Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

BASINA VE KAMUOYUNA


ECZANELERİMİZİN VİTRİNLERİNİ KARARTIYORUZ!

    Bugün İstanbul Eczacı Odası’nda yaptığımız basın açıklamasını aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

    Değerli basın mensupları,

    14 Mayıs Eczacılık Günü’nü bu yıl bir eylemlilik günü olarak düzenliyoruz. Şu sıralar sağlık ve eczacılık alanıyla ilgili temel bazı düzenlemeler hükümet tarafından Meclis’ten geçirilmek isteniyor. Bu düzenlemeler ilaçla eczacı arasındaki bağı koparacak, ilacı eczane dışına çıkaracak, ilaç tanımını değiştirecek, sonuç olarak kamu sağlığını olumsuz etkileyecek özellikler taşıyor.

    Kuşkusuz bu düzenlemelerin gündeme gelmesinde, tekelci ilaç sermayesi ve farklı sermaye gruplarının, mevcut yasaları bu haliyle kendi çıkarları için yeterli görmemesi ve ülkemizdeki mevzuatı küresel politikalara uygun hale getirmeye çalışmasının önemli rolü var. İlaç pazarını olabildiğince genişletmeyi amaçlayan bu süreçte, eczacının ve eczanelerin mevcut konumu sözkonusu politikalarla ciddi anlamda çelişiyor. Bu yüzden süreci çok yakından takip etmek ve ilacı eczane dışına çıkarmaya dönük olası gelişmelere karşı bugünden direncimizi ortaya koymak zorundayız. Bu anlamda düzenlediğimiz eylemler, hem siyasi iktidara karşı hem de serbest eczanelere yakın ilgi gösteren sermaye çevrelerine ve ilaç reklamından nemalanmak isteyen çevrelere karşı bir uyarı niteliğindedir.

    Gerek hükümet gerekse ilaç ve eczane düzenini kendi istemleri doğrultusunda değiştirmek isteyen sermaye gruplarının gündeme getireceği olası düzenlemelere karşı, eczacının mesleğine ve ilaca sahip çıkma konusunda en küçük bir tereddüt göstermeyeceği de iyi bilinmelidir.

    Bu anlamda 3 noktadaki kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğiz.

  1. Gündemde olan “İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı” ilacı eczacıdan ve kamusal güvenceden kopartmayı amaçlamaktadır. Bu yasada eczacının adı yoktur. Bu tasarıyla ilaç ve eczacılık alanının kontrolü, Sağlık Bakanlığı’ndan alınıp İlaç Kurumu gibi toplumsal sorumluluğu olmayan, sözde “özerk” ve sermayenin etkisi altında bir kuruma devredilmek istenmektedir.
  2. Yine şu sıralar gündemde olan OTC ve ilaçta reklam düzenlemesi, birçok ilacın eczane dışına çıkmasına yol açacaktır. Çokuluslu ilaç tekellerinin Türkiye’de ilaç pazarını genişletme amacına yönelik bu düzenleme, eczacıları mağdur edecek, halk sağlığını olumsuz etkileyecektir. Örneğin reklamı yapılmaya başlanmasından birkaç yıl sonra ciddi ölüm riskleri taşıdıkları için toplatılan yüzlerce ilacın varlığı, bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. İlaçlar reklamla ve eczane dışında satılamaz.
  3. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yasa da şu sıralar Meclis’in gündeminde. Günümüzün ihtiyaçlarına ve eczacının taleplerine yanıt vermesini beklediğimiz bu yasanın çerçevesi içine, Meclis görüşmeleri sırasında, eczacı olmayan kişilerin, farklı sermaye gruplarının eczane açmasının önünü açabilecek maddeler eklenmesi endişesini taşıyoruz. Özellikle güçlü bazı sermaye gruplarının bu konudaki talep ve ısrarlarının farkındayız. Öte yandan eczane açma sürecinde eczacı odalarının ve Türk Eczacıları Birliği’nin devre dışı bırakılması da kabul edilemez.

