Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

İlaç tekelleri sahte ilaç konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor

 

 BASINA VE KAMUOYUNA

 

İlaç tekelleri sahte ilaç konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor.

Sahte ilaç konusu, uluslararası tekellerin getirmek istediği ilaç takip sisteminin bahanesi olarak kullanılıyor.

 

Bugün basında çıkan haberlerden Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği'nin "Sahte İlaç" konulu bir basın toplantısı düzenleyerek İlaç Takip Sistemi'nin ilaçta sahteciliği önleyeceğini savunduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Türkiye'de ilaç sahteciliğinin arttığı yolunda hangi bilimsel araştırmaya dayandığı belli olmayan verilere de yer verilen toplantıda, AİFD'nin İlaç Takip Sistemi'nin yürürlüğe girmesi için kamuoyu yaratmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı tarafından da defalarca dile getirildiği gibi Türkiye'de "sahte ilaç sorunu" yoktur. Türkiye'deki sahtecilik sorunu, "sahte kupür" sorunudur. Bugün gazetelerde "10 ilaçtan 1'i sahte" şeklinde başlıklarla sunulan haberler ile kamuoyu bilinçli olarak yanıltılmaktadır. Bu haberler toplumda ilaçların güvenilirliğine karşı şüphe oluşmasına neden olmakta, böylelikle ilaç pazarının yeniden düzenlenmesinde gerekli kamuoyu yaratılmak istenmektedir.

Basın toplantısında konuşan AİFD Genel Sekreteri Alp Sevindik, sahte ilaç ticaretinin dünyada Afrika, Hindistan, Rusya ve Çin'de en yüksek oranlarda gerçekleştiğini, Türkiye'de ise bu konuda net bir veri bulunmadığını kaydetmiştir. Ancak basın toplantısını haber yapan bir gazetede Türkiye'nin sahte ilaç ticaretinde dördüncü olduğu yönünde bir ifadeye yer verilmiştir. AİFD Genel Sekreteri'ne sormak isteriz. Türkiye'de ilaç sahteciliği konusunda net bir veri bulunmazken İlaç Takip Sistemi'nin dünyada ilk kez Türkiye'de uygulanmasının mantığı nedir?

Basında çıkan haberlerle ilaç konusunda kamuoyunda kafa karışıklığı yaratılmış; Sağlık Bakanlığı güvencesindeki ilaçlara, halkın şüphe ve korkuyla yaklaşmasına neden olunmuştur.

Elbette internet üstünden ve eczane dışındaki yerlerden ilaç satışıyla, kaçak ve sahte ilaçların ülke pazarına girmesiyle mücadele edilmelidir. Sağlık Bakanlığı da bu konudaki denetim ve yaptırımlarını artırmalıdır. Ancak yılda milyonlarca kutu ilaç tüketiminin gerçekleştiği Türkiye'de ilaçta sahtecilik olduğu kanısını uyandırmak için, Tahtakale'de sokak tezgahlarında sayısı 10'larla ifade edilen kaçak ve sahte ürünler satıldığı örneğini vermek, durumu saptırmaktan başka bir şey değildir. Bu şekilde toplumda Sağlık Bakanlığı denetimindeki ilaç ve eczacılık alanına karşı yersiz ve gereksiz bir kuşku yaratılmaktadır.

Yine basın toplantısını haber yapan gazetelerde, toplantıya katılan Esfor Güvenlik Danışmanlık Şirketi Genel Müdürünün "güvendiğiniz eczanelerden ilaç alın" anlamındaki sözleri yer almıştır. Bu sözler Sağlık Bakanlığı'nın denetimi altındaki eczaneler konusunda halkta "güvenilmez eczaneler mi var" şeklinde yersiz bir soruya neden olabilecektir.

Bilindiği gibi ülkemizde ilaç harcamaları hızla artmakta, Türkiye'nin, 2010 yılında dünyanın en büyük 10 ilaç pazarından biri olacağı belirtilmektedir. Uluslararası ilaç tekelleri de yakın gelecekte kârlarına kâr katacakları bir "cennet" olarak gördükleri ülkemizdeki "ilaç piyasası"nı istedikleri gibi şekillendirilmek istemektedirler.

Uyarımız hem yetkililere hem de ilaç üretim ve dağıtım tekellerinedir. İlaç Takip Sistemi'nin toplumda bir sahte ilaç korkusu yaratarak kamuoyuna benimsetilmek istenmesi yanlıştır. Sağlık ve ilaç alanındaki tek otorite olan Sağlık Bakanlığı bu duruma izin vermemeli, ilaç tekellerinin daha fazla kâr etmek için sürdürdükleri stratejilerini denetim altına almalı ve sermayenin halkın sağlığı üzerinden çıkar sağlamaya dönük girişimlerinin önüne devlet güvencesiyle geçmelidir.

Odamız İlaç Takip Sistemi'nin getirilmesine karşıdır. Çünkü: 


1) Farklı alternatifler varken "İlaç Takip Sistemi" gibi dünyada hiçbir ülkede uygulanmayan bir sistem ısrarla ülkemizde uygulanmak istenmektedir.

2) Bu sistemin SGK'nın zaten çoğunlukla çalışmayan provizyon sistemi ile birlikte uygulanmaya başlanması büyük bir kaosa neden olacaktır. Sistemde yaşanacak çok uzun süreli kesintiler nedeniyle ilaç hizmeti verilemez hale gelecektir. SGK Provizyon Sistemi ile İlaç Takip Sistemi arasında yaşanacak uyum sorununun faturasını yine eczacı ve halkımız ödeyecektir.

3) Eczanelerimizin içine düşürüldüğü ekonomik darboğaz yetmiyormuş gibi, sistemin uygulanabilmesi için gerekli tüm yatırımı eczacılar finanse etmek zorunda kalacaklardır.

4) İlaç Takip Sistemi, uluslararası ilaç tekellerinin dünya ilaç pazarını izleyebilecekleri en güvenli yoldur. İlaç Takip Sisteminin asıl amacı; reçeteli ve reçetesiz ilaçların, tıbbi beslenme solüsyonlarının, ara ürünlerin izlenmesi ve elde edilen bilgilerin ilaç tekellerine sunulmasıdır.

5) Sahte ilaç ve kupür, ilaç takip sisteminin sadece bahanesidir. Sahte ilaç ve kupürden haksız yere mağdur olan yine eczacılarımızdır. Kutu sahteciliğinin ve sahte kupürün önlenmesi bizim için hayati önemdedir. Sahteciliğin önlenmesindeki en önemli unsur, gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve ilaç sahteciliğinin tanımlanıp ağırlaştırılmış cezaların yürürlüğe konulