Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ EYLEM KARARI ALDI

Türk Eczacıları Birliği 36. Dönem 2. Bölgelerarası Toplantısı tarihî bir kararla sona erdi. Şanlıurfa'da üç gün süren toplantıda, başta AKP iktidarının 6197 sayılı yasa taslağına son anda eklemeyi kararlaştırdığı eczane zincirlerinin önünü açacak olan ortaklık maddesi olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kural tanımayan bir anlayışla art arda yürürlüğe koyduğu uygulamalar, Eczacı Odalarının gündemini oluşturdu. Toplantıda söz alan Oda Başkanları ortak bir mücadelenin bir an önce başlatılması konusunda görüş bildirdiler.

Şanlıurfa Bölgelerarası Toplantısı öncesi mesleğimizde yaşanan sürecin önemini göz önüne alarak TEB Merkez Heyeti'ne gündem değişikliği önerisini yazılı olarak ileten İstanbul Eczacı Odası, toplantıya Aralık ayı süresince hayata geçirilecek çok yönlü bir eylem planı önerisi sundu.

Toplantıda söz alan Eczacı Odası Başkanları, yaptıkları konuşmalar ile, İstanbul Eczacı Odası'nın eylem planını desteklediler ve farklı eylem önerileri de sunarak bu planı zenginleştirdiler.

51 Eczacı Odasının büyük bir coşkuyla ortaya koydukları ortak iradeyi, toplantı bitiminde ivedilikle toplanarak değerlendiren TEB Merkez Heyeti, İstanbul Eczacı Odası'nın sunduğu eylem planını temel alan bir eylemlilik sürecini derhal hayata geçirme kararı aldı. Bu karar, toplantı akşamı düzenlenen gala yemeği başlangıcında TEB Merkez Heyeti Başkanı Sayın Erdoğan Çolak tarafından katılımcılara duyuruldu.

TEB Merkez Heyeti'nin bu kararı tüm odalar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

Sayın Çolak yaptığı açıklamada, 21 Aralık'ta bir büyük Eczacı Mitingi yapılmasına karar verildiğini, diğer eylemlerin şeklinin, içeriğinin ve zamanın ise içinde İstanbul, Ankara, İzmir Eczacı Odalarının da yer aldığı bir komisyon tarafından belirleneceğini belirtti. Ayrıca mitingin hangi ilde yapılacağının da bu komisyon tarafından kararlaştırılacağını belirten TEB Merkez Heyeti Başkanı, "Bizlerin taleplerini ısrarla bugüne kadar görmezlikten gelenler, artık bundan sonra oturup ne yapacaklarını düşünsünler" diyerek örgütün kararlılığının bir kez daha altını çizdi.

TEB Merkez Heyeti tarafından oluşturulan Komisyon Salı günü Ankara'da toplanarak eylem sürecini başlatacak.

İstanbul Eczacı Odasının Şanlıurfa Bölgelerarası Toplantısına sunduğu eylem planı ile Oda Başkanımız Ecz. Semih Güngör'ün toplantıda yaptığı konuşmayı aşağıda yayınlıyoruz.

 

Bilgilerinize sunulur.

 

 

36. DÖNEM TEB MERKEZ HEYETİ

İKİNCİ BÖLGELERARASI TOPLANTISI - ŞANLIURFA

Sayın Başkan, Türk Eczacıları Birliği'nin sayın üyeleri, sevgili meslektaşlarım, Oda Başkanlarım ve Şanlıurfa'nın hakikaten bizi gururlandıran, mutlu eden ve bizi ağırladıkları için gösterdikleri ilgiyle büyük bir onuru hak eden değerli yönetim kurulu ve başkanı...

Benden önce söz alan iki meslektaşım arka arkaya çok güzel iki şey söyledi. Sayın Çorum Başkanım "gözlerinizin içine bakarak burada bir umut görmek istiyorum" dedi, "bu umudun burada yeşermesini görmek istiyorum" dedi. Hakikaten burada bugün bir umudu yeşertmeğe ihtiyacımız var. Tuncay Başkan da sağ olsun fazlasıyla yaşanan sıkıntıyı her yönüyle adım adım sizlerle paylaştı. Ben de buradan yola çıkarak bir takım kısa tespitlerden sonra ne yapılması gerektiği konusunda bir takım şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şanlıurfa bölgelerarası toplantısı bakıldığında eczacılık tarihinin en önemli toplantılarından biri olmalı diye düşünüyorum, böyle de olacak. Esasında Şanlıurfa Eczacı Odası belki, umuyorum, diliyorum, bundan yıllar sonra yapılacak toplantılarda eczacılık mesleğinin geleceği açısından çok önemli kararların alındığı bir toplantı olarak anılacak, Şanlıurfa'nın adı da eczacılık tarihine geçecek, geçmelidir diye düşünüyorum. Bundan sonra gelecek nesiller bu toplantıyı anarken "Bir Şanlıurfa toplantısında biz mesleğimizi kurtardık" diyecekler diye düşünüyorum.