    Hiç kuşkusuz eczacının güçlü birlikteliği ve iradesi sözünü ettiğimiz bu çabaları boşa çıkaracak, eczacılar mesleğine ve ilaca sahip çıkmaya kararlılıkla devam edecektir.

    2008 yılında kamu kurumlarıyla yapılacak Protokol ile ilgili süreci de çok yakından takip etmekteyiz. Bilinmektedir ki eczacılar Protokol hükümleriyle ilgili büyük sıkıntılar yaşamakta, sözleşme maddeleri eczacıyı mağdur eden ciddi uygulamalara yol açmaktadır. Eczanelerin kamusal hizmeti sürdürebilmesi ve ayakta kalabilmesi için gerekli koşulları sağlayacak bir protokol hazırlanması artık kaçınılmaz olmuştur. Bu konudaki sabrımız tükenme noktasına gelmiş, istemlerimizin karşılanması sistemin sağlıklı işlemesi için de olmazsa olmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu alandaki kararlılığımız da ilgili çevrelerce iyi anlaşılmalıdır.

    “Geleceğimizin Kararmaması İçin Vitrinlerimizi Karartıyoruz” eylemimiz, mesleğimizle ilgili tüm olumsuz gelişmeleri kamuoyunun gündemine taşımayı amaçlayan ve eczacının bu sürece kayıtsız kalmayacağı gerçeğini vurgulayan haklı ve demokratik bir eylemdir. Bu eylemin hayata geçirilmesi biz eczacılar açısından tarihi bir sorumluluktur.

    13 Mayıs’ta hastane önlerindeyiz. İstanbul’daki 9 hastane önünde el ilanlarımızı dağıtıyor, halka sorunlarımızı anlatıyoruz!

    13-14 Mayıs’ta eczane vitrinlerimizi karartıyoruz!

    14 Mayıs’ta Tünel’den Taksim’e beyaz önlüklerimizle yürüyoruz!

    KARARTMANIN SONU KAPATMADIR!

