Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

Yönetim Kurulu Şubat Ayı Çalışma Raporu

05.02.2009 tarihinde internet sayfamız üzerinden yaptığımız bir duyuru ile 2009 yılı Protokolünün imzalanmasından bu yana kamu kurum ıskontosu yükselen ilaçları firmaları ile birlikte sergileyerek Türk Eczacıları Birliği'ni bir an önce eczacının raf kayıplarını geri alacak adımları atmaya çağırdık. Kamu kurum ıskontolarını yükselterek raf kayıplarımıza neden olan ilgili firmaların her birine yazdığımız yazılarla bu haksız uygulamadan doğan eczacı kayıplarının telafi edilmesini istedik. Ayrıca bu hususta kalıcı çözümler oluşturulana kadar internet sayfamız üzerinden 2009 Protokolünün imzalandığı günden itibaren kamu kurum iskontosu değişen her bir ilacı aynı gün muadilleriyle birlikte meslektaşlarımızın bilgisine sunmaya başladık.

05.02.2009 tarihinde yaptığımız ve 2009 yılı Protokolüne yönelik görüşlerimizi eczacı kamuoyu ile paylaştığımız açıklamamızda; yaşanan süreçte bizlerin meslektaşlarımızla birlikte ortaya koyduğumuz kararlılığı ne yazık ki TEB Merkez Heyetinin görüşme masasında ortaya koyamadığını ve önlerinde görüşmeleri sürdürecekleri uzun bir süre varken, gereksiz bir acelecilikle ve bizlere danışma gereği bile duymadan 2009 Protokolü'nü imzaladığını belirttik. 2009 Protokolü'nün, verdiğimiz emeğin karşılığı olan ve beklentilerimizi bütünüyle karşılayan bir Protokol olmadığını ve yapılması gerekenin sürecin doğru analiz edilerek eksikliklerin ve zaafların eczacı kamuoyu ile paylaşılması olduğunu bildirdiğimiz açıklamamızda TEB yönetiminin, kaybettiği eczacı tabanının güvenini yeniden sağlamak üzere yeni bir yapısal değişikliğe gitmesi gerektiğini dile getirdik. Eczacı tabanından başlayarak tüm örgütte yeni bir güven ortamı oluşturulmasının önemine dikkat çektik.

11.02.2009 tarihinde SGK'nın 28.01.2009 tarihinde yaptığı bir düzenlemeyle bazı tansiyon ilaçlarının diüretik madde içeren formları ile içermeyenlerini aynı eşdeğer ürün grubuna dahil etmesi nedeniyle bir basın açıklaması yaparak, çıkan fiyat farkları nedeniyle meslektaşlarımızın mağduriyetine ve SGK'nın hatasına dikkat çektik. Açıklamamızda eşdeğer ürün kavramına açıklık getirerek SGK'nın eşdeğer ilaç tanımını temelde ihlal ettiğini, SGK'nın bu hatasının eşdeğer ilaçların güvenilirliğini asla değiştirmeyeceğini, SGK'nın da bu hatasını bir an önce düzeltmesi gerektiğini dile getirdik.

13.02.2009 tarihinde Türk Eczacıları Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu ve Maliye Bakanlığı arasında imzalanan 2009 Yılı Protokollerinin 3.7 Maddesine istinaden, Danıştay tarafından gerekçeli kararın yayımlanacağı tarihe kadar uygulanmak üzere geçici provizyon sistemi TEB tarafından hayata geçirildi. Oda Merkezi ve Bürolarımızda gerekli hazırlıklar yapılarak Protokolün 3.7 maddesinde tanımlı işyeri hekimi reçeteleri dışındaki  reçetelerin onay işlemlerinin 23.02.2009 tarihi itibarıyla onaylarının yapılmaya başlanacağı bilgisi verildi. İşyeri hekimi reçete onaylarında meslektaşlarımızın yaşayabileceği mağduriyetler göz önüne alınarak reçetelerin Odamıza getirilmeden listelerinin onaylanmasına yönelik bir yöntemin hayata geçirileceği bilgisi meslektaşlarımıza verildi.

15.02.2009 tarihinde Kadıköy'de, işsizliğe ve yoksulluğa karşı TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK'in çağrısıyla gerçekleştirilen "Krizin bedelini ödemeyeceğiz" başlıklı emek ve demokrasi mitingine sağlık meslek örgütleriyle ve meslektaşlarımızla birlikte katıldık.