Bunu niye söylüyorum? Çünkü bugün burada Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti var, Türkiye'deki 51 Eczacı Odamız var, başkanları var, yönetim kurulları var, delegeleri var, misafir gelen eczacılar var. Yani Türkiye bugün burada... Burada alınacak kararlar Türkiye'nin kararları olacak. Bugün Türkiye'de hiç abartmıyorum, bunu kendi ilimde de yaşıyorum, eczacı buradan çıkacak kararları bekliyor. Eczacı bu konuda çaresiz. Eczacı bir çıkış arıyor ve çıkışı da örgütünden bekliyor. Onun için sorumluluğumuz o çıkışı bugün onlara göstermektir. Esasında bu çıkışı bundan birkaç ay önce gösterecektik, göstermeliydik de. Süreç bizi bugün buraya getirdi.

O dönemde de TEB eylem sürecinin tam başlama noktasına gelmişti. Ne yazık ki süreç bugüne kadar taşınan bir takım olumsuzluklarla yine karşımızda devam ediyor. 9 Eylül'de yapılan Başkanlar Danışma Kurulu'nda, İstanbul Eczacı Odası, süreci o güne taşıyan TEB Merkez Heyeti'nin en azından temsil kabiliyeti konusunda önemli bir yara aldığını, önümüzdeki süreci bundan sonra taşımasının çok zor olacağını net ve açık olarak dile getirmişti. Ve bir çağrıda bulunmuştuk o zaman. "Yeni bir yapılanmaya gidelim. Yeni bir yapılanmayla önümüzdeki süreçte bizleri, yaşayacağımız sıkıntıları göğüsleyecek, bize yol gösterecek bir TEB Merkez Heyeti yapılanmasını yeniden kuralım" dedik. O gün bizim dışımızda tüm eczacı odaları Türk Eczacıları Birliği'nin bugünkü yapısının devamı konusunda bir irade ortaya koydu. Haklıydılar da belki. Yani o süreçteki yeniden bir yapılanmanın yeni sıkıntılar yaratacağını düşünmüşlerdi. Biz de o zaman şöyle düşünmüştük, yani dileriz önümüzdeki süreçte bizler yanılırız, odalarımız haklı çıkarlar ve süreç bizi daha sıkıntılı bir döneme taşımaz. Ama görülen o ki, TEB'in o süreçten sonra bugüne kadar izlediği politika ve çözüm önerilerinin sıkıntıları sadece kurum ve siyasi irade ile görüşerek çözmeye yönelik politikası çok fazla sonuç vermiyor, vermeyecek gibi de gözüküyor.

Bunu nereden anlıyoruz? Çünkü artık karşımızdaki siyasi irade net bir tavrın içinde. "Türk Eczacıları Birliği'ni biz sınadık. Onların neyi yapıp neyi yapamayacağını biliyoruz ve bundan sonra biz bu örgütle aramızdaki bağı bitirdik" diyorlar. Yani onlar gemileri yakmışlar artık. Onlar bir başka noktaya kadar yürüyüşü başlattılar. Bunu da çok açık ortaya koydular.

İşte Türkiye Eczacılık Kongresi'nde onun mesajları açık verildi. Panelde konuşan AKP'linin panel yöneticisi arkadaşımıza olan tavırları, o panelde AKP'li sağlık komisyonu üyesinin ortaya koyduğu üslubu, sayın İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü'nün bugüne kadar olmayan, bugüne kadar rastlamadığımız üslubu, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü'nün eczacıya karşı takındığı tavır, Sağlık Bakanı'nın üslubu... Bunları üst üste koyduğunuzda artık görünen o ki karşımızdaki irade, Türkiye'de başka bir eczacılık, başka bir eczane işletmeciliğini kafasına koymuş ve bunu uygulamaya başlamış. Bunu çok açık olarak ortaya koyuyorlar. Bizim yıllardır bu örgütün, her Odanın, her temsilcisinin, her başkanının dile getirdiği ve bir karabasan olarak gördüğü zincir eczane modelini bugün önümüze getirdiler ve örgütte ses çıkmıyor. Ve bunu o kadar açık diyorlar ki, en son Sağlık Bakanı, Sayın Mehmet Domaç ile birlikte sağlık komisyonuna gidip "bu yasayı ortaklık maddesiyle birlikte çıkartacaksınız" diyebiliyor. O zaman görüşerek, uzlaşarak, bir takım şeyleri çözme zamanı bitmiştir. Bunu böyle değerlendirmemiz gerekiyor. Buna göre de bir tavır almamız gerekiyor.

