Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

GELİNEN SÜRECİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İstanbul Eczacı Odası, 36.Dönem Türk Eczacıları Birliği seçimli kongresinin hemen ardından yapılan ilk Başkanlar Danışma Kurulu'nda yeni oluşan Merkez Heyetinin doğru bulduğu her çalışmasının içinde yer alacağını ve destek vereceğini, ancak yanlış olduğuna inandığı her uygulamaya karşı çıkarak mücadele edeceğini ortaya koydu.

 

O günden bu yana geçen bir yılı aşkın süre içersinde başta protokol görüşmeleri olmak üzere mesleğimize katkı vereceğimiz her yerde görev aldık. Sorumluluk almaktan kaçınmadık. Mesleğimizin sorunlarını çözme adına laf değil iş üretmeyi tercih ettik.

 

Ancak 9 Temmuz 2008 tarihinde imzalanan, önemli maddeleri hayata geçirilmeyen 2008 Protokolü ve özellikle sonrasında yapılan görüşmelerin ardından imzalanan Ek Protokol, 30 Haziran'da elde ettiğimiz kazanımları masa başında kaybettiğimiz önemli bir örgütsel zaafımızdı. Bu konudaki çekincelerimizi ve uyarılarımızı o dönemde ısrarla belirttik.

 

10 Eylül 2008 tarihinde Türk Eczacıları Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan Ek Protokol ile başlayan geçiş süreci, 19 Ocak 2009 akşamı TEB ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı arasında varılan mutabakat sonucunda  imzalanan 2009 Protokolü ile son buldu. Bu Protokol ile artık yeni bir süreç başladı.

 

Bugün geldiğimiz nokta iki ayrı başlık altında değerlendirilmedir. Bunlardan biri 6197 Sayılı Yasa Taslağı'na konmak istenen ortaklık maddesi, diğeri ise SGK ile Haziran ayından bu güne kadar süregelen Protokol görüşmeleridir.

 

İstanbul Eczacı Odası, tabanından aldığı güçle eczacının mesleğine ve geleceğine sahip çıkmasında önemli sorumluluklar alarak mücadeleyi yükselten odalardan biri oldu. Bir yandan kendi bölgesinde ortaya koyduğu eylemlerle tüm Türkiye'nin sesi olurken, diğer yandan Türk Eczacıları Birliğinin ve Eczacı Odalarının ortaklaşa sürdürdüğü mücadele içinde de tüm gücü ile yer aldı. İstanbul Eczacı Odası başta sermaye guruplarının zincir eczaneler kurarak mesleğimizi elimizden alma çabaları olmak üzere, eczacılık mesleğinin temel sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, sorumluları uyarmak için eylemlilik sürecini 2008 Mayısında başlattı. 14 Mayıs 2008'de eczacılık hareketinde bir ilki gerçekleştirdi ve eczane vitrinlerini karartma eylemini hayata geçirdi. ''Geleceğimizin kararmaması için vitrinlerimizi karartıyoruz'' eylemi ile ortaklığa ve zincir eczanelere karşı gerek meslek tabanında gerekse ülke genelinde ciddi bir kamuoyu oluşturdu. 14 Mayıs eylemleri geleceğimize sahip çıkma mücadelemize ivme kazandırdığı gibi 21 Aralık'ta 32 bin eczacıyı ve eczane çalışanını alanlara çıkaran sürecin de önemli bir adımı oldu.

 

21 Aralık 2008'de Ankara'da yapılan Eczacı Mitingi ise örgütlü gücümüzün doruğa çıktığı en görkemli eylem olarak eczacılık tarihine geçti. Bu miting meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin birlikte sürdürdüğü ''Herkese Sağlık Güvenli Gelecek'' mücadelesine de güç kattı.

 

İstanbul Eczacı Odası, 21 Aralık Mitingi'nin de içinde yer aldığı eylem planını Şanlıurfa Bölgeler Arası Toplantısı'nın gündemine taşıdı ve bu eylem planının kabul edilmesi için olağanüstü çaba gösterdi. Bölgelerarası Toplantıya katılan Değerli Oda Başkanları ve Yöneticilerinin katkı ve destekleri ile bu eylem planımız kabul edildi.

 

Aralık ayında başlayarak bugüne kadar süregelen eylemlilik sürecinde bizlerin iki önemli kazanımı oldu. Bu kazanımları küçümsemek ya da göz ardı etmek eylem sürecine koşulsuz destek veren meslektaşlarımıza büyük haksızlıktır.

 

21 Aralık'ta kara, soğuğa, yağmura ve çamura aldırmadan miting alanını dolduran 32 bin kişi mesleğimize göz diken zincir eczane sevdalılarının heveslerini kursağında bıraktı. Sayın Sağlık Bakanı miting sonrası yaptığı açıklama ile 6197 Sayılı Yasa Taslağını geri çektiklerini ve artık böyle bir taslağın sahibi olmadıklarını net bir biçimde açıkladı. Bundan sonra artık yeni bir taslağın gündeme gelmesi ancak tüm eczacıların ortak mutabakatı ile olasıdır. 21 Aralık Mitingi'nin temel talebi karşılığını bulmuştur. Bu sonuç ortak mücadelemizle kazanılmış önemli bir başarıdır.

 

SGK ile bugüne kadar süren protokol görüşmeleri sürecine gelince;

 

10 Eylül 2008 tarihinde bir Ek Protokol imzalandı. Bitiş süresi 31 Aralık 2008 tarihi olarak ilan edilen bu protokol ile 30 Haziran akşamı elde edilmiş kazanımlardan önemli bir bölümü masa başında kaybedildi. İmzalanan Ek Protokoldeki belirsizlikler meslektaşlarımızın kaygılarının artarak devam etmesine yol açtı. Meslek tabanının içine sindiremediği bu protokol, bitime bir ay kala fesih noktasına geldi. Türk Eczacıları Birliği yeni bir protokol için başlayan görüşmelerden bir sonuç alamayınca protokolü fesih etmek zorunda kaldı. TEB'in bu kararı ile yeni bir aşamaya gelindi ve 1 Şubat'tan önce bir anlaşma sağlanamadığı takdirde sözleşmesiz döneme geçilecek ve ilaç hizmeti fatura karşılığında verilecekti.

 

Bu arada e-sözleşme sinyallerinin kimi taraflı medya organları aracılığıyla verilmesi ile birlikte, gerilim bu noktadan başlayarak tırmandı.

 

TEB'in fesih kararına SGK 16 Ocak'a kadar bir anlaşma olmazsa, bu tarihte e-sözleşmeyi ekrana koyacağı tehdidi ile karşılık verdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan da benzeri bir açıklama geldi.

 

Protokol görüşmeleri bu gerginlikler içerisinde yeniden başladı. Henüz üzerinde mutabakat sağlanmamış bir taslak ortaya çıkar ve görüşmeler bu taslak üzerinden sürdürülürken 18 Ocak 2009 gecesi saat 23.45'de SGK'nın e-sözleşme dayatması ile karşı karşıya kaldık. SGK, TEB'e 19 0cak 2009 akşamına kadar protokole imza atması için süre veriyor, aksi takdirde 20 Ocak 2009 tarihinde e-sözleşmeye geçeceğini ilan ediyordu.

 

Sonrasında eczacılardan yükselen tepki, 51 Eczacı Odası'nın TEB'siz bir protokol sürecine imza atmayacaklarına dair ortak deklarasyon ile birlikte ipler tamamen koptu.

 

Karşılıklı restleşme TEB'in Sağlık Bakanı'yla yaptığı görüşme ile yeni bir safhaya girdi. Arkasından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yapılan görüşme sonucunda, gece saat 23.30'da Bakan ile TEB Yöneticilerinin ortak basın açıklaması ile yeni bir protokolün imzalanacağı duyuruldu.

 

Yeni Protokolde; TEB'in sözleşmenin taraflarından biri olarak kabul edilmesi, e-sözleşme tehdidinin ortadan kalkması, Eczacının Birinci Basamak Sağlık Hizmet Sunucusu olarak kabul edilmesi, Özel Hastanelerde Günü Birlik Tedavi Uygulamasına son verilmiş olması Protokolün artılarıdır. Ancak 30 Haziranda üç bakanın imzası ile kaldırılmasına söz verilen Sanayi Iskontosu'nun eczaneler üzerinden sürdürülmesi, muayene ücretlerinin önemli bir bölümünün tahsilatının yine eczaneler aracılığı ile yapılmaya devam edilmesi, 5510 Sayılı Yasada gerekli değişiklik yapılmadığı için avansın bir sistem olarak devam etmesi, Reçete Dağıtım Sistemine Kurum tarafından şerh düşülmüş olması ve protokolün 3 yıllık bir dönemi kapsaması protokolün eczacı aleyhine önemli eksiklikleri olarak öne çıkmaktadır. Bu konularda yeterli direncin gösterilmediğini ortaya koymaktadır. Bu örgütsel zaafın da altını çizmek gerekiyor.

 

TEB ve SGK tarafından imzalanan 2009 Protokol metninin elimize ulaşmasının ardından protokolün geneline yönelik tespit ve düşüncelerimizi siz meslektaşlarımızla daha kapsamlı olarak paylaşacağız.

 

21 Aralık mitinginde ve 2009 Protokolü görüşme sürecinde düzenlediğimiz her türlü eyleme destek vererek mesleğine ve geleceğine sahip çıkma kararlılığını gösteren tüm meslektaşlarımız, örgütlü mücadelemizin onuru ve gururudur. Kendilerine bir kez daha teşekkür ederiz.

 

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
 

 

GELİNEN SÜRECİN DEĞERLENDİRİLMESİ. İstanbul Eczacı Odası, 36.Dönem Türk Eczacıları Birliği seçimli kongresinin hemen ardından yapılan ilk Başkanlar Danışma Kurulu'nda yeni oluşan Merkez Heyetinin doğru bulduğu her çalışmasının içinde yer alacağını ve destek vereceğini, ancak yanlış olduğuna inandığı her uygulamaya karşı çıkarak mücadele edeceğini ortaya koydu. O günden bu yana geçen bir yılı aşkın süre içersinde başta protokol görüşmeleri olmak üzere mesleğimize katkı vereceğimiz her yerde görev aldık. Sorumluluk almaktan kaçınmadık. Mesleğimizin sorunlarını çözme adına laf değil iş üretmeyi tercih ettik. Ancak 9 Temmuz 2008 tarihinde imzalanan, önemli maddeleri hayata geçirilmeyen 2008 Protokolü ve özellikle sonrasında yapılan görüşmelerin ardından imzalanan Ek Protokol, 30 Haziran'da elde ettiğimiz kazanımları masa başında kaybettiğimiz önemli bir örgütsel zaafımızdı. Bu konudaki çekincelerimizi ve uyarılarımızı o dönemde ısrarla belirttik. 10 Eylül 2008 tarihinde Türk Eczacıları Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan Ek Protokol ile başlayan geçiş süreci, 19 Ocak 2009 akşamı TEB ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı arasında varılan mutabakat sonucunda imzalanan 2009 Protokolü ile son buldu. Bu Protokol ile artık yeni bir süreç başladı. Bugün geldiğimiz nokta iki ayrı başlık altında değerlendirilmedir. Bunlardan biri 6197 Sayılı Yasa Taslağı'na konmak istenen ortaklık maddesi, diğeri ise SGK ile Haziran ayından bu güne kadar süregelen Protokol görüşmeleridir. İstanbul Eczacı Odası, tabanından aldığı güçle eczacının mesleğine ve geleceğine sahip çıkmasında önemli sorumluluklar alarak mücadeleyi yükselten odalardan biri oldu. Bir yandan kendi bölgesinde ortaya koyduğu eylemlerle tüm Türkiye'nin sesi olurken, diğer yandan Türk Eczacıları Birliğinin ve Eczacı Odalarının ortaklaşa sürdürdüğü mücadele içinde de tüm gücü ile yer aldı. İstanbul Eczacı Odası başta sermaye guruplarının zincir eczaneler kurarak mesleğimizi elimizden alma çabaları olmak üzere, eczacılık mesleğinin temel sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, sorumluları uyarmak için eylemlilik sürecini 2008 Mayısında başlattı. 14 Mayıs 2008'de eczacılık hareketinde bir ilki gerçekleştirdi ve eczane vitrinlerini karartma eylemini hayata geçirdi. ''Geleceğimizin kararmaması için vitrinlerimizi karartıyoruz'' eylemi ile ortaklığa ve zincir eczanelere karşı gerek meslek tabanında gerekse ülke genelinde ciddi bir kamuoyu oluşturdu. 14 Mayıs eylemleri geleceğimize sahip çıkma mücadelemize ivme kazandırdığı gibi 21 Aralık'ta 32 bin eczacıyı ve eczane çalışanını alanlara çıkaran sürecin de önemli bir adımı oldu. 21 Aralık 2008'de Ankara'da yapılan Eczacı Mitingi ise örgütlü gücümüzün doruğa çıktığı en görkemli eylem olarak eczacılık tarihine geçti. Bu miting meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin birlikte sürdürdüğü ''Herkese Sağlık Güvenli Gelecek'' mücadelesine de güç kattı. İstanbul Eczacı Odası, 21 Aralık Mitingi'nin de içinde yer aldığı eylem planını Şanlıurfa Bölgeler Arası Toplantısı'nın gündemine taşıdı ve bu eylem planının kabul edilmesi için olağanüstü çaba gösterdi. Bölgelerarası Toplantıya katılan Değerli Oda Başkanları ve Yöneticilerinin katkı ve destekleri ile bu eylem planımız kabul edildi. Aralık ayında başlayarak bugüne kadar süregelen eylemlilik sürecinde bizlerin iki önemli kazanımı oldu. Bu kazanımları küçümsemek ya da göz ardı etmek eylem sürecine koşulsuz destek veren meslektaşlarımıza büyük haksızlıktır. 21 Aralık'ta kara, soğuğa, yağmura veçamura aldırmadan miting alanını dolduran 32 bin kişi mesleğimize göz diken zincir eczane sevdalılarının heveslerini kursağında bıraktı. Sayın Sağlık Bakanı miting sonrası yaptığı açıklama ile 6197 Sayılı Yasa Taslağını geri çektiklerini ve artık böyle bir taslağın sahibi olmadıklarını net bir biçimde açıkladı. Bundan sonra artık yeni bir taslağın gündeme gelmesi ancak tüm eczacıların ortak mutabakatı ile olasıdır. 21 Aralık Mitingi'nin temel talebi karşılığını bulmuştur. Bu sonuç ortak mücadelemizle kazanılmış önemli bir başarıdır. SGK ile bugüne kadar süren protokol görüşmeleri sürecine gelince; 10 Eylül 2008 tarihinde bir Ek Protokol imzalandı. Bitiş süresi 31 Aralık 2008 tarihi olarak ilan edilen bu protokol ile 30 Haziran akşamı elde edilmiş kazanımlardan önemli bir bölümü masa başında kaybedildi. İmzalanan Ek Protokoldeki belirsizlikler meslektaşlarımızın kaygılarının artarak devam etmesine yol açtı. Meslek tabanının içine sindiremediği bu protokol, bitime bir ay kala fesih noktasına geldi. Türk Eczacıları Birliği yeni bir protokol için başlayan görüşmelerden bir sonuç alamayınca protokolü fesih etmek zorunda kaldı. TEB'in bu kararı ile yeni bir aşamaya gelindi ve 1 Şubat'tan önce bir anlaşma sağlanamadığı takdirde sözleşmesiz döneme geçilecek ve ilaç hizmeti fatura karşılığında verilecekti. Bu arada e-sözleşme sinyallerinin kimi taraflı medya organları aracılığıyla verilmesi ile birlikte, gerilim bu noktadan başlayarak tırmandı. TEB'in fesih kararına SGK 16 Ocak'a kadar bir anlaşma olmazsa, bu tarihte e-sözleşmeyi ekrana koyacağı tehdidi ile karşılık verdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan da benzeri bir açıklama geldi. Protokol görüşmeleri bu gerginlikler içerisinde yeniden başladı. Henüz üzerinde mutabakat sağlanmamış bir taslak ortaya çıkar ve görüşmeler bu taslak üzerinden sürdürülürken 18 Ocak 2009 gecesi saat 23.45'de SGK'nın e-sözleşme dayatması ile karşı karşıya kaldık. SGK, TEB'e 19 0cak 2009 akşamına kadar protokole imza atması için süre veriyor, aksi takdirde 20 Ocak 2009 tarihinde e-sözleşmeye geçeceğini ilan ediyordu. Sonrasında eczacılardan yükselen tepki, 51 Eczacı Odası'nın TEB'siz bir protokol sürecine imza atmayacaklarına dair ortak deklarasyon ile birlikte ipler tamamen koptu. Karşılıklı restleşme TEB'in Sağlık Bakanı'yla yaptığı görüşme ile yeni bir safhaya girdi. Arkasından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yapılan görüşme sonucunda, gece saat 23.30'da Bakan ile TEB Yöneticilerinin ortak basın açıklaması ile yeni bir protokolün imzalanacağı duyuruldu. Yeni Protokolde; TEB'in sözleşmenin taraflarından biri olarak kabul edilmesi, e-sözleşme tehdidinin ortadan kalkması, Eczacının Birinci Basamak Sağlık Hizmet Sunucusu olarak kabul edilmesi, Özel Hastanelerde Günü Birlik Tedavi Uygulamasına son verilmiş olması Protokolün artılarıdır. Ancak 30 Haziranda üç bakanın imzası ile kaldırılmasına söz verilen Sanayi Iskontosu'nun eczaneler üzerinden sürdürülmesi, muayene ücretlerinin önemli bir bölümünün tahsilatının yine eczaneler aracılığı ile yapılmaya devam edilmesi, 5510 Sayılı Yasada gerekli değişiklik yapılmadığı için avansın bir sistem olarak devam etmesi, Reçete Dağıtım Sistemine Kurum tarafından şerh düşülmüş olması ve protokolün 3 yıllık bir dönemi kapsaması protokolün eczacı aleyhine önemli eksiklikleri olarak öne çıkmaktadır. Bu konularda yeterli direncin gösterilmediğini ortaya koymaktadır. Bu örgütsel zaafın da altını çizmek gerekiyor. TEB ve SGK tarafından imzalanan 2009 Protokol metninin elimize ulaşmasının ardından protokolün geneline yönelik tespit ve düşüncelerimizi siz meslektaşlarımızla daha kapsamlı olarak paylaşacağız. 21 Aralık mitinginde ve 2009 Protokolü görüşme sürecinde düzenlediğimiz her türlü eyleme destek vererek mesleğine ve geleceğine sahip çıkma kararlılığını gösteren tüm meslektaşlarımız, örgütlü mücadelemizin onuru ve gururudur. Kendilerine bir kez daha teşekkür ederiz. İstanbul Eczacı OdasıYönetim Kurulu