görüntüleme ihaleleri.   Üniversite hastanelerini %1 geçen oranda MR- Tomografi çekmekle eleÅŸtiren saÄŸlık bakanın eÄŸitim hastanelerinde yıllık belli sayıda çekim garantileri ile anlaÅŸmalar yapılarak hem yargı kararlarını görmezden gelen uygulamalara imza atılması, hem mesleki bilimsel endikasyonlar yerine kota doldurmak için yönlendirilmiÅŸ çekimlerle mesleki  etik deÄŸerlerin erozyonu.ve yakın siyasi çevrelerine yüzlerce milyon dolarlık rant aktarılması.cemaat, ibadet, ticaret üçgeninde giderek artan kar ve rant iliÅŸkisi.kirlenen mesleki ortam ve deÄŸerler… “herkese SaÄŸlık ve güvenli gelecek.” Bütün bunların farkında olan biz saÄŸlık çalışanları haklarımızın ve geleceÄŸimizin ellerimizden alınmasına bu güne kadar seyirci kalmadık bundan sonra da kalmayacağız. Tüm toplumu saÄŸlık hakkı ve herkese güvenli gelecek talebiyle birlikte olmaya, dayanışmaya ve kararlı bir ÅŸekilde mücadele etmeye davet ediyoruz. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ İSTANBUL TABİP ODASI İSTANBUL ECZACI ODASI İSTANBUL VETERİNER HEKİMLER ODASI  SES İSTANBUL ÅžUBELERİÂ