19.02.2009 tarihinde, Odamız Bakırköy bölge temsilcileri tarafından Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi'nde düzenlenen ve Dr. Gökalp Müstecaplıoğlu'nun konuk olduğu "Sağlıklı Beslenme ve Bedensel İncelme Tedavileri" konulu söyleşiyi meslektaşlarımızın yoğun ilgi ve katılımı ile gerçekleştirdik.

19.02.2009 tarihinde, bir diş hekimine yapılan saldırının ardından Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde onkolog olarak görev yapan Doç. Dr. Andaç Argon'un da saldırıya uğraması nedeniyle diğer sağlık meslek örgütleri ile birlikte Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yapılan toplu basın açıklamasına katılarak yetkililerden, tüm sağlık meslek mensupları için güvenli çalışma ortamının sağlanmasını ve sağlık çalışanlarına şiddetin son bulması için gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını talep ettik.

20.02.2009 tarihinde, Oda sayfamız üzerinden yaptığımız bir açıklama ile 18.02.2009 tarihinde Meclis Komisyonunda kabul edilen ve 2009 yılı Protokolü'nün imzalanmasının hemen ardından Protokolün ödeme şartları ve zamanına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 5838 Sayılı Kanun'un 2. maddesine dikkat çektik. 5510 sayılı SSGSS Kanununun 97/7. maddesinde değişiklik yapan bu Kanun'un komisyona getirildiği ve eczacı aleyhine çok daha vahim sonuçlar içerebilecek ilk halini de gözler önüne serdiğimiz açıklamamızda, Mecliste tüm bu gelişmeler olurken TEB Başkanlık Divanı üyelerinin dikkatsiz ve duyarsız kalmasının affedilemez olduğu bildirdik.  Kanun'un kabul edilen ve yayınlanan son halini ise ancak TEB Merkez Heyetinin üç üyesinin zamanında müdahalesiyle aldığını açıkladığımız yazımızda önümüzdeki daha da zorlu süreçte bizleri bekleyen sorunlara çözüm üretecek, mesleğimize yönelik tehditleri zamanında algılayacak ve haklarımızı sonuna kadar savunarak bizleri ortada bırakmayacak ve en önemlisi tüm eczacılara güven verecek yeni bir yönetim anlayışına ivedilikle ihtiyaç olduğunu belirttik.

21.02.2009 tarihinde, Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği tarafından düzenlenen bu yılki söyleşilerin ikincisini KAVEG kurucu üyesi Prof. Dr. Önder Kayhan'ın fotoğraflar eşliğinde Anadolu medeniyetleri üzerine yaptığı bir sunum ile tüm meslektaşlarımızın katılımına yönelik olarak Odamız Galatasaray Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdik.

24.02.2009 tarihinde; basın organlarında yer alan ve içinde bazı eczanelerin de yer aldığı yolsuzluk haberleri üzerine yönetim kurulumuz, basına ve kamuoyuna yönelik bir açıklama yaptı. Açıklamamızda; gündeme gelen ilaç yolsuzluğu haberlerinin arkasında genelde muvazaalı eczanelerin yer aldığına dikkat çekerek, Odamızın muvazaalı açılmak istenen eczanelere karşı ciddi bir mücadele yürüttüğünü, ancak son dönemde Eczacı Odalarının yetkilerinin kısıtlanmasının bu mücadeleye zarar verdiğini, dolayısıyla bu tarz yolsuzlukların da önünü açtığını belirttik. Ayrıca yine basın organlarında yer alan ve SGK Müfettişlerince hazırlanan ilaç yolsuzluklarına ilişkin Kurum raporunda da, Eczacı Odalarının eczane ruhsatı verme aşamasındaki belirleyici yetkisinin kaldırılmasının muvazaalı eczanelerin sayısını artırdığının belirlendiğine dikkat çekerek, Sağlık Bakanlığı'nın bu konudaki gerekli mevzuat değişikliklerini bir an önce yapması gerektiğini belirttik. Yolsuzlukların önündeki en büyük engeli oluşturan reçete dağıtım sistemlerimize tüm kamu kurumlarınca sahip çıkılması gerektiğini, yolsuzlukla mücadelenin hiçbir zaman meslek örgütlerinden kopuk biçimde başarılamayacağını bildirdiğimiz açıklamamızda, bu konuda tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarını bizlerle birlikte hareket etmeye çağırdık