Önümüzdeki süreçte bir kriz olduğu söyleniyor. Arkadaşlar, dört yıldır eczacılar krizi bilfiil yaşıyorlar. Bugün rakamlar veriliyor, belli eczane gruplarının batma tehlikesi yaşadığı... Benim eczanem orta üst grup eczanelerin içinde yer alıyor, şu anda iflasın eşiğindeyim. Benim gibi aynı kategoriye giren birçok meslektaşımın da aynı sıkıntıyı yaşadığını biliyorum. Yani öyle sıradan bir kriz yaşamıyoruz. Yangın tepeden tırnağa kadar her alanda her eczaneyi sarmış vaziyette.

Önümüzdeki süreçte yaşayacaklarımız sadece 6197 ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bize dayatmalarıyla sınırlı değil. Onlar altını çizdiler. Sadece ana başlıklarıyla söylüyorum: İlaç Takip Sistemi bir felakettir. İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yasa tasarısı, 1262'yi yeniden baştan aşağıya değiştirerek eczacılığa başka bir kavram dayatmak için öne sürülen en önemli temel yasalardan biridir. Bütün bunları bir bir hayata geçirecekler. Ve bunları hayata geçirmek için çok kararlı adımları bugünden atıyorlar.

İşte 6197... Bunun arkasından Sosyal Güvenlik Kurumu'yla TEB'in önümüzdeki günlerde başlayacağı görüşme süreci de bu anlamda çok önemli. Neden önemli? Tuncay'ın dediği gibi kararlı bir duruş sergilemek, işte ne bileyim muayene ücretlerinin geriye alınması, sanayi iskontolarının kaldırılmasıyla ilgili değil. Burada yapılması gereken, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun nezdinde Türkiye'de bugün iktidar olan anlayışa TEB ve 51 eczacı odasının ve daha önemlisi eczacı tabanının artık bu işe farklı baktığını göstermemizdir. Bunu yapmak zorundayız. Ama temel bazı noktalarda da asla ve asla geri adım atmamamız gerekiyor.

Bir kere her şeyden önce Sağlık Uygulama Tebliği'nin tepesine, TEB'in bu örgütü temsil ettiğini, sözleşme yapma yetkisinin TEB Merkez Heyeti'nde olduğunu çok açık tekrar yazmaları gerekiyor. Öncelikli olarak sizin bu sözleşmelere başlamanız için, Sağlık Uygulama Tebliği'ni bir günde değiştirebilirler. Kırk defa değiştiriyorlar. Bunu önce yapacaklar. Bu örgütün başına saygı gösterecekler önce. Ardından bugün yaşadığınız tüm sorunlar karşısında direneceksiniz. Ama bir başka şeyi daha artık koydurmanız gerekiyor. Artık eczacıyı sadece günlük çözüm önerileriyle, alınacak bir takım geçici kazanımlarla iflas noktasından kurtarmak mümkün değil. O zaman temel bazı şeyleri işlememiz gerekiyor. Buradan yola çıkarak kesinlikle bu dönem istemeniz gereken en temel şey bir meslek hakkının (reçete bazında olabilir, reçete içindeki kutu bazında olabilir) kesinlikle karşısında olan her türlü anlayışla mücadele etmek ve bunu savunmak zorundasınız. Her ne kadar hocam, bir meslek hakkını talep etmek için insanların önce bu meslek hakkını hak edecek bir eczacılık vizyonuna kavuşmasını söylüyorsa da, o vizyonu kazandırmak da bizim görevlerimiz arasında, onu da yaparız. Ama meslek hakkı bizim temel taleplerimizden biri olmak zorunda.

Tabii tüm bu beklentilere karşı sadece kararlı bir görüşme süreciyle bunu çözemezsiniz. Bugün yapmamız gereken dünden beri tüm oda başkanlarımın dile getirdiği eylemlilik sürecini hayata geçirmekten geçiyor. Bugünden başlayarak, şimdi sizlere bir eylemlilik takvimi önereceğiz. İstanbul Eczacı Odası olarak bunu 51 eczacı odamız adına öneriyoruz. Önereceğimiz eylem süreci olmazsa olmaz maddelerden oluşmuyor. Sizler önereceğimiz sürece yönelik katkı verebilirsiniz. Birtakım değişiklikler yapabilirsiniz. Yeni öneriler içine koyabilirsiniz. Ne yaparsak yapalım ama bugün buradan TEB'in karar altına alacağı bir eylem planıyla çıkmak zorundayız. Bunu bugün yapacağız. Bunu bugün başarmadan buradan çıkış yok arkadaşlar.

Şimdi eylem planı önerilerimizi isterseniz sizlerle paylaşmak istiyorum.

