Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

BASINA VE KAMUOYUNA


TAKVİYE TEDAVİ GIDALAR TEBLİĞİ TASLAĞI KABUL EDİLEMEZ!

Tarım Bakanlığınca Yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Takviye Tedavi Gıdalar Tebliği Taslağı Kabul Edilemez.

    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca yayınlanan Tebliğ taslağı, eczacı kamuoyunun büyük tepkisine sebep olmuştur. Türk Gıda Kodeksi Takviye Edici Gıdalar Tebliği Taslağının 4. maddesinde takviye edici gıdaların tanımından yola çıkılarak, bugüne kadar ilaç olarak tanımlanan vitamin ve bitkisel ekstrelerin ilaç tanımından çıkarıldığı, ruhsatlandırma işleminin Tarım Bakanlığı’nca yapılması suretiyle eczane dışındaki yerlerde satılmasının önünün açıldığı açıkça görülmektedir.

Tebliğ No: 2008 taslağını aşağıdaki nedenlerle kabul edilemez ve hukuka aykırı bulmaktayız:

    1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Yasasının 1. maddesinde ilacın tanımı şöyle yapılmıştır: “İlaç farmakope veya formüllerde kayıtlı, teşhis, kür, yatıştırma tedavi veya hastalıklardan korunma için kullanılan maddeye denir. Bunun eczacılık teknolojisine uygun bir şekilde hazırlanıp ve özel bir isim altında sunulan şekline müstahzar denir.
    Yine aynı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği ilaçların ruhsatlandırma işlemleri Sağlık Bakanlığı’nca gerçekleştirilmektedir.
    Dünya Sağlık Örgütü ilacı “fizyolojik sistemleri ve patolojik (hastalık yapıcı) durumları, kullananın yararına değiştirmek veya incelemek amacı ile kullanılan ürün” olarak tanımlamaktadır.
    İlaç gereksiz, yersiz ve yanlış kullanıldığında zehir haline dönüşebilir. Bilindiği gibi büyük ilaç tekellerinin izlediği satış ve promosyon stratejileri nedeniyle pek çok insan hayatını kaybedebilmekte veya sağlığını yitirmektedir.
    İlaç herhangi bir ticari meta olmayıp, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir üründür.
    Gerek yasanın ve gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı tanımlardan yola çıkarak ilacın bir takım patolojik durumları gidermek için hasta yararına kullanılmasının yanı sıra, hastalıkların oluşmasını önleyecek biçimde fizyolojik sistemlerin değiştirilmesi olarak da kullanılması söz konusudur. Tarım Bakanlığı’nca tanımı değiştirilerek ruhsatlandırılması öngörülen ürünler, gerek kanunun ve gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlarına göre ilaç kapsamındadır. Bu nedenle Taslak tamamen hukuka aykırı olduğu gibi insan sağlığını da tehdit edecek bir nitelik taşımaktadır.

    1262 sayılı yasanın 7. maddesinin (e) bendinde Sağlık Bakanlığı’nca yapılan ruhsatlandırma aşamasında ilacın, “tahlil ve tetkik neticesinde formülüne uygun ve bildirilen tedavi vasıflarını haiz olması” şartı aranmaktadır. Taslak kapsamında yer alan ilaçların ismi “takviye edici gıda” olarak değiştirilmek suretiyle Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması, ruhsatlandırma aşamasında Sağlık Bakanlığı’nca yapılması gereken denetimi de devre dışı bırakmaktadır. Taslak insan sağlığını tehdit edebilecek ürünlerin denetimsiz bir biçimde ruhsatlandırılarak satışa sunulması tehlikesini taşımaktadır.

    Taslakla yapılan değişiklik esasen ilaç niteliğinde olan ürünlerin ilaç tanımından çıkarılması ve Tarım Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmasıdır. Böylece bu ilaçların hemen her yerde satılabilir hale gelmesinin yanı sıra ilaçların OTC olarak tabir edilen tezgahüstü satış kapsamında sunulması durumunda (ki gizli ve tali amaç budur), marketlerde kozmetik ürünler vs. gibi serbestçe satılacağı, eczacının danışmanlığı olmadan kullanıldığında ortaya vahim sonuçlar çıkacağını hatırlatmayı görev biliyoruz. Bu durumun önemle vurgulanması gereken bir diğer tarafı da; bu ilaçların Tarım Bakanlığı’nca ruhsatlandırılması durumunda da firmalarca yapılacak promosyon ve reklam faaliyetlerinin yaratacağı maliyetin ilaç fiyatlarına yansıyacağı ve bu kapsama alınan ilaç fiyatlarının 3-4 katı artacağı hususudur. Diğer yandan bilinçsiz ve tehlikeli ilaç kullanımı ve ilaç savurganlığı da artacaktır.

    Taslak hukuka aykırılığının yanısıra kamu sağlığını da tehdit eden niteliktedir. Bu anlamda İstanbul Eczacı Odası olarak bu taslağı kabul etmediğimizi, taslağın bu biçimiyle uygulamaya girmesi durumunda her türlü yasal yollara başvuracağımızı ve demokratik zeminde tepkimizi göstereceğimizi bildiririz.

Saygılarımızla.

