Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

GELECEĞİMİZ İÇİN 6 NİSAN’DA KADIKÖY’DEYİZ


    6 Nisan Pazar günü Odamızın da içinde yer aldığı Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Platformu’nca Kadıköy'de düzenlenen mitinge tüm meslektaşlarımız davetlidir. Miting için Pazar günü saat 14.00'te Tepe Nautilus önünde Oda pankartımız arkasında buluşacağız.Sağlık hakkımızı, emeklilik haklarımızı, çocuklarımızın geleceğini ancak “Biz Karşı Çıkarsak" elimizden alamazlar.

    Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu tarafından hazırlanan bildirinin tam metnine aşağıda yer veriyoruz:

    EMEKLİLİK ve SAĞLIĞIMIZ İÇİN 6 NİSAN PAZAR 14.00’te KADIKÖY MİTİNGİNDE BULUŞUYORUZ…

    Bizim Mutabakatımız Yok
HERKESE SAĞLIK, GÜVENLİ GELECEK MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR/SÜRECEK

    IMF emretti; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı Meclis’te görüşülmeye başlandı.

    Bu Tasarı’nın sağlık ve sosyal güvenlik haklarımıza saldırı olduğunu aylardır yürüttüğümüz çalışmalarla milyonlarca vatandaşımıza anlattık.

    Nitekim; 14 Mart 2008 günü ülkemizin dört bir yanında mahallelerde, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde, meydanlarda, sokaklarda, otobanlarda gerçekleştirilen protestolara toplumsal katılım ve destek muazzam oldu.

    Bunun üzerine siyasi iktidar Emek Platformu’yla görüşmeler yapmak zorunda kaldı. Bu görüşmelerden sonra yapılan açıklamalarda Tasarı’da emekçiler lehine çok önemli iyileştirmeler yapıldığı ve böylece büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ifade edildi.
    Oysa gerçek böyle değildir.

    Evet; görüşmeler sonucunda emeklilik için asgari prim gün sayısının 7.200 gün olması kabul edilmiştir. Ancak işçiler bugün zaten 7.000 gün prim ödeyerek emekli olabilmektedirler. Gerçekte söz konusu olan 9.000 günden 7.200 güne “düşürülmesi” değil, 7.000 günden 7.200 güne yükseltilmesi”dir.

    Üstelik emeklilik yaşı 65’e yükseltildiği için prim gün sayısının 7.200 olması yalnız başına bir anlam ifade etmemektedir. Örneğin 20 yıl sigortalı olarak çalışıp 7.200 gün prim gününü 45 yaşında dolduran bir işçinin emekli aylığı alabilmesi için bir 20 yıl daha beklemesi gerekecektir.

    Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse emeklilik imkânsızlık derecesinde zorlaşacaktır.

    Aynı şekilde emekli aylığı bağlanma oranı sigortalılıkta geçen ilk on yıl için % 3’e “çıkarılmakta” değil, mevcut durumdaki % 3,5’dan aşağı “düşürülmekte”dir. Çalışma hayatına yeni başlayacaklar için ise ilk on yıl da dahil % 2’lik bir oran uygulanacaktır.

    Öte yandan, işçiler için mevcut durumda prim güncelleme katsayısında milli gelirdeki artışın % 100’ü hesaba katılmaktadır. Şimdi ise % 30’a düşürülmektedir.

    Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse zaten yoksulluk sınırının altında olan emekli aylıkları % 23 ile % 33 arasında düşecektir. “Yasa çıkmadan çocuğunuzu sigortalatın” çağrıları bu hükümetin gelecek kuşaklara düşmanlığının açık göstergesidir.

    AKP Hükümeti’nin sağlık hakkının kısıtlanması ve sağlığın özelleştirilmesi konusunda ise hiçbir “taviz” vermediği görülmektedir.

    Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de “katılım payı” ödemek yetmeyecek. Bundan sonra hem özel sağlık sigortası yaptırmak, hem de “ilave ücret” ödemek gerekecek.

    Primlerini her ay düzenli olarak ödeyemeyenler hastane kapısından geri dönecek. Primlerini ödeyebilse de milyarlarca lira tutarında “ilave ücret”leri ödeyemeyenler ise sağlık hizmetlerinden kısıtlı olarak yararlanabilecek. Parası olan “acısız, kansız” ameliyat olurken, parası olmayan “acılı, kanlı” ameliyat olacak.

    AKP Hükümeti bu düzenlemeden dahi vazgeçmemiştir. Sadece bu durum bile her türlü insani, vicdani ve ahlaki utanç duygusunun bittiği yeri göstermektedir.

    Söyledik, söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz…
    Bu yapılanlar sağlıkta ve sosyal güvenlikte “reform” değil, yıkımdır. Bizim talebimiz ise tam tersi yöndedir:
    Çalışanların emeklilik koşulları kolaylaştırılmalı,
    Emekli aylıkları insanca yaşayacak düzeye çıkarılmalı,
    Kadın emeği sağlık ve emeklilikte öznel koşullarıyla değerlendirilmeli,
    Eşit/ücretsiz/nitelikli sağlık hizmeti için nüfus cüzdanı yeterli olmalıdır.