1-5 Aralık arası yani bayram öncesi bir gazete ilanıyla işe başlamak durumundayız. Bir gün yayınlanmak üzere Türkiye'nin en büyük iki gazetesinde öncelikli olarak 6197, yani mesleğimize yönelik saldırıyı kesinlikle kabul etmeyeceğimizi - çünkü bu taslağı biz hazırladık arkadaşlar. Eğer bu taslak kuşa çevrilmiş ve hâlâ içine ortaklık koyarak bir yere götürülmek isteniyorsa, bundan vazgeçmek de bizim hakkımızdır diye düşünüyorum. Biz bu taslağın çok daha gelişmişini yeniden yapabiliriz. Bugünümüzü kurtarmayacak belki yarınımızı bile kurtarmayacak bir taslağın içindeki maddelerle birlikte Meclisin çatısı altına getirerek o şekilde çıkmasını savunmak büyük bir riski göze almaktır. Sizlerle muhatap olmayı bile kabul etmeyen bir anlayışın bu yasayı dilediği şekilde meclisten çıkartma şansı vardır. Öyle bir aritmetiğe, öyle bir güce sahipler. O zaman örgüt reddedecek, başka çaremiz yok. Şu haliyle 6197 sayılı yasa taslağını reddettiğimizi ve bu taslağın sakıncalarını ortaya koyan bir gazete ilanıyla yola çıkacağız.

Ardından, araya giren bayram sürecinin hemen ardından önerdiğimiz tarih olan 16 Aralık'ta Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın önünde bir basın açıklaması. Buraya TEB Merkez Heyeti, 51 eczacı odası başkan ve yöneticileri toplanacağız ve Sağlık Bakanlığı'nın önünde neyi talep ettiğimizi çok açık ve net olarak kamuoyuyla paylaşacağız.

19 Aralık'ta ikinci bir gazete ilanı öneriyoruz. Bu gazete ilanında da Türkiye'deki tüm sağlık sorunu yaşayanlara bir miting duyurusuyla çıkacağız. Bugün arkadaşlarım dile getirdiler. İstanbul'da bir miting gerçekleşti. Eksikliğinizi her zaman o mitingde hissettik. Ama Türkiye'de bugüne kadar en çok ses getiren eczacı eylemlerinden biriydi o miting. Eğer biz bugün o gün yaşadıklarımızın kat kat fazlasını yaşıyorsak, çok yoğun katılımla, ses getirecek bir mitingle kamuoyunun önüne çıkmamız gerekiyor artık arkadaşlar.

Bu miting duyurusunun ardından 21 Aralık'ta bir miting talebimiz var. Bunu İstanbul'da yapabiliriz. İstanbul'da yapabiliriz dememin iki temel nedeni var. Birincisi, yaptığımız mitingle bir tecrübe kazandık, yani eksikliklerimizi gördük. İstanbul'da gerek basının gerekse siyasi iradenin yapılan mitinglere nasıl baktıklarını da biliyoruz. Bu konuda İstanbul'da yapılacak bir mitingin çok daha fazla ses getireceğine inanıyoruz. Ama tercih sizlerindir. Dilediğiniz her ilde bu miting gerçekleştirilebilir. Bunu da siz değerlendirin.

Ve en son olarak çok açık ve net o olarak o miting esnasında, 6197 sayılı yasa taslağı Meclis Sağlık Komisyonu'na indiği anda Türkiye'de tüm eczanelerin süresiz kepenk kapatacağını tüm kamuoyuna ve siyasi iradeye göstermemiz gerekiyor. Bu arada ilave olarak 1-6 Aralık'ta verilecek gazete ilanı esnasında hazırlanacak iki büyük afişle Türkiye'deki tüm eczaneleri de afişleyerek gerçek anlamda sorunlarımızı bayram sonrasında ortaya koyacağımız eylemliliklerle paralel olarak kamuoyuyla da paylaşmamız mümkün.

Bakın bu çok önemli, eczacılara önemli bir moral gücü verecek bu eylem planı. Bugün eczacının temel beklentisi, birinci derecede bir takım kazanımların yanında, varlığını devam ettirebilmek için karşısında kendisini yok eden iradeye karşı bir güç gösterisinde bulunmak. Bu güç gösterisini bugün ortaya koyamazsak bir daha önümüzdeki süreçte ortaya koyma şansımız yok.

TEB Merkez Heyeti'ne bu bakımdan şu anda sesleniyorum: Bugün karar vermek zorundayız. Bu konuda atılacak adımı bugün belirlemek zorundayız. Deklarasyonlar her zaman yayınlanabilir, yayınlayalım, ama bugün buradan çıktığımızda Türkiye'deki her eczacı önümüzdeki bir aylık süreçte neleri yapacağımızı bilmek zorundadır.

