İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştirilen Bölge Toplantıları sürüyor. İlaç ve eczacılık alanındaki gelişmeleri ve Oda çalışmalarını meslektaşlarımıza aktarmayı amaçlayan toplantılarda üyelerimiz TEB’de oluşturulan ve SUT, TUT, Protokol konularına yönelik çalışma gruplarında ele alınan konular hakkında da bilgilendiriliyor.
Bölge Toplantılarının ilki Beylikdüzü’nde düzenlenmişti. İkinci toplantı ise geçtiğimiz Perşembe akşamı (27 Mart 2008) Merter’de Green Park Otel’de yapıldı. Toplantıya Bakırköy, Güngören, Esenler, Bahçelievler, Şirinevler bölgelerinin de içinde bulunduğu toplam 9 bölgeden eczacılar katıldı.
Protokol görüşmeleri ve eylemlilik süreci
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör toplantıda yaptığı konuşmada, Odamızın TEB bünyesinde oluşturulan komisyonlarda bilfiil yer aldığını, çalışmalara katkı verdiğini ve gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti. Son TEB Başkanlar Kurulunda SUT, TUT ve Protokol konularında 51 eczacı odasının olmazsa olmazlarını çok net olarak ortaya koyduğunu söyleyen Güngör, geçmiştekinden çok farklı olarak odalar arasında ortak bir kararlılığın olduğuna işaret etti.
Protokolün imzalanacağı önümüzdeki süreçte Sosyal Güvenlik Kurumu ile TEB Merkez Heyetinin karşı karşıya gelmesinin kaçınılmaz gözüktüğüne değinen Güngör, komisyon çalışmalarına katılan eczacı odalarının şu 3 konuda kararlılık sergilediğini söyledi:
- SUT ve TUT’ta yer alan günübirlik tedavinin iptali,
- Kademeli iskontonun sonlandırılması (Güngör, İstanbul Eczacı Odası’nın ve birçok odanın önerisinin ise sıfır iskonto yapılması olduğunu ekledi),
- Kamu kurum iskontolarının eczacı üzerinden yansıtılmasının eczacının sırtında yarattığı yükün kaldırılması.
Ayrıca komisyon çalışmaları sırasında Tebliğler ve Protokol taslakları oluşturulurken çeşitli öneriler getirdiklerini ifade eden Güngör, bu önerilerin bazılarını şöyle sıraladı:
- Reçete kontrollerinin her şekilde 90 gün içinde bitirilmesi, 90 gün süreyi aşan reçete kontrollerinde yapılacak kesintilerde eczacının hiçbir sorumluluğunun olmaması,
- Eczacıya verilen para cezalarının tümünün kaldırılması; sahte rapor ve sahte ilaç gibi eczacının denetlemesinin mümkün olmadığı maddelerde ancak mahkeme kararıyla sözleşme feshine gidilmesi,
- Raporlardaki ve reçete yazımı esnasında hekimden kaynaklanan hatalardan eczacının değil raporu çıkaran kurum ile reçeteyi yazan doktorun sorumlu olması.
Hazırlanan taslaklara son şeklinin TEB Merkez Heyetinde görüşülerek Başkanlar Danışma Kurulunda tartışıldıktan sonra verileceğini bildiren Güngör, taslakların daha sonra görüşmeler sırasında Sosyal Güvenlik Kurumu’na sunulacağını belirtti. Güngör, İstanbul Eczacı Odası’nın sürecin bugüne kadar içinde yer alarak TEB yönetimine desteğini sunduğunu ancak bundan sonraki aşamada beklenti ve taleplerinin bu adımların hayata geçirilmesi yönünde olacağını söyledi.
TEB’in Kurumla yapacağı Protokol görüşmelerinin başarılı olmaması halinde önümüzde bir eylemlilik sürecinin görüldüğünü belirten Güngör, “Bunu şimdiden sizlerle paylaşmak isterim, sürecin bizi eylemliliğe götürüp götürmeyeceğini bu pazarlık süreci belirleyecek” dedi.
E-Sözleşme: Bir gözdağı
SGK’nın şu ana kadar eczacı odaları ve TEB tarafından pazarlık süreci öncesinde yapılan çalışmalardan haberdar olduğunu ifade eden Güngör, “Bu konuda ne kadar bilgili ve hazırlıklı olduklarının en önemli delili de yakın zamanlarda önümüze getirilen e-sözleşme seçeneği oldu. Bu bir gözdağıydı” dedi. Güngör, SGK’nın ortaya attığı e-sözleşme haberiyle eczacı örgütlerine “sizi tanımayız, görüşmelerde eczacıyı yalnız bırakıp imza atmaya zorlayabiliriz” mesajı verdiğini söyledi.
TEB’in kararının TUT ve SUT’un yayınlanmasının hemen ardından bir protokol görüşmesini karşılıklı mutabakatla kısa sürede sonlandırmak olduğunu söyleyen Güngör, “Bu anlamda önümüzdeki ayın çok sıcak geçeceğini söyleyebilirim” diye konuştu.
Yatan hasta reçeteleri
Güngör toplantıda yatan hasta reçetelerinin hastane eczanelerinden karşılanması uygulamasından sonra yaşanan kaos ortamına ve hasta mağduriyetlerine de değindi. Güngör, bölgede Bakırköy ve Yedikule devlet hastanelerinde sürdürülen yatan hasta reçetelerinin eşit ve sıralı dağıtımı uygulamasını 1 Ocak itibariyle sonlandırmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Güngör yatan hasta reçetelerinin hastane eczanelerinden karşılanması zorunluluğu getiren uygulama hakkında TEB Başkanlar Kurulu’na da öneriler götürüldüğünü hatırlattı. Güngör, Türkiye’nin tamamında eczacı odalarının yatan hasta dağıtım bürolarının kurulması, özellikle büyük hastanelerdeki yatan hasta bürolarının 24 saat açık kalma taahhüdünün verilmesi, hastanelerde bulunması gereken acil ilaçlarının listesinin tespit edilerek bunların hastane tarafından karşılanması, kalanlarının ise serbest eczaneler tarafından karşılanması yönünde öneriler içeren bir raporun Sağlık Bakanlığı’na iletildiğini söyledi. İstanbul Eczacı Odası’nın reçete çıkışının devam ettiği hastanelerdeki bürolarını açık tutmaya kararlı olduğunu belirten Güngör, Haydarpaşa Numune Hastanesindeki büronun Başhekimlik tarafından bir dayatmayla kapatılmasının ardından uygulamayla ilgili hukuki sürecin derhal başlatıldığını dile getirdi.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’na karşı mücadele
AKP iktidarının Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında aldığı kararların eczacıları da doğrudan etkilediğine değinen Güngör, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısına karşı mücadelenin önemine işaret etti. Yasanın en önemli hedeflerinden biri olan paralı sağlık hizmetine geçiş süreci içinde eczacıların ilaçla bağının koparılacağını söyleyen Güngör, “Genel Sağlık Sigortasına karşı mücadeleyi sonuna kadar sürdürme kararlılığındayız. Bu mücadele Türkiye genelinde ağırlıklı olarak sağlık meslek örgütleri tarafından sürdürülüyor, kamuoyunun da artık bu mücadeleye sahip çıktığını görüyoruz. En son yapılan eylemlere eczacı meslektaşlarımızın da yoğun katılım gösterdiğini gördük. Bu bizi çok umutlandırdı. Sadece güvenli ve sağlıklı bir gelecek, ailemiz ve çevremizdekiler için değil, mesleğimizin geleceği açısından da bu mücadelede yer almak durumundayız” diye konuştu. Güngör 6 Nisan Pazar günü Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu tarafından Kadıköy’de yapılacak mitinge eczacıların güçlü bir biçimde katılmasının önemini vurguladı.
OTC, ilaçta reklam ve LCD ekran
Toplantıda OTC ve ilaçta reklam konusuna da değinen Oda Başkanı, OTC kapsamına alınması öngörülen 1800 kalem ilacın kutu bazında piyasadaki ilaçların yüzde 40’ını oluşturduğunu, bunların da geri ödeme kapsamından çıkmasıyla yerine geçecek ithal ilaçların eczacıyı daha da ekonomik sıkıntı içine sokacağını söyledi. Eczacıların bu konuda da kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizen Güngör, bazı firmalar tarafından eczanelere yerleştirilmek istenen LCD ekranlar konusunda da uyardı. Eczanelerdeki LCD ekranlarla yapılan dermakozmetik, besin takviyesi reklamlarının ileride ilaç reklamına dönüşme tehlikesi barındırdığına değinen Güngör, İstanbul Eczacı Odası’nın bu uygulamaya karşı çıktığını ve İstanbul’da en fazla ekran yerleştiren firmanın yaklaşık 1800 ekranını kaldırttığını söyledi. Güngör tüm eczacıları bu konuda dikkatli ve uyanık olmaya çağırarak, verilen desteğe teşekkür etti.
2. İstanbul Eczacılık Kongresi
Toplantıda gündeme gelen konulardan biri de Kasım ayında düzenlenecek olan 2. İstanbul Eczacılık Kongresi idi. Semih Güngör, ilacın tek sahibinin eczacı olduğunun kararlı bir şekilde ortaya konulacağı, eczacılığın neden vazgeçilmez olduğunun her yönüyle ele alınacağı uluslararası boyutu da olacak bir kongre düzenlendiğini ifade etti.
Bu yıl 14 Mayıs’ın da Oda tarafından bir kutlama günü olarak değil eczacının sorunlarının ortaya konduğu bir eylem günü olarak ele alınacağını söyleyen Güngör, son olarak Kadıköy’de diğer sağlık meslek odalarıyla ortak açılan büro hakkında meslektaşlarımızı bilgilendirdi. Güngör’ün konuşmasının ardından toplantıya katılanların sorularının yanıtlandığı tartışma bölümüne geçildi.