    Karşı çıktık, karşı çıkıyoruz, karşı çıkmaya devam edeceğiz.
    Cumhuriyet tarihinin bu en gayri insani, bu en gayri vicdani, bu en gayri ahlâki Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sızlık) Sigortası Kanunu’nu TBMM’den geçirmek demek bu ülkede yaşayan yetmiş milyon insanı ve gelecek kuşakları mağdur etmek demektir. Bunu yapanların sonra da kalkıp ülkemizde yaşanan son gelişmeler bahanesiyle kendilerinin “mağdur” olduğunu anlatmaya çalışması beyhûde bir çaba olacaktır.

    14 Mart 2008 günü Türkiye’nin dört bir yanında hep birlikte ayağa kalkan emekçiler Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı’na karşı iradelerini açık olarak ortaya koymuş ve bu ülkenin umudu olmuşlardır.

    Şimdi gerekli olan toplumun bilincinde ve vicdanında müebbeten mahkûm olmuş bu Tasarı’nın esasa dair olmayan birkaç değişiklikle TBMM’den geçirilmesi değil, tamamıyla geri çekilmesi ve çalışanların talepleri doğrultusunda gerçek bir Sosyal Güvenlik Reformu’nun hayata geçirilmesidir.

    Hiç kimse alanlarda kazandığımız mücadeleyi “masa”da kaybetmemizi beklemesin. Bizler, aylardır yürüttüğümüz mücadelemize bu yaklaşımla devam ediyoruz.

    Bugün emekliliğimizi ve sağlığımızı gaspedenlerin aynı zamanda eğitimi de paralı hale getirenler, eğitim emekçilerini güvencesizleştirenler olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Eğitim-Sen’in bölge mitingini ortaklaştırarak, eğitim emekçilerinin taleplerini halkın sağlık ve sosyal güvenlik talebiyle birleştiriyor;

    6 Nisan 2008 Pazar günü Kadıköy’de düzenleyeceğimiz “Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Mitingi”ne işçisi, kamu çalışanı, esnafı, çiftçisi, emeklisi, yaşlısı, genci, ev kadını, öğrencisi ile bütün halkımızı davet ediyoruz.

BİZ KARŞI ÇIKARSAK YAPAMAZLAR!

HERKESE SAĞLIK/GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU-İSTANBUL

GELECEĞİMİZ İÇİN 6 NİSAN’DA KADIKÖY’DEYİZ.     6 Nisan Pazar günü Odamızın da içinde yer aldığı Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Platformu’nca Kadıköy'de düzenlenen mitinge tüm meslektaşlarımız davetlidir. Miting için Pazar günü saat 14.00'te Tepe Nautilus önünde Oda pankartımız arkasında buluşacağız.Sağlık hakkımızı, emeklilik haklarımızı, çocuklarımızın geleceğini ancak “Biz Karşı Çıkarsak" elimizden alamazlar.     Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu tarafından hazırlanan bildirinin tam metnine aşağıda yer veriyoruz:     EMEKLİLİK ve SAĞLIĞIMIZ İÇİN 6 NİSAN PAZAR 14.00’te KADIKÖY MİTİNGİNDE BULUŞUYORUZ…     Bizim Mutabakatımız Yok HERKESE SAĞLIK, GÜVENLİ GELECEK MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR/SÜRECEK     IMF emretti; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı Meclis’te görüşülmeye başlandı.     Bu Tasarı’nın sağlık ve sosyal güvenlik haklarımıza saldırı olduğunu aylardır yürüttüğümüz çalışmalarla milyonlarca vatandaşımıza anlattık.     Nitekim; 14 Mart 2008 günü ülkemizin dört bir yanında mahallelerde, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde, meydanlarda, sokaklarda, otobanlarda gerçekleştirilen protestolara toplumsal katılım ve destek muazzam oldu.     Bunun üzerine siyasi iktidar Emek Platformu’yla görüşmeler yapmak zorunda kaldı. Bu görüşmelerden sonra yapılan açıklamalarda Tasarı’da emekçiler lehine çok önemli iyileştirmeler yapıldığı ve böylece büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ifade edildi.     Oysa gerçek böyle değildir.     Evet; görüşmeler sonucunda emeklilik için asgari prim gün sayısının 7.200 gün olması kabul edilmiştir. Ancak işçiler bugün zaten 7.000 gün prim ödeyerek emekli olabilmektedirler. Gerçekte söz konusu olan 9.000 günden 7.200 güne “düşürülmesi” değil, 7.000 günden 7.200 güne yükseltilmesi”dir.     Üstelik emeklilik yaşı 65’e yükseltildiği için prim gün sayısının 7.200 olması yalnız başına bir anlam ifade etmemektedir. Örneğin 20 yıl sigortalı olarak çalışıp 7.200 gün prim gününü 45 yaşında dolduran bir işçinin emekli aylığı alabilmesi için bir 20 yıl daha beklemesi gerekecektir.     Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse emeklilik imkânsızlık derecesinde zorlaşacaktır.     Aynı şekilde emekli aylığı bağlanma oranı sigortalılıkta geçen ilk on yıl için % 3’e “çıkarılmakta” değil, mevcut durumdaki % 3,5’dan aşağı “düşürülmekte”dir. Çalışma hayatına yeni başlayacaklar için ise ilk on yıl da dahil % 2’lik bir oran uygulanacaktır.     Öte yandan, işçiler için mevcut durumda prim güncelleme katsayısında milli gelirdeki artışın % 100’ü hesaba katılmaktadır. Şimdi ise % 30’a düşürülmektedir.     Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse zaten yoksulluk sınırının altında olan emekli aylıkları % 23 ile % 33 arasında düşecektir. “Yasa çıkmadan çocuğunuzu sigortalatın” çağrıları bu hükümetin gelecek kuşaklara düşmanlığının açık göstergesidir.     AKP Hükümeti’nin sağlık hakkının kısıtlanması ve sağlığın özelleştirilmesi konusunda ise hiçbir “taviz” vermediği görülmektedir.     Eğer bu Yasa yürürlüğe girerse sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de “katılım payı” ödemek yetmeyecek. Bundan sonra hem özel sağlık sigortası yaptırmak, hem de “ilave ücret” ödemek gerekecek.     Primlerini her ay düzenli olarak ödeyemeyenler hastane kapısından geri dönecek. Primlerini ödeyebilse de milyarlarca lira tutarında “ilave ücret”leri ödeyemeyenler ise sağlık hizmetlerinden kısıtlı olarak yararlanabilecek. Parası olan “acısız, kansız” ameliyat olurken, parası olmayan “acılı, kanlı” ameliyat olacak.     AKP Hükümeti bu düzenlemeden dahi vazgeçmemiştir. Sadece bu durum bile her türlü insani, vicdani ve ahlaki utanç duygusunun bittiği yeri göstermektedir.     Söyledik, söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz…     Bu yapılanlar sağlıkta ve sosyal güvenlikte “reform” değil, yıkımdır. Bizim talebimiz ise tam tersi yöndedir:     Çalışanların emeklilik koşulları kolaylaştırılmalı,     Emekli aylıkları insanca yaşayacak düzeye çıkarılmalı,     Kadın emeği sağlık ve emeklilikte öznel koşullarıyla değerlendirilmeli,     Eşit/ücretsiz/nitelikli sağlık hizmeti için nüfus cüzdanı yeterli olmalıdır.     Karşı çıktık, karşı çıkıyoruz, karşı çıkmaya devam edeceğiz.     Cumhuriyet tarihinin bu en gayri insani, bu en gayri vicdani, bu en gayri ahlâki Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sızlık) Sigortası Kanunu’nu TBMM’den geçirmek demek bu ülkede yaşayan yetmiş milyon insanı ve gelecek kuşakları mağdur etmek demektir. Bunu yapanların sonra da kalkıp ülkemizde yaşanan son gelişmeler bahanesiyle kendilerinin “mağdur” olduğunu anlatmaya çalışması beyhûde bir çaba olacaktır.     14 Mart 2008 günü Türkiye’nin dört bir yanında hep birlikte ayağa kalkan emekçiler Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı’na karşı iradelerini açık olarak ortaya koymuş ve bu ülkenin umudu olmuşlardır.     Şimdi gerekli olan toplumun bilincinde ve vicdanında müebbeten mahkûm olmuş bu Tasarı’nın esasa dair olmayan birkaç değişiklikle TBMM’den geçirilmesi değil, tamamıyla geri çekilmesi ve çalışanların talepleri doğrultusunda gerçek bir Sosyal Güvenlik Reformu’nun hayata geçirilmesidir.     Hiç kimse alanlarda kazandığımız mücadeleyi “masa”da kaybetmemizi beklemesin. Bizler, aylardır yürüttüğümüz mücadelemize bu yaklaşımla devam ediyoruz.     Bugün emekliliğimizi ve sağlığımızı gaspedenlerin aynı zamanda eğitimi de paralı hale getirenler, eğitim emekçilerini güvencesizleştirenler olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Eğitim-Sen’in bölge mitingini ortaklaştırarak, eğitim emekçilerinin taleplerini halkın sağlık ve sosyal güvenlik talebiyle birleştiriyor;     6 Nisan 2008 Pazar günü Kadıköy’de düzenleyeceğimiz “Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Mitingi”ne işçisi, kamu çalışanı, esnafı, çiftçisi, emeklisi, yaşlısı, genci, ev kadını, öğrencisi ile bütün halkımızı davet ediyoruz. BİZ KARŞI ÇIKARSAK YAPAMAZLAR! HERKESE SAĞLIK/GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU-İSTANBUL