Bu iradenin sizlerde olduğuna inanıyor, vaktimi zamanında kullandığımı düşünerek hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

 Ecz. Semih GÜNGÖR (İstanbul Eczacı Odası Başkanı)

 

 
İstanbul Eczacı Odası'nın bölgelerarası toplantıda sunduğu eylem takvimi önerisi için TIKLAYINIZ

 

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ EYLEM KARARI ALDI. Türk Eczacıları Birliği 36. Dönem 2. Bölgelerarası Toplantısı tarihî bir kararla sona erdi. Şanlıurfa'da üç gün süren toplantıda, başta AKP iktidarının 6197 sayılı yasa taslağına son anda eklemeyi kararlaştırdığı eczane zincirlerinin önünü açacak olan ortaklık maddesi olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kural tanımayan bir anlayışla art arda yürürlüğe koyduğu uygulamalar, Eczacı Odalarının gündemini oluşturdu. Toplantıda söz alan Oda Başkanları ortak bir mücadelenin bir an önce başlatılması konusunda görüş bildirdiler. Şanlıurfa Bölgelerarası Toplantısı öncesi mesleğimizde yaşanan sürecin önemini göz önüne alarak TEB Merkez Heyeti'ne gündem değişikliği önerisini yazılı olarak ileten İstanbul Eczacı Odası, toplantıya Aralık ayı süresince hayata geçirilecek çok yönlü bir eylem planı önerisi sundu. Toplantıda söz alan Eczacı Odası Başkanları, yaptıkları konuşmalar ile, İstanbul Eczacı Odası'nın eylem planını desteklediler ve farklı eylem önerileri de sunarak bu planı zenginleştirdiler. 51 Eczacı Odasının büyük bir coşkuyla ortaya koydukları ortak iradeyi, toplantı bitiminde ivedilikle toplanarak değerlendiren TEB Merkez Heyeti, İstanbul Eczacı Odası'nın sunduğu eylem planını temel alan bir eylemlilik sürecini derhal hayata geçirme kararı aldı. Bu karar, toplantı akşamı düzenlenen gala yemeği başlangıcında TEB Merkez Heyeti Başkanı Sayın Erdoğan Çolak tarafından katılımcılara duyuruldu. TEB Merkez Heyeti'nin bu kararı tüm odalar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Sayın Çolak yaptığı açıklamada, 21 Aralık'ta bir büyük Eczacı Mitingi yapılmasına karar verildiğini, diğer eylemlerin şeklinin, içeriğinin ve zamanın ise içinde İstanbul, Ankara, İzmir Eczacı Odalarının da yer aldığı bir komisyon tarafından belirleneceğini belirtti. Ayrıca mitingin hangi ilde yapılacağının da bu komisyon tarafından kararlaştırılacağını belirten TEB Merkez Heyeti Başkanı, "Bizlerin taleplerini ısrarla bugüne kadar görmezlikten gelenler, artık bundan sonra oturup ne yapacaklarını düşünsünler" diyerek örgütün kararlılığının bir kez daha altını çizdi. TEB Merkez Heyeti tarafından oluşturulan Komisyon Salı günü Ankara'da toplanarak eylem sürecini başlatacak. İstanbul Eczacı Odasının Şanlıurfa Bölgelerarası Toplantısına sunduğu eylem planı ile Oda Başkanımız Ecz. Semih Güngör'ün toplantıda yaptığı konuşmayı aşağıda yayınlıyoruz. Bilgilerinize sunulur. 36. DÖNEM TEB MERKEZ HEYETİ İKİNCİ BÖLGELERARASI TOPLANTISI - ŞANLIURFA Sayın Başkan, Türk Eczacıları Birliği'nin sayın üyeleri, sevgili meslektaşlarım, Oda Başkanlarım ve Şanlıurfa'nın hakikaten bizi gururlandıran, mutlu eden ve bizi ağırladıkları için gösterdikleri ilgiyle büyük bir onuru hak eden değerli yönetim kurulu ve başkanı... Benden önce söz alan iki meslektaşım arka arkaya çok güzel iki şey söyledi. Sayın Çorum Başkanım "gözlerinizin içine bakarak burada bir umut görmek istiyorum" dedi, "bu umudun burada yeşermesini görmek istiyorum" dedi. Hakikaten burada bugün bir umudu yeşertmeğe ihtiyacımız var. Tuncay Başkan da sağ olsun fazlasıyla yaşanan sıkıntıyı her yönüyle adım adım sizlerle paylaştı. Ben de buradan yola çıkarak bir takım kısa tespitlerden sonra ne yapılması gerektiği konusunda bir takım şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Şanlıurfa bölgelerarası toplantısı bakıldığında eczacılık tarihinin en önemli toplantılarından biri olmalı diye düşünüyorum, böyle de olacak. Esasında Şanlıurfa Eczacı Odası belki, umuyorum, diliyorum, bundan yıllar sonra yapılacak toplantılarda eczacılık mesleğinin geleceği açısından çok önemli kararların alındığı bir toplantı olarak anılacak, Şanlıurfa'nın adı da eczacılık tarihine geçecek, geçmelidir diye düşünüyorum. Bundan sonra gelecek nesiller bu toplantıyı anarken "Bir Şanlıurfa toplantısında biz mesleğimizi kurtardık" diyecekler diye düşünüyorum. Bunu niye söylüyorum? Çünkü bugün burada Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti var, Türkiye'deki 51 Eczacı Odamız var, başkanları var, yönetim kurulları var, delegeleri var, misafir gelen eczacılar var. Yani Türkiye bugün burada... Burada alınacak kararlar Türkiye'nin kararları olacak. Bugün Türkiye'de hiç abartmıyorum, bunu kendi ilimde de yaşıyorum, eczacı buradan çıkacak kararları bekliyor. Eczacı bu konuda çaresiz. Eczacı bir çıkış arıyor ve çıkışı da örgütünden bekliyor. Onun için sorumluluğumuz o çıkışı bugün onlara göstermektir. Esasında bu çıkışı bundan birkaç ay önce gösterecektik, göstermeliydik de. Süreç bizi bugün buraya getirdi. O dönemde de TEB eylem sürecinin tam başlama noktasına gelmişti. Ne yazık ki süreç bugüne kadar taşınan bir takım olumsuzluklarla yine karşımızda devam ediyor. 9 Eylül'de yapılan Başkanlar Danışma Kurulu'nda, İstanbul Eczacı Odası, süreci o güne taşıyan TEB Merkez Heyeti'nin en azından temsil kabiliyeti konusunda önemli bir yara aldığını, önümüzdeki süreci bundan sonra taşımasının çok zor olacağını net ve açık olarak dile getirmişti. Ve bir çağrıda bulunmuştuk o zaman. "Yeni bir yapılanmaya gidelim. Yeni bir yapılanmayla önümüzdeki süreçte bizleri, yaşayacağımız sıkıntıları göğüsleyecek, bize yol gösterecek bir TEB Merkez Heyeti yapılanmasını yeniden kuralım" dedik. O gün bizim dışımızda tüm eczacı odaları Türk Eczacıları Birliği'nin bugünkü yapısının devamı konusunda bir irade ortaya koydu. Haklıydılar da belki. Yani o süreçteki yeniden bir yapılanmanın yeni sıkıntılar yaratacağını düşünmüşlerdi. Biz de o zaman şöyle düşünmüştük, yani dileriz önümüzdeki süreçte bizler yanılırız, odalarımız haklı çıkarlar ve süreç bizi daha sıkıntılı bir döneme taşımaz. Ama görülen o ki, TEB'in o süreçten sonra bugüne kadar izlediği politika ve çözüm önerilerinin sıkıntıları sadece kurum ve siyasi irade ile görüşerek çözmeye yönelik politikası çok fazla sonuç vermiyor, vermeyecek gibi de gözüküyor. Bunu nereden anlıyoruz? Çünkü artık karşımızdaki siyasi irade net bir tavrın içinde. "Türk Eczacıları Birliği'ni biz sınadık. Onların neyi yapıp neyi yapamayacağını biliyoruz ve bundan sonra biz bu örgütle aramızdaki bağı bitirdik" diyorlar. Yani onlar gemileri yakmışlar artık. Onlar bir başka noktaya kadar yürüyüşü başlattılar. Bunu da çok açık ortaya koydular. İşte Türkiye Eczacılık Kongresi'nde onun mesajları açık verildi. Panelde konuşan AKP'linin panel yöneticisi arkadaşımıza olan tavırları, o panelde AKP'li sağlık komisyonu üyesinin ortaya koyduğu üslubu, sayın İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü'nün bugüne kadar olmayan, bugüne kadar rastlamadığımız üslubu, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü'nün eczacıya karşı takındığı tavır, Sağlık Bakanı'nın üslubu... Bunları üst üste koyduğunuzda artık görünen o ki karşımızdaki irade, Türkiye'de başka bir eczacılık, başka bir eczane işletmeciliğini kafasına koymuş ve bunu uygulamaya başlamış. Bunu çok açık olarak ortaya koyuyorlar. Bizim yıllardır bu örgütün, her Odanın, her temsilcisinin, her başkanının dile getirdiği ve bir karabasan olarak gördüğü zincir eczane modelini bugün önümüze getirdiler ve örgütte ses çıkmıyor. Ve bunu o kadar açık diyorlar ki, en son Sağlık Bakanı, Sayın Mehmet Domaç ile birlikte sağlık komisyonuna gidip "bu yasayı ortaklık maddesiyle birlikte çıkartacaksınız" diyebiliyor. O zaman görüşerek, uzlaşarak, bir takım şeyleri çözme zamanı bitmiştir. Bunu böyle değerlendirmemiz gerekiyor. Buna göre de bir tavır almamız gerekiyor. Önümüzdeki süreçte bir kriz olduğu söyleniyor. Arkadaşlar, dört yıldır eczacılar krizi bilfiil yaşıyorlar. Bugün rakamlar veriliyor, belli eczane gruplarının batma tehlikesi yaşadığı... Benim eczanem orta üst grup eczanelerin içinde yer alıyor, şu anda iflasın eşiğindeyim. Benim gibi aynı kategoriye giren birçok meslektaşımın da aynı sıkıntıyı yaşadığını biliyorum. Yani öyle sıradan bir kriz yaşamıyoruz. Yangın tepeden tırnağa kadar her alanda her eczaneyi sarmış vaziyette. Önümüzdeki süreçte yaşayacaklarımız sadece 6197 ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bize dayatmalarıyla sınırlı değil. Onlar altını çizdiler. Sadece ana başlıklarıyla söylüyorum: İlaç Takip Sistemi bir felakettir. İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yasa tasarısı, 1262'yi yeniden baştan aşağıya değiştirerek eczacılığa başka bir kavram dayatmak için öne sürülen en önemli temel yasalardan biridir. Bütün bunları bir bir hayata geçirecekler. Ve bunları hayata geçirmek için çok kararlı adımları bugünden atıyorlar. İşte 6197... Bunun arkasından Sosyal Güvenlik Kurumu'yla TEB'in önümüzdeki günlerde başlayacağı görüşme süreci de bu anlamda çok önemli. Neden önemli? Tuncay'ın dediği gibi kararlı bir duruş sergilemek, işte ne bileyim muayene ücretlerinin geriye alınması, sanayi iskontolarının kaldırılmasıyla ilgili değil. Burada yapılması gereken, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun nezdinde Türkiye'de bugün iktidar olan anlayışa TEB ve 51 eczacı odasının ve daha önemlisi eczacı tabanının artık bu işe farklı baktığını göstermemizdir. Bunu yapmak zorundayız. Ama temel bazı noktalarda da asla ve asla geri adım atmamamız gerekiyor. Bir kere her şeyden önce Sağlık Uygulama Tebliği'nin tepesine, TEB'in bu örgütü temsil ettiğini, sözleşme yapma yetkisinin TEB Merkez Heyeti'nde olduğunu çok açık tekrar yazmaları gerekiyor. Öncelikli olarak sizin bu sözleşmelere başlamanız için, Sağlık Uygulama Tebliği'ni bir günde değiştirebilirler. Kırk defa değiştiriyorlar. Bunu önce yapacaklar. Bu örgütün başına saygı gösterecekler önce. Ardından bugün yaşadığınız tüm sorunlar karşısında direneceksiniz. Ama bir başka şeyi daha artık koydurmanız gerekiyor. Artık eczacıyı sadece günlük çözüm önerileriyle, alınacak bir takım geçici kazanımlarla iflas noktasından kurtarmak mümkün değil. O zaman temel bazı şeyleri işlememiz gerekiyor. Buradan yola çıkarak kesinlikle bu dönem istemeniz gereken en temel şey bir meslek hakkının (reçete bazında olabilir, reçete içindeki kutu bazında olabilir) kesinlikle karşısında olan her türlü anlayışla mücadele etmek ve bunu savunmak zorundasınız. Her ne kadar hocam, bir meslek hakkını talep etmek için insanların önce bu meslek hakkını hak edecek bir eczacılık vizyonuna kavuşmasını söylüyorsa da, o vizyonu kazandırmak da bizim görevlerimiz arasında, onu da yaparız. Ama meslek hakkı bizim temel taleplerimizden biri olmak zorunda. Tabii tüm bu beklentilere karşı sadece kararlı bir görüşme süreciyle bunu çözemezsiniz. Bugün yapmamız gereken dünden beri tüm oda başkanlarımın dile getirdiği eylemlilik sürecini hayata geçirmekten geçiyor. Bugünden başlayarak, şimdi sizlere bir eylemlilik takvimi önereceğiz. İstanbul Eczacı Odası olarak bunu 51 eczacı odamız adına öneriyoruz. Önereceğimiz eylem süreci olmazsa olmaz maddelerden oluşmuyor. Sizler önereceğimiz sürece yönelik katkı verebilirsiniz. Birtakım değişiklikler yapabilirsiniz. Yeni öneriler içine koyabilirsiniz. Ne yaparsak yapalım ama bugün buradan TEB'in karar altına alacağı bir eylem planıyla çıkmak zorundayız. Bunu bugün yapacağız. Bunu bugün başarmadan buradan çıkış yok arkadaşlar. Şimdi eylem planı önerilerimizi isterseniz sizlerle paylaşmak istiyorum. 1-5 Aralık arası yani bayram öncesi bir gazete ilanıyla işe başlamak durumundayız. Bir gün yayınlanmak üzere Türkiye'nin en büyük iki gazetesinde öncelikli olarak 6197, yani mesleğimize yönelik saldırıyı kesinlikle kabul etmeyeceğimizi - çünkü bu taslağı biz hazırladık arkadaşlar. Eğer bu taslak kuşa çevrilmiş ve hâlâ içine ortaklık koyarak bir yere götürülmek isteniyorsa, bundan vazgeçmek de bizim hakkımızdır diye düşünüyorum. Biz bu taslağın çok daha gelişmişini yeniden yapabiliriz. Bugünümüzü kurtarmayacak belki yarınımızı bile kurtarmayacak bir taslağın içindeki maddelerle birlikte Meclisin çatısı altına getirerek o şekilde çıkmasını savunmak büyük bir riski göze almaktır. Sizlerle muhatap olmayı bile kabul etmeyen bir anlayışın bu yasayı dilediği şekilde meclisten çıkartma şansı vardır. Öyle bir aritmetiğe, öyle bir güce sahipler. O zaman örgüt reddedecek, başka çaremiz yok. Şu haliyle 6197 sayılı yasa taslağını reddettiğimizi ve bu taslağın sakıncalarını ortaya koyan bir gazete ilanıyla yola çıkacağız. Ardından, araya giren bayram sürecinin hemen ardından önerdiğimiz tarih olan 16 Aralık'ta Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın önünde bir basın açıklaması. Buraya TEB Merkez Heyeti, 51 eczacı odası başkan ve yöneticileri toplanacağız ve Sağlık Bakanlığı'nın önünde neyi talep ettiğimizi çok açık ve net olarak kamuoyuyla paylaşacağız. 19 Aralık'ta ikinci bir gazete ilanı öneriyoruz. Bu gazete ilanında da Türkiye'deki tüm sağlık sorunu yaşayanlara bir miting duyurusuyla çıkacağız. Bugün arkadaşlarım dile getirdiler. İstanbul'da bir miting gerçekleşti. Eksikliğinizi her zaman o mitingde hissettik. Ama Türkiye'de bugüne kadar en çok ses getiren eczacı eylemlerinden biriydi o miting. Eğer biz bugün o gün yaşadıklarımızın kat kat fazlasını yaşıyorsak, çok yoğun katılımla, ses getirecek bir mitingle kamuoyunun önüne çıkmamız gerekiyor artık arkadaşlar. Bu miting duyurusunun ardından 21 Aralık'ta bir miting talebimiz var. Bunu İstanbul'da yapabiliriz. İstanbul'da yapabiliriz dememin iki temel nedeni var. Birincisi, yaptığımız mitingle bir tecrübe kazandık, yani eksikliklerimizi gördük. İstanbul'da gerek basının gerekse siyasi iradenin yapılan mitinglere nasıl baktıklarını da biliyoruz. Bu konuda İstanbul'da yapılacak bir mitingin çok daha fazla ses getireceğine inanıyoruz. Ama tercih sizlerindir. Dilediğiniz her ilde bu miting gerçekleştirilebilir. Bunu da siz değerlendirin. Ve en son olarak çok açık ve net o olarak o miting esnasında, 6197 sayılı yasa taslağı Meclis Sağlık Komisyonu'na indiği anda Türkiye'de tüm eczanelerin süresiz kepenk kapatacağını tüm kamuoyuna ve siyasi iradeye göstermemiz gerekiyor. Bu arada ilave olarak 1-6 Aralık'ta verilecek gazete ilanı esnasında hazırlanacak iki büyük afişle Türkiye'deki tüm eczaneleri de afişleyerek gerçek anlamda sorunlarımızı bayram sonrasında ortaya koyacağımız eylemliliklerle paralel olarak kamuoyuyla da paylaşmamız mümkün. Bakın bu çok önemli, eczacılara önemli bir moral gücü verecek bu eylem planı. Bugün eczacının temel beklentisi, birinci derecede bir takım kazanımların yanında, varlığını devam ettirebilmek için karşısında kendisini yok eden iradeye karşı bir güç gösterisinde bulunmak. Bu güç gösterisini bugün ortaya koyamazsak bir daha önümüzdeki süreçte ortaya koyma şansımız yok. TEB Merkez Heyeti'ne bu bakımdan şu anda sesleniyorum: Bugün karar vermek zorundayız. Bu konuda atılacak adımı bugün belirlemek zorundayız. Deklarasyonlar her zaman yayınlanabilir, yayınlayalım, ama bugün buradan çıktığımızda Türkiye'deki her eczacı önümüzdeki bir aylık süreçte neleri yapacağımızı bilmek zorundadır. Bu iradenin sizlerde olduğuna inanıyor, vaktimi zamanında kullandığımı düşünerek hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. Ecz. Semih GÜNGÖR (İstanbul Eczacı Odası Başkanı) İstanbul Eczacı Odası'nın bölgelerarası toplantıda sunduğu eylem takvimi önerisi için TIKLAYINIZ