Yönetim Kurulu Şubat Ayı Çalışma Raporu. 05.02.2009 tarihinde internet sayfamız üzerinden yaptığımız bir duyuru ile 2009 yılı Protokolünün imzalanmasından bu yana kamu kurum ıskontosu yükselen ilaçları firmaları ile birlikte sergileyerek Türk Eczacıları Birliği'ni bir an önce eczacının raf kayıplarını geri alacak adımları atmaya çağırdık. Kamu kurum ıskontolarını yükselterek raf kayıplarımıza neden olan ilgili firmaların her birine yazdığımız yazılarla bu haksız uygulamadan doğan eczacı kayıplarının telafi edilmesini istedik. Ayrıca bu hususta kalıcı çözümler oluşturulana kadar internet sayfamız üzerinden 2009 Protokolünün imzalandığı günden itibaren kamu kurum iskontosu değişen her bir ilacı aynı gün muadilleriyle birlikte meslektaşlarımızın bilgisine sunmaya başladık. 05.02.2009 tarihinde yaptığımız ve 2009 yılı Protokolüne yönelik görüşlerimizi eczacı kamuoyu ile paylaştığımız açıklamamızda; yaşanan süreçte bizlerin meslektaşlarımızla birlikte ortaya koyduğumuz kararlılığı ne yazık ki TEB Merkez Heyetinin görüşme masasında ortaya koyamadığını ve önlerinde görüşmeleri sürdürecekleri uzun bir süre varken, gereksiz bir acelecilikle ve bizlere danışma gereği bile duymadan 2009 Protokolü'nü imzaladığını belirttik. 2009 Protokolü'nün, verdiğimiz emeğin karşılığı olan ve beklentilerimizi bütünüyle karşılayan bir Protokol olmadığını ve yapılması gerekenin sürecin doğru analiz edilerek eksikliklerin ve zaafların eczacı kamuoyu ile paylaşılması olduğunu bildirdiğimiz açıklamamızda TEB yönetiminin, kaybettiği eczacı tabanının güvenini yeniden sağlamak üzere yeni bir yapısal değişikliğe gitmesi gerektiğini dile getirdik. Eczacı tabanından başlayarak tüm örgütte yeni bir güven ortamı oluşturulmasının önemine dikkat çektik. 11.02.2009 tarihinde SGK'nın 28.01.2009 tarihinde yaptığı bir düzenlemeyle bazı tansiyon ilaçlarının diüretik madde içeren formları ile içermeyenlerini aynı eşdeğer ürün grubuna dahil etmesi nedeniyle bir basın açıklaması yaparak, çıkan fiyat farkları nedeniyle meslektaşlarımızın mağduriyetine ve SGK'nın hatasına dikkat çektik. Açıklamamızda eşdeğer ürün kavramına açıklık getirerek SGK'nın eşdeğer ilaç tanımını temelde ihlal ettiğini, SGK'nın bu hatasının eşdeğer ilaçların güvenilirliğini asla değiştirmeyeceğini, SGK'nın da bu hatasını bir an önce düzeltmesi gerektiğini dile getirdik. 13.02.2009 tarihinde Türk Eczacıları Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu ve Maliye Bakanlığı arasında imzalanan 2009 Yılı Protokollerinin 3.7 Maddesine istinaden, Danıştay tarafından gerekçeli kararın yayımlanacağı tarihe kadar uygulanmak üzere geçici provizyon sistemi TEB tarafından hayata geçirildi. Oda Merkezi ve Bürolarımızda gerekli hazırlıklar yapılarak Protokolün 3.7 maddesinde tanımlı işyeri hekimi reçeteleri dışındaki reçetelerin onay işlemlerinin 23.02.2009 tarihi itibarıyla onaylarının yapılmaya başlanacağı bilgisi verildi. İşyeri hekimi reçete onaylarında meslektaşlarımızın yaşayabileceği mağduriyetler göz önüne alınarak reçetelerin Odamıza getirilmeden listelerinin onaylanmasına yönelik bir yöntemin hayata geçirileceği bilgisi meslektaşlarımıza verildi. 15.02.2009 tarihinde Kadıköy'de, işsizliğe ve yoksulluğa karşı TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK'in çağrısıyla gerçekleştirilen "Krizin bedelini ödemeyeceğiz" başlıklı emek ve demokrasi mitingine sağlık meslek örgütleriyle ve meslektaşlarımızla birlikte katıldık. 