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu

BASINA VE KAMUOYUNA. ECZANELERİMİZİN VİTRİNLERİNİ KARARTIYORUZ!     Bugün İstanbul Eczacı Odası’nda yaptığımız basın açıklamasını aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.     Değerli basın mensupları,     14 Mayıs Eczacılık Günü’nü bu yıl bir eylemlilik günü olarak düzenliyoruz. Şu sıralar sağlık ve eczacılık alanıyla ilgili temel bazı düzenlemeler hükümet tarafından Meclis’ten geçirilmek isteniyor. Bu düzenlemeler ilaçla eczacı arasındaki bağı koparacak, ilacı eczane dışına çıkaracak, ilaç tanımını değiştirecek, sonuç olarak kamu sağlığını olumsuz etkileyecek özellikler taşıyor.     Kuşkusuz bu düzenlemelerin gündeme gelmesinde, tekelci ilaç sermayesi ve farklı sermaye gruplarının, mevcut yasaları bu haliyle kendi çıkarları için yeterli görmemesi ve ülkemizdeki mevzuatı küresel politikalara uygun hale getirmeye çalışmasının önemli rolü var. İlaç pazarını olabildiğince genişletmeyi amaçlayan bu süreçte, eczacının ve eczanelerin mevcut konumu sözkonusu politikalarla ciddi anlamda çelişiyor. Bu yüzden süreci çok yakından takip etmek ve ilacı eczane dışına çıkarmaya dönük olası gelişmelere karşı bugünden direncimizi ortaya koymak zorundayız. Bu anlamda düzenlediğimiz eylemler, hem siyasi iktidara karşı hem de serbest eczanelere yakın ilgi gösteren sermaye çevrelerine ve ilaç reklamından nemalanmak isteyen çevrelere karşı bir uyarı niteliğindedir.     Gerek hükümet gerekse ilaç ve eczane düzenini kendi istemleri doğrultusunda değiştirmek isteyen sermaye gruplarının gündeme getireceği olası düzenlemelere karşı, eczacının mesleğine ve ilaca sahip çıkma konusunda en küçük bir tereddüt göstermeyeceği de iyi bilinmelidir.     Bu anlamda 3 noktadaki kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Gündemde olan “İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı” ilacı eczacıdan ve kamusal güvenceden kopartmayı amaçlamaktadır. Bu yasada eczacının adı yoktur. Bu tasarıyla ilaç ve eczacılık alanının kontrolü, Sağlık Bakanlığı’ndan alınıp İlaç Kurumu gibi toplumsal sorumluluğu olmayan, sözde “özerk” ve sermayenin etkisi altında bir kuruma devredilmek istenmektedir. Yine şu sıralar gündemde olan OTC ve ilaçta reklam düzenlemesi, birçok ilacın eczane dışına çıkmasına yol açacaktır. Çokuluslu ilaç tekellerinin Türkiye’de ilaç pazarını genişletme amacına yönelik bu düzenleme, eczacıları mağdur edecek, halk sağlığını olumsuz etkileyecektir. Örneğin reklamı yapılmaya başlanmasından birkaç yıl sonra ciddi ölüm riskleri taşıdıkları için toplatılan yüzlerce ilacın varlığı, bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. İlaçlar reklamla ve eczane dışında satılamaz. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yasa da şu sıralar Meclis’in gündeminde. Günümüzün ihtiyaçlarına ve eczacının taleplerine yanıt vermesini beklediğimiz bu yasanın çerçevesi içine, Meclis görüşmeleri sırasında, eczacı olmayan kişilerin, farklı sermaye gruplarının eczane açmasının önünü açabilecek maddeler eklenmesi endişesini taşıyoruz. Özellikle güçlü bazı sermaye gruplarının bu konudaki talep ve ısrarlarının farkındayız. Öte yandan eczane açma sürecinde eczacı odalarının ve Türk Eczacıları Birliği’nin devre dışı bırakılması da kabul edilemez.     Hiç kuşkusuz eczacının güçlü birlikteliği ve iradesi sözünü ettiğimiz bu çabaları boşa çıkaracak, eczacılar mesleğine ve ilaca sahip çıkmaya kararlılıkla devam edecektir.     2008 yılında kamu kurumlarıyla yapılacak Protokol ile ilgili süreci de çok yakından takip etmekteyiz. Bilinmektedir ki eczacılar Protokol hükümleriyle ilgili büyük sıkıntılar yaşamakta, sözleşme maddeleri eczacıyı mağdur eden ciddi uygulamalara yol açmaktadır. Eczanelerin kamusal hizmeti sürdürebilmesi ve ayakta kalabilmesi için gerekli koşulları sağlayacak bir protokol hazırlanması artık kaçınılmaz olmuştur. Bu konudaki sabrımız tükenme noktasına gelmiş, istemlerimizin karşılanması sistemin sağlıklı işlemesi için de olmazsa olmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu alandaki kararlılığımız da ilgili çevrelerce iyi anlaşılmalıdır.     “Geleceğimizin Kararmaması İçin Vitrinlerimizi Karartıyoruz” eylemimiz, mesleğimizle ilgili tüm olumsuz gelişmeleri kamuoyunun gündemine taşımayı amaçlayan ve eczacının bu sürece kayıtsız kalmayacağı gerçeğini vurgulayan haklı ve demokratik bir eylemdir. Bu eylemin hayata geçirilmesi biz eczacılar açısından tarihi bir sorumluluktur.     13 Mayıs’ta hastane önlerindeyiz. İstanbul’daki 9 hastane önünde el ilanlarımızı dağıtıyor, halka sorunlarımızı anlatıyoruz!     13-14 Mayıs’ta eczane vitrinlerimizi karartıyoruz!     14 Mayıs’ta Tünel’den Taksim’e beyaz önlüklerimizle yürüyoruz!     KARARTMANIN SONU KAPATMADIR! İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu