Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

Bize dayatılmaya çalışılan 2009 yılı Protokolü’nün aşağıda yer alan şartlarını bu haliyle kabul etmiyoruz!

  • İlaç Sanayinin Kuruma yaptığı Sanayi ıskontolarının eczanelerimiz üzerinden şu andaki uygulama şekliyle geçirilmeye devam etmesini kabul etmiyoruz!

Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri ile 10.09.2008 tarihinde imzalanan Ek Protokol metninde; ıskontolarla ilgili hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar revize edileceği ve anlaşma sağlanamazsa Protokol ve sözleşmelerin 01.02.2009 itibarıyla fesh edileceği hükmü yer almaktadır.

Kurum kendi imzaladığı Protokol'de yer alan bu hükme rağmen (Madde 3), sanayi iskontolarının uygulanma şekline ilişkin hiçbir revizyonu kabul etmemekte, olduğu haliyle yeni Protokol'de de yer almasını ısrarla talep etmektedir.

İlaç Sanayinin Kuruma yaptığı sanayi iskontolarının eczaneler üzerinden aynı şekilde uygulanması ile uğradığımız rakamsal zarar çok açık olmasına rağmen, Kurum bu uygulamanın devamında ısrar etmektedir.

Bu rakam 2008 yılı kamunun ilaç tüketim rakamları dikkate alındığında  430 milyon TL'yi bulmaktadır.

Ayrıca İlaç Sanayi ile Kurum arasında olan bu iskonto alışverişinin bizim üzerimizden uygulanmasının bize verdiği bir diğer zarar da; sanayi iskontolarının bir gecede yükseltilmesinden dolayı uğradığımız stok zararlarımızdır!

Kurum yetkilileri tarafından kabul edilmeyen bu zararın, artan ilaç tüketimi ile birlikte katlanarak artacağı çok açıktır. Çözüm yolu Kurumun, sanayi iskontosunu İlaç Sanayiinden doğrudan almasıdır.

 

  • Faturalarımızın geri ödemesinde şu anda 45 gün olarak yürürlükte olan sürenin 60 güne çıkarılmasını ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili hükmü gereği faturalarımızın avans olarak değil de tamamının ödenebilmesi için A grubu reçetelerimize de örnekleme yönteminin uygulanmasını zorunlu hale getirecek olan bu hükmü kabul etmiyoruz!

Biz eczacılar, Kurumun 45 gün olarak belirlediği geri ödeme süresi yürürlükte iken ve 45 gün olarak belirlenen bu geri ödeme süreleri uygulamada 55-60 günleri bulurken "artık yeter" deme noktasına geldik. Bugün bize vaat edilen bu 60 günlük sürenin de en iyi ihtimalle 75- 80 günlere çıkacağı çok açıkken; bizi bulunduğumuz noktadan daha da geriye götürecek bu hükmü kabul etmemiz mümkün değildir! Kurumun kabul etmemizi istediği bu hüküm, en iyi ihtimalle bile faturalarımızın geri ödeme süresini 15 gün daha geriye atmakta ve daha da kötüsü, 5510 sayılı Yasa'nın ilgili hükmü gereği faturalarımızın tamamının bu 60 günde ödenebilmesi için örnekleme yönteminin A grubu reçetelerimize de uygulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Reçete kontrollerini 60 günde tamamlamak için A gurubu reçetelerini de örnekleme yöntemi ile kontrol edecekler ve ancak %5 lik kesintinin üzerinde eczacının itiraz hakkı olabilecektir. Bu durumda faturalarımızda önemli oranda kesintiler yaşanacaktır.

Ayrıca 60 günde reçetelerin tamamını kontrol ederek ödeme yapma sözünü veren Kurum, bir süre sonra ekonomik krizi ya da başka şeyleri gerekçe gösterek ve 5510 sayılı Kanun, Protokolün üzerinde yer alır diyerek geri ödeme sürelerini 90 güne, avansı %75 e çektiğinde ve sözleşmenin de 3 yıl süreli olacağı göz önüne alındığında artacak eczacı zararı karşısında söyleyecek sözümüz de olamayacaktır.

 

  • Eczacı iskontosu dilimlerinin yeniden düzenlenmesi toplamda eczanelere değil Kuruma 15.000 TL kazanç getirmektedir!

2009 yılı Protokolünde 2008 yılı Protokolünden farklı olarak satış hasılatı;

350.000 TL'ye kadar olan eczaneler %0 ( 2008 yılı Protokolü'nde %0.5 olan oran)

900.000 TL'den fazla satış hasılat rakamına sahip eczaneler için % 2.5 (2008 yılı Protokolünde % 2 olan oran) olarak yer almaktadır.

En düşük basamaktaki iskonto oranı değişiminden eczacının yıllık ortalama kazancı 7000 TL iken, en yüksek basamakta yapılan  %0.5'lik iskonto artışı ile eczacının ortalama yıllık kaybı 22.000 TL olacağından bu uygulama ile kazanç değil toplamda 15.000 TL'lik bir kayıp eczacının hanesine yazılacaktır.

Eczacı ıskontolarında yapılacak iyileştirmede doğru olan, toplamda TL bazında eczacıya herhangi bir kayıp getirmemesidir.

 

  • Alınan tüm yargı kararlarına rağmen Kurum, Sıralı Reçete Dağıtım Sistemi uygulamalarına ısrarla Protokol'de yer vermemektedir!

Kurum, alınan yürütmeyi durdurma kararına rağmen hukuki sürecin devam ettiği bahanesi ile 2009 Yılı Protokolü'ne sıralı dağıtım uygulaması ile ilgili hükmü koymayı reddetmektedir. Sıralı reçete dağıtım uygulamaları Protokol'de yer almadığı sürece tüm hukuksal haklılığımıza rağmen bu sistemin uygulamaya konulması imkansızlaşacaktır. Diyaliz, kan ürünü ve yatan hasta reçetelerinde yaşanan yolsuzluk ve soygun düzenine geri dönülecektir.

 

  • SGK'nın sadece özel hastanelere ait muayene ücretlerinin tahsilatını üzerimizden almasını diğer sağlık kuruluşları için bu angaryayı yine bize yüklemesini kabul etmiyoruz!

       SGK, özel sağlık kuruluşlarına ait muayene katılım paylarının tahsilatını bizim üzerimizden kaldırıyor ama devlet, eğitim-araştırma ve üniversite hastanelerine ait muayene katılım paylarının tahsilatını yine bizlerin yapmasını istiyor. Bizlere yaptırılan muayene ücretleri tahsilatının bizlerin görevi olmadığını, üzerimize yüklenen bir angarya olduğunu ve bunun da Anayasal bir suç oluşturduğunu, üzerimizden alınması gerektiğini defalarca dile getirmemize rağmen SGK,  bize dayatılan bu haksız uygulamayı tamamıyla bizlerin üzerinden kaldırmaya yanaşmıyor.

      Devlet, eğitim- araştırma ve üniversite hastaneleri için sırasıyla muayene başına 3-4 ve 6 TL olarak belirlenen miktarların sistemden ya da sağlık kuruluşlarından kaynaklanan hatalarında bizden kesilecek bu ücretler nedeniyle uğrayacağımız maddi zararlar ve bu ücretlerin hastalarımıza açıklanmasında yaşadığımız sıkıntılar göz ardı ediliyor. Halka vermemiz gereken ilaç danışmanlığının yerine hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde hastalarımızla bizleri karşı karşıya getiren uygulamalara açıklama getirme görevi yine üzerimizde bırakılıyor.

 Bu sorunlara masada çözüm aranırken Kurumun e-sözleşme dayatmasını örgütlü gücümüzü kırmaya dönük bir adım olarak değerlendiriyor, kabul etmiyoruz!

Bize dayatılmaya çalışılan 2009 yılı Protokolü’nün aşağıda yer alan şartlarını bu haliyle kabul etmiyoruz!. İlaç Sanayinin Kuruma yaptığı Sanayi ıskontolarının eczanelerimiz üzerinden şu andaki uygulama şekliyle geçirilmeye devam etmesini kabul etmiyoruz! Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri ile 10.09.2008 tarihinde imzalanan Ek Protokol metninde; ıskontolarla ilgili hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar revize edileceği ve anlaşma sağlanamazsa Protokol ve sözleşmelerin 01.02.2009 itibarıyla fesh edileceği hükmü yer almaktadır. Kurum kendi imzaladığı Protokol'de yer alan bu hükme rağmen (Madde 3), sanayi iskontolarının uygulanma şekline ilişkin hiçbir revizyonu kabul etmemekte, olduğu haliyle yeni Protokol'de de yer almasını ısrarla talep etmektedir. İlaç Sanayinin Kuruma yaptığı sanayi iskontolarının eczaneler üzerinden aynı şekilde uygulanması ile uğradığımız rakamsal zarar çok açık olmasına rağmen, Kurum bu uygulamanın devamında ısrar etmektedir. Bu rakam 2008 yılı kamunun ilaç tüketim rakamları dikkate alındığında 430 milyon TL'yi bulmaktadır. Ayrıca İlaç Sanayi ile Kurum arasında olan bu iskonto alışverişinin bizim üzerimizden uygulanmasının bize verdiği bir diğer zarar da; sanayi iskontolarının bir gecede yükseltilmesinden dolayı uğradığımız stok zararlarımızdır! Kurum yetkilileri tarafından kabul edilmeyen bu zararın, artan ilaç tüketimi ile birlikte katlanarak artacağı çok açıktır. Çözüm yolu Kurumun, sanayi iskontosunu İlaç Sanayiinden doğrudan almasıdır. Faturalarımızın geri ödemesinde şu anda 45 gün olarak yürürlükte olan sürenin 60 güne çıkarılmasını ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili hükmü gereği faturalarımızın avans olarak değil de tamamının ödenebilmesi için A grubu reçetelerimize de örnekleme yönteminin uygulanmasını zorunlu hale getirecek olan bu hükmü kabul etmiyoruz! Biz eczacılar, Kurumun 45 gün olarak belirlediği geri ödeme süresi yürürlükte iken ve 45 gün olarak belirlenen bu geri ödeme süreleri uygulamada 55-60 günleri bulurken "artık yeter" deme noktasına geldik. Bugün bize vaat edilen bu 60 günlük sürenin de en iyi ihtimalle 75- 80 günlere çıkacağı çok açıkken; bizi bulunduğumuz noktadan daha da geriye götürecek bu hükmü kabul etmemiz mümkün değildir! Kurumun kabul etmemizi istediği bu hüküm, en iyi ihtimalle bile faturalarımızın geri ödeme süresini 15 gün daha geriye atmakta ve daha da kötüsü, 5510 sayılı Yasa'nın ilgili hükmü gereği faturalarımızın tamamının bu 60 günde ödenebilmesi için örnekleme yönteminin A grubu reçetelerimize de uygulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Reçete kontrollerini 60 günde tamamlamak için A gurubu reçetelerini de örnekleme yöntemi ile kontrol edecekler ve ancak %5 lik kesintinin üzerinde eczacının itiraz hakkı olabilecektir. Bu durumda faturalarımızda önemli oranda kesintiler yaşanacaktır. Ayrıca 60 günde reçetelerin tamamını kontrol ederek ödeme yapma sözünü veren Kurum, bir süre sonra ekonomik krizi ya da başka şeyleri gerekçe gösterek ve 5510 sayılı Kanun, Protokolün üzerinde yer alır diyerek geri ödeme sürelerini 90 güne, avansı %75 e çektiğinde ve sözleşmenin de 3 yıl süreli olacağı göz önüne alındığında artacak eczacı zararı karşısında söyleyecek sözümüz de olamayacaktır. Eczacı iskontosu dilimlerinin yeniden düzenlenmesi toplamda eczanelere değil Kuruma 15.000 TL kazanç getirmektedir! 2009 yılı Protokolünde 2008 yılı Protokolünden farklı olarak satış hasılatı; 350.000 TL'ye kadar olan eczaneler %0 ( 2008 yılı Protokolü'nde %0.5 olan oran) 900.000 TL'den fazla satış hasılat rakamına sahip eczaneler için % 2.5 (2008 yılı Protokolünde % 2 olan oran) olarak yer almaktadır. En düşük basamaktaki iskonto oranı değişiminden eczacının yıllık ortalama kazancı 7000 TL iken, en yüksek basamakta yapılan %0.5'lik iskonto artışı ile eczacının ortalama yıllık kaybı 22.000 TL olacağından bu uygulama ile kazanç değil toplamda 15.000 TL'lik bir kayıp eczacının hanesine yazılacaktır. Eczacı ıskontolarında yapılacak iyileştirmede doğru olan, toplamda TL bazında eczacıya herhangi bir kayıp getirmemesidir. Alınan tüm yargı kararlarına rağmen Kurum, Sıralı Reçete Dağıtım Sistemi uygulamalarına ısrarla Protokol'de yer vermemektedir! Kurum, alınan yürütmeyi durdurma kararına rağmen hukuki sürecin devam ettiği bahanesi ile 2009 Yılı Protokolü'ne sıralı dağıtım uygulaması ile ilgili hükmü koymayı reddetmektedir. Sıralı reçete dağıtım uygulamaları Protokol'de yer almadığı sürece tüm hukuksal haklılığımıza rağmen bu sistemin uygulamaya konulması imkansızlaşacaktır. Diyaliz, kan ürünü ve yatan hasta reçetelerinde yaşanan yolsuzluk ve soygun düzenine geri dönülecektir. SGK'nın sadece özel hastanelere ait muayene ücretlerinin tahsilatını üzerimizden almasını diğer sağlık kuruluşları için bu angaryayı yine bize yüklemesini kabul etmiyoruz! SGK, özel sağlık kuruluşlarına ait muayene katılım paylarının tahsilatını bizim üzerimizden kaldırıyor ama devlet, eğitim-araştırma ve üniversite hastanelerine ait muayene katılım paylarının tahsilatını yine bizlerin yapmasını istiyor. Bizlere yaptırılan muayene ücretleri tahsilatının bizlerin görevi olmadığını, üzerimize yüklenen bir angarya olduğunu ve bunun da Anayasal bir suç oluşturduğunu, üzerimizden alınması gerektiğini defalarca dile getirmemize rağmen SGK, bize dayatılan bu haksız uygulamayı tamamıyla bizlerin üzerinden kaldırmaya yanaşmıyor. Devlet, eğitim- araştırma ve üniversite hastaneleri için sırasıyla muayene başına 3-4 ve 6 TL olarak belirlenen miktarların sistemden ya da sağlık kuruluşlarından kaynaklanan hatalarında bizden kesilecek bu ücretler nedeniyle uğrayacağımız maddi zararlar ve bu ücretlerin hastalarımıza açıklanmasında yaşadığımız sıkıntılar göz ardı ediliyor. Halka vermemiz gereken ilaç danışmanlığının yerine hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde hastalarımızla bizleri karşı karşıya getiren uygulamalara açıklama getirme görevi yine üzerimizde bırakılıyor. Bu sorunlara masada çözüm aranırken Kurumun e-sözleşme dayatmasını örgütlü gücümüzü kırmaya dönük bir adım olarak değerlendiriyor, kabul etmiyoruz!