19.02.2009 tarihinde, Odamız Bakırköy bölge temsilcileri tarafından Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi'nde düzenlenen ve Dr. Gökalp Müstecaplıoğlu'nun konuk olduğu "Sağlıklı Beslenme ve Bedensel İncelme Tedavileri" konulu söyleşiyi meslektaşlarımızın yoğun ilgi ve katılımı ile gerçekleştirdik. 19.02.2009 tarihinde, bir diş hekimine yapılan saldırının ardından Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde onkolog olarak görev yapan Doç. Dr. Andaç Argon'un da saldırıya uğraması nedeniyle diğer sağlık meslek örgütleri ile birlikte Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yapılan toplu basın açıklamasına katılarak yetkililerden, tüm sağlık meslek mensupları için güvenli çalışma ortamının sağlanmasını ve sağlık çalışanlarına şiddetin son bulması için gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını talep ettik. 20.02.2009 tarihinde, Oda sayfamız üzerinden yaptığımız bir açıklama ile 18.02.2009 tarihinde Meclis Komisyonunda kabul edilen ve 2009 yılı Protokolü'nün imzalanmasının hemen ardından Protokolün ödeme şartları ve zamanına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 5838 Sayılı Kanun'un 2. maddesine dikkat çektik. 5510 sayılı SSGSS Kanununun 97/7. maddesinde değişiklik yapan bu Kanun'un komisyona getirildiği ve eczacı aleyhine çok daha vahim sonuçlar içerebilecek ilk halini de gözler önüne serdiğimiz açıklamamızda, Mecliste tüm bu gelişmeler olurken TEB Başkanlık Divanı üyelerinin dikkatsiz ve duyarsız kalmasının affedilemez olduğu bildirdik. Kanun'un kabul edilen ve yayınlanan son halini ise ancak TEB Merkez Heyetinin üç üyesinin zamanında müdahalesiyle aldığını açıkladığımız yazımızda önümüzdeki daha da zorlu süreçte bizleri bekleyen sorunlara çözüm üretecek, mesleğimize yönelik tehditleri zamanında algılayacak ve haklarımızı sonuna kadar savunarak bizleri ortada bırakmayacak ve en önemlisi tüm eczacılara güven verecek yeni bir yönetim anlayışına ivedilikle ihtiyaç olduğunu belirttik. 21.02.2009 tarihinde, Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği tarafından düzenlenen bu yılki söyleşilerin ikincisini KAVEG kurucu üyesi Prof. Dr. Önder Kayhan'ın fotoğraflar eşliğinde Anadolu medeniyetleri üzerine yaptığı bir sunum ile tüm meslektaşlarımızın katılımına yönelik olarak Odamız Galatasaray Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdik. 24.02.2009 tarihinde; basın organlarında yer alan ve içinde bazı eczanelerin de yer aldığı yolsuzluk haberleri üzerine yönetim kurulumuz, basına ve kamuoyuna yönelik bir açıklama yaptı. Açıklamamızda; gündeme gelen ilaç yolsuzluğu haberlerinin arkasında genelde muvazaalı eczanelerin yer aldığına dikkat çekerek, Odamızın muvazaalı açılmak istenen eczanelere karşı ciddi bir mücadele yürüttüğünü, ancak son dönemde Eczacı Odalarının yetkilerinin kısıtlanmasının bu mücadeleye zarar verdiğini, dolayısıyla bu tarz yolsuzlukların da önünü açtığını belirttik. Ayrıca yine basın organlarında yer alan ve SGK Müfettişlerince hazırlanan ilaç yolsuzluklarına ilişkin Kurum raporunda da, Eczacı Odalarının eczane ruhsatı verme aşamasındaki belirleyici yetkisinin kaldırılmasının muvazaalı eczanelerin sayısını artırdığının belirlendiğine dikkat çekerek, Sağlık Bakanlığı'nın bu konudaki gerekli mevzuat değişikliklerini bir an önce yapması gerektiğini belirttik. Yolsuzlukların önündeki en büyük engeli oluşturan reçete dağıtım sistemlerimize tüm kamu kurumlarınca sahip çıkılması gerektiğini, yolsuzlukla mücadelenin hiçbir zaman meslek örgütlerinden kopuk biçimde başarılamayacağını bildirdiğimiz açıklamamızda, bu konuda tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarını bizlerle birlikte hareket etmeye çağırdık