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu

BASINA VE KAMUOYUNA. TAKVİYE TEDAVİ GIDALAR TEBLİĞİ TASLAĞI KABUL EDİLEMEZ! Tarım Bakanlığınca Yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Takviye Tedavi Gıdalar Tebliği Taslağı Kabul Edilemez.     Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca yayınlanan Tebliğ taslağı, eczacı kamuoyunun büyük tepkisine sebep olmuştur. Türk Gıda Kodeksi Takviye Edici Gıdalar Tebliği Taslağının 4. maddesinde takviye edici gıdaların tanımından yola çıkılarak, bugüne kadar ilaç olarak tanımlanan vitamin ve bitkisel ekstrelerin ilaç tanımından çıkarıldığı, ruhsatlandırma işleminin Tarım Bakanlığı’nca yapılması suretiyle eczane dışındaki yerlerde satılmasının önünün açıldığı açıkça görülmektedir. Tebliğ No: 2008 taslağını aşağıdaki nedenlerle kabul edilemez ve hukuka aykırı bulmaktayız:     1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Yasasının 1. maddesinde ilacın tanımı şöyle yapılmıştır: “İlaç farmakope veya formüllerde kayıtlı, teşhis, kür, yatıştırma tedavi veya hastalıklardan korunma için kullanılan maddeye denir. Bunun eczacılık teknolojisine uygun bir şekilde hazırlanıp ve özel bir isim altında sunulan şekline müstahzar denir.”     Yine aynı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği ilaçların ruhsatlandırma işlemleri Sağlık Bakanlığı’nca gerçekleştirilmektedir.     Dünya Sağlık Örgütü ilacı “fizyolojik sistemleri ve patolojik (hastalık yapıcı) durumları, kullananın yararına değiştirmek veya incelemek amacı ile kullanılan ürün” olarak tanımlamaktadır.     İlaç gereksiz, yersiz ve yanlış kullanıldığında zehir haline dönüşebilir. Bilindiği gibi büyük ilaç tekellerinin izlediği satış ve promosyon stratejileri nedeniyle pek çok insan hayatını kaybedebilmekte veya sağlığını yitirmektedir.     İlaç herhangi bir ticari meta olmayıp, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir üründür.     Gerek yasanın ve gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı tanımlardan yola çıkarak ilacın bir takım patolojik durumları gidermek için hasta yararına kullanılmasının yanı sıra, hastalıkların oluşmasını önleyecek biçimde fizyolojik sistemlerin değiştirilmesi olarak da kullanılması söz konusudur. Tarım Bakanlığı’nca tanımı değiştirilerek ruhsatlandırılması öngörülen ürünler, gerek kanunun ve gerekse Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlarına göre ilaç kapsamındadır. Bu nedenle Taslak tamamen hukuka aykırı olduğu gibi insan sağlığını da tehdit edecek bir nitelik taşımaktadır.     1262 sayılı yasanın 7. maddesinin (e) bendinde Sağlık Bakanlığı’nca yapılan ruhsatlandırma aşamasında ilacın, “tahlil ve tetkik neticesinde formülüne uygun ve bildirilen tedavi vasıflarını haiz olması” şartı aranmaktadır. Taslak kapsamında yer alan ilaçların ismi “takviye edici gıda” olarak değiştirilmek suretiyle Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması, ruhsatlandırma aşamasında Sağlık Bakanlığı’nca yapılması gereken denetimi de devre dışı bırakmaktadır. Taslak insan sağlığını tehdit edebilecek ürünlerin denetimsiz bir biçimde ruhsatlandırılarak satışa sunulması tehlikesini taşımaktadır.     Taslakla yapılan değişiklik esasen ilaç niteliğinde olan ürünlerin ilaç tanımından çıkarılması ve Tarım Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmasıdır. Böylece bu ilaçların hemen her yerde satılabilir hale gelmesinin yanı sıra ilaçların OTC olarak tabir edilen tezgahüstü satış kapsamında sunulması durumunda (ki gizli ve tali amaç budur), marketlerde kozmetik ürünler vs. gibi serbestçe satılacağı, eczacının danışmanlığı olmadan kullanıldığında ortaya vahim sonuçlar çıkacağını hatırlatmayı görev biliyoruz. Bu durumun önemle vurgulanması gereken bir diğer tarafı da; bu ilaçların Tarım Bakanlığı’nca ruhsatlandırılması durumunda da firmalarca yapılacak promosyon ve reklam faaliyetlerinin yaratacağı maliyetin ilaç fiyatlarına yansıyacağı ve bu kapsama alınan ilaç fiyatlarının 3-4 katı artacağı hususudur. Diğer yandan bilinçsiz ve tehlikeli ilaç kullanımı ve ilaç savurganlığı da artacaktır.     Taslak hukuka aykırılığının yanısıra kamu sağlığını da tehdit eden niteliktedir. Bu anlamda İstanbul Eczacı Odası olarak bu taslağı kabul etmediğimizi, taslağın bu biçimiyle uygulamaya girmesi durumunda her türlü yasal yollara başvuracağımızı ve demokratik zeminde tepkimizi göstereceğimizi bildiririz. Saygılarımızla. İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu