Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 05.02.2009 / 15:42 Görüntüleme: 3721
2009 yılı SGK Protokolü nün imzalanmasının ardından bu Protokol'e ilişkin görüşme sürecini, sizlerle paylaştık. Ancak Protokolün tamamına yönelik yorum yapmadan önce bu Protokole bizler, yani 22000'i aşkın eczacı adına imza koyan TEB Merkez Heyeti'nin açıklamasını bekledik. Çünkü Merkez Heyeti, kazanılmış haklarımızı yok sayan Ek Protokol'e 10- Eylül de imza atarken, bizlerin yoğun tepkisi karşısında, SGK ile ''asıl hesaplaşmanın'' Aralık ayında olacağını belirterek, Eczacı Odalarından geçiş süresi ile ilgili anlayış ve fedakarlık talebinde bulunmuştu.
Ve bugün o ''hesaplaşma'' eczacının aleyhine sonuçlandı.
Türk Eczacıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleri tıpkı o Haziran sürecinde olduğu gibi yine bizlerin desteğini arkalarına aldılar. Bizler gecemizi gündüzümüze katarak tüm emeğimizi ortaya koyduk. Eczacılık tarihinin en muhteşem kalabalığını alanlara taşıdık. Eczacılar olarak mesleğimize sahip çıkarken, TEB Merkez Heyetinden de, attığı imzanın arkasında durmayan ve hukuk kararlarına uymayan bir Kurum'un karşısında haklarımızı bu kez, sonuna kadar savunmasını ve bizlere sahip çıkmasını bekledik.
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Yöneticileri de bu beklentimize kazanımları ve kayıpları aşağıda yer alan bir Protokole imza koyarak karşılık verdiler.
2009 Protokol görüşmeleri başlarken çözüm bekleyen 4 temel sorunumuz vardı:
1- Sanayi Iskontolarının üzerimizdeki taşınma yükü
2- 1 Ekim'de yürürlüğe giren avans uygulaması
3- Muayene katılım ücretlerinin eczaneler aracılığı ile tahsil edilmesi
4- Eşit ve sıralı reçete dağıtım uygulamasının iptali
- İlaç Sanayisinin uyguladığı ıskontoların eczacı üzerinden Geri Ödeme Kurumlarına aktarılması nedeniyle yaşadığımız ekonomik kayıp, geçtiğimiz Haziran ayında bu Hükümetin Sayın Başbakanı tarafından bizzat Partisinin grup toplantısında dile getirilerek kaldırılacağı sözü verildi. Daha sonra, bu haksız uygulama dolayısıyla oluşan kaybımızın tespiti ve çözümü yine bu Hükümetin, Sayın Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye Bakanlarının TEB ile imzaladığı bir protokol ile karar altına alındı. Bu kararda imzaları bulunan Sayın Bakanların bizzat kendileri tarafından da dile getirilen ve sanayi ıskontolarının uygulanma şeklinden dolayı uğradığımız rakamsal zarar; 340 Milyon TL idi. (Bu rakam, Kamunun 2007 yılı ilaç tüketiminin % 3,5' unu oluşturuyordu.)
Bu nedenle Sanayi Iskontoları, SGK ile başlayan görüşmelerde bizler için çözüme ulaştırılması gereken en temel sorundu. TEB Merkez Heyeti'nin Aralık ayındaki görüşmelerde çözeceğim dediği konulardan biri idi. Ama nedense görüşmelerin başında söz konusu edilen bu temel sorun, görüşmeler ilerledikçe göz ardı edilmeye başladı. Devam eden süreçte ve görüşmelerin kilitlendiği noktada ise tamamen unutularak, eczacının böyle bir sorunu yokmuş gibi davranılmaya başlandı. Hatta Sanayi ıskontosu diye bir şey yok, bu hayali bir kayıptır diyen yöneticilerimiz bile oldu. Durum böyleyse hayali bir kaybı ortadan kaldırmamak konusunda Kurum niye ayak diretiyordu. Bu kayıp hayali olsa SGK, Bakanlar tarafından imzalanan mutabakat metninin koşullarına uyarak bu sorundan kurtulmaz mıydı? Oysa geri ödeme kurumlarının 2008 yılı ilaç tüketimleri göz önüne alındığında eczacının bu kaybı da 430 Milyon TL ye çıkmıştı. İmzalanan 2009 yılı Protokol'ü ile birlikte bu para Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılmış oldu.
Sürdürdüğümüz mücadelenin en temel vazgeçilmezlerinden biri olan sanayi ıskontolarını taşıma yükünü görmezden gelmenin karşılığı olarak eczacıya verilen neydi?
İlaç Fiyat Kararnamesinde yapılan değişiklikle kademeli olan eczacı karlılıkları yeniden düzenlendi ve bu düzenleme ile eczacıya 55 Milyon TL tutarında bir kaynak aktarılması kararlaştırıldı. Kamu Kurumlarına yaptığımız eczacı ıskontolarımız da yeniden düzenlendi, birinci basamakta yer alan eczaneler için 0,5 olan ıskonto oranı 0'a çekilirken, son basamakta yer alan eczaneler için 2 olan ıskonto oranı da 2,5 olarak yeniden düzenlendi. Eczacılar birinci kademede yapılan değişiklik ile ortalama 7 Milyon TL kazanırken, son kademede yapılan değişiklik ile 22 Milyon TL kaybetmiş oldular.Iskonto oranlarımızda yapılan bu değişiklikten sonra toplamdaki eczacı zararı 15 Milyon TL oldu.
Yapılan her iki düzenlemenin sonucunda ise toplamda eczacıya aktarılan miktar 40 Milyon TL idi. (55-15 = 40) Yani eczacıya sanayi ıskontolarının yükünü taşımaya devam etmesi karşılığında 40 Milyon TL lik bir sus payı aktarılmıştı.
- 5510 sayılı yasa gereği 1 Ekimde yürürlüğe giren avans ödemesi uygulaması kapsamında eczacıların zarar görmeyeceğine dair 2008 yılı Haziran ayında sürdürülen Protokol görüşmeleri esnasında Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı bir söz vermişti. Sayın Bakan uygulamanın başlayacağı Ocak 2009 tarihine kadar 5510 Sayılı yasada, eczacıları avans uygulaması dışında bırakacak bir düzenlemenin yapılmasını sağlayacaktı.
Ancak Bakan tarafından verilen bu söz de tutulmadı ve bu konuyla ilgili olarak 2009 yılı Protokolü'nde SGK, TEB Merkez Heyetine kendi uygun gördüğü bir çözümü dayattı ve kabul ettirdi. Neydi çözüm: Reçetelerin tamamının örnekleme yöntemiyle incelenmesi ve faturaların son teslim tarihi itibarıyla 60 gün içinde reçete kontrollerinin bitirilerek ödemenin yapılması.
2008 yılı Protokol'üne göre, reçete tesliminin sona erdiği günden 45 gün sonra (yani ortalama 80-82 günde) eczacıların yüzde yüz olarak yapılan geri ödemeleri, (İstanbul da reçete kontrolleri 45 günde tamamlandığı için avans uygulaması zaten yapılmıyordu) 2009 yılı Protokolü'ne göre artık reçete tesliminden 60 gün sonra (yani ortalama 95-97 günde) ve reçetelerin kontrollerinin tamamlanması şartıyla yapılacaktı. Böylece 5510 sayılı Kanun'a göre incelenmeyen faturaların % 75- 90'ının avans olarak ödenmesi uygulamasına da gerek kalmayacaktı.
Ancak geri ödemelerin avans uygulaması kapsamından çıkarılabilmesi ve reçete kontrollerinin 60 günde tamamlanabilmesi için A grubu reçeteler de dahil olmak üzere tüm reçete gruplarına örnekleme yöntemi uygulanacaktı. (2008 yılı Protokol'üne göre B grubu reçetelerinin dışında kalan reçete gruplarına örnekleme yöntemi uygulanmamakta, tamamı kontrol edilmekteydi.)
2009 yılı Protokolü'nün ödeme zamanını ve şeklini belirleyen maddesi bugüne kadar verdiği birçok sözden dönen, altına imza koyduğu Protokol hükümlerini bile istediği gibi uygulayan SGK gibi bir Kurumun sözüne güvenilerek kabul edildi. TEB yöneticilerimiz, Bakanın verdiği sözün üzerine giderek yapılacak bir yasal düzenleme ile eczacının hakkının güvence altına alınmasını sağlamak yerine meslektaşlarımızı SGK'nın insafına teslim ettiler.
5510 sayılı yasada avans uygulamasının nasıl yapılacağı açıktır. Yasa, faturaların teslim tarihinden itibaren en geç 75 gün içinde ödeneceğini fakat işlemlerin gecikmesi halinde tahakkuk eden tutarın %75 ile %90 arasındaki kısmının avans olarak ödeneceğini söylemektedir.
Bugün Protokolde bu düzenlemeyi yapan Kurum, yarın örnekleme yöntemi ile de kontrolü tamamlayamadığını bahane ederek,ödemelerimizin %75 ile %90 arasındaki kısmını avans olarak ve ödeme süresini de 75 gün olarak belirleyerek geri ödeme yapacağını bildirebilir. Bilindiği üzere yasalar her zaman protokollerin üzerindedir. Kurum dilediğinde, yasayı uyguluyorum deme hakkına sahiptir. Eğer anlaşma yaptığınız kurum SGK ise, bu tehlike her zaman için vardır. 2009 yılı Protokolü'nde yer alan ve geri ödeme konusunu içeren hüküm, eczacı için hiçbir zaman güvence değildir.
- 2009 yılı Protokolü yürürlüğe girdiğinde, özel hastanelerden kaynaklanan muayene katılım payları artık eczaneler tarafından tahsil edilmeyecek, ancak Devlet, Eğitim- Araştırma ve Üniversite Hastanelerinden kaynaklanan muayene katılım payları eskiden olduğu gibi eczaneler aracılığı ile tahsil edilmeye devam edecektir. Yani eczacıların tahsilatçılık görevi sona ermemiş, sadece bir bölümü kaldırılmıştır. Ve TEB tarafından bu durum bizlere bir kazanım olarak sunulmaktadır.
Oysa bizim talebimiz, sadece özel hastanelerden kaynaklanan muayene katılım paylarının tahsilatından kurtulmak değil, bize yüklenen ve Anayasal bir suç oluşturan bu angaryadan tümüyle kurtulmaktır. Üzerimize yüklenen bu angarya devam etmektedir.
- SGK'nın hukuk tanımazlığına ve Protokol hükümlerine uymamasına en iyi örnek Eczacı Odaları tarafından yürütülen reçetelerin eşit ve sıralı dağıtımı uygulamasını geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde sonlandırmasıdır. Odamız, bu haksız uygulama karşısında Danıştay'a dava açarak yürütmeyi durdurma kararı almış olmasına rağmen SGK, Danıştay'ın bu kararını, "tebliğ henüz elime geçmedi" gerekçesiyle uygulamaya koymamış ve 2009 yılı Protokolünde de bu maddenin "Danıştay'ın nihai kararı Kurumun aleyhine çıkarsa ancak uygularım" şeklinde şerh koyarak yer almasına izin vermiştir.
Bu örgütün onuru olan eşit ve sıralı dağıtım sistemleri, onca mahkeme kararına rağmen ancak SGK'nın dayattığı şerh hükümleri ile 2009 yılı Protokolü'nde yer alabilmiştir.
TEB Merkez Heyeti tarafından SUT ta yapılacağı söylenen değişikliklere gelince henüz yayımlanmış değildir ve yayımlansa bile bugünden yarına SGK tarafından değiştirilmeyeceğinin hiç bir garantisi yoktur. 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nin geçen yıl 13 defa değişikliğe uğradığı göz önüne alındığında, SUT 'da yapılacak değişiklikleri kalıcı kazanım olarak kabul etmek yerine ihtiyatla yaklaşarak, bu değişikliklerin SUT'da nasıl yer alacağını beklemek ve sonrasında değerlendirmek daha doğru olacaktır. SUT'un Protokole uygunluğu, zaten olması gereken bir uygulamadır.
SUT'ta yapılan değişiklikler için yeterli geçiş süresinin tanınması, 2008 yılı Protokolü göz önüne alındığında geri atılmış bir adımdır. Çünkü 2008 yılı Protokolünde de "... reçeteler sözleşmeli eczaneler tarafından bu protokol çerçevesinde ve protokolün imzalandığı tarihte yürürlükte olan SUT hükümleri doğrultusunda karşılanır'' hükmü yer almasına rağmen SGK, Ekim ayı başında yayımlanan 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nde yer alan hükümler esas alınarak reçete hizmetinin sürdürülmesini şart koşmuş, tüm itirazlarımıza rağmen TEB, protokolde yer alan bu hükmü uygulatamamıştır. Önümüzdeki dönemde de benzeri dayatmaların getirilmeyeceğinin garantisi var mıdır?
Yayımlanacak 2009 yılı SUT hükümleri konusunda TEB'in görüşünün alınması ise sadece bir formaliteyi yerine getirmekten ibaret olacaktır. Çünkü daha önce de SUT'un yayımlanmasının iki gün öncesinde TEB in görüşü isteniyordu. TEB Merkez Heyeti de kendisine gönderilen taslağı Odalara fakslayarak bir gün içerisinde Odaların görüşlerini topluyor ve kendi görüşleri ile birlikte bunları Kuruma iletiyordu. Ancak ne Odaların ne de TEB'in sunduğu görüşler dikkate alınmaksızın SGK'nın taslak olarak gönderdiği metin aynı şekilde yayımlanıp yürürlüğe giriyordu. Bu hususta da olacaklar yine geçmişteki uygulamanın benzeri olacaktır.
Günü birlik tedavi uygulamasının özel hastanelerden kaldırılması, eğer ileride bir değişiklik olmaz ise bu protokolde yer alan EN ÖNEMLİ KAZANIMDIR! SUT değişikliği yayınlanıp uygulamaya girdiğinde artık özel hastanelerin kural tanımaz bir tutumla her türlü ilacı ayaktan tedavide karşılaması mümkün olmayacaktır. Aslında burada olması gereken "Günübirlik Tedavi" gibi sınırları istendiği şekilde esnetilebilecek bir kavramın tümüyle SUT hükümlerinden çıkarılmasıdır.
TEB'in sözleşme yapması hakkının geri verilmesi, masada kazanılmış bir hak değil 21500 eczanenin gönderdiği "e-sözleşmeye hayır" dilekçelerinin sonucunda zaten var olan hakkımızın teslim edilmesidir. Eczacılar meslek örgütüne sahip çıkarak, bu maddeyi tekrar SUT içine koydurmayı başarmışlardır.
Ancak TEB bu protokolün 3 yıllık bir protokol olmasını kabul ederek kendisinden sonraki Merkez Heyetinin de tasarruf ve iradesine ambargo koymuştur.
Eczacıların Birinci Basamak Hizmet Sunucusu sayılması, Türk Eczacıları Birliğinin, Eczacılık Fakültelerinin ve Eczacı Odalarının ortak başarısıdır.
SUT hükümlerinin ve Protokollerin imzalandığı şekliyle uygulamada kalması ancak Türk Eczacıları Birliği'nin, Kurum karşısında kararlı duruşunu ve ilkeli yönetim anlayışını sergilemeyi başardığında gerçekleşecektir.
Görüldüğü üzere 2009 Protokolü, verdiğimiz emeğin karşılığı olan ve beklentilerimizi bütünüyle karşılayan bir Protokol değildir. Bu sürecin doğru analiz edilmesi, eksikliklerin ve zaafların eczacı kamuoyu ile içtenlikle paylaşılması gerekmektedir.
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti çok kısa bir zaman dilimi içerisinde, bir yanlışı iki kez tekrarlayarak eczacı tabanının güvenini yitirmiştir. Önümüzde zor bir süreç vardır ve TEB Yönetimi atacağı doğru adımlar ile bu güveni bir an önce yeniden sağlamak zorundadır. TEB Merkez Heyeti eczacı kamuoyunun beklentilerine cevap verecek yeni bir yapısal değişikliğe gitmelidir. Eczacı tabanından başlayarak tüm örgütte yeni bir güven ortamı oluşturulmalıdır. Bu sağlanamıyorsa demokrasinin gereği yerine getirilmelidir.
Sevgili Meslektaşlarımız,
İmzalanan 2009 yılı Protokolünü içinize sindiremediğinizi biliyoruz.
İstanbul Eczacı Odası olarak, bizlerden ne talep edildiyse fazlasıyla yerine getirdik. Emeğimizi ve yüreğimizi ortaya koyduk. Hayata geçirdiğimiz eylemlerle örgütlü mücadeleye güç kattık. Ancak bizlerin gösterdiği kararlılığı, TEB Merkez Heyeti görüşme masasında ortaya koyamadı.
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, henüz önlerinde görüşmeleri sürdürecekleri uzun bir süre varken, gereksiz bir acelecilikle ve bizlere danışma gereği bile duymadan 2009 Protokolü'nü imzaladı.
Şimdi yapılması gereken, gasp edilen haklarımızın tekrar kazanılması için farklı yöntemler geliştirilerek mücadelenin yeniden yükseltilmesidir.
Bizler bu dönemde nasıl çok önemli bir başarıya imza atarak mesleğimizin geleceğini ve örgütlü gücümüzün devamını güvence altına almayı başarmışsak, önümüzdeki süreçte de aynı kararlılıkla ekonomik kazanımlarımızı adım adım geri alacağız.
Her zaman yılmadan, mücadeleyi sürdürme azmine ve bilincine sahip sizlerle, önümüzdeki süreçte tüm engelleri başarıyla aşacağımıza yürekten inanıyoruz.
Saygılarımızla.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
01.04.2026 / 15:23 4877
01.04.2026 / 15:03 3037
01.04.2026 / 17:06 1431
03.04.2026 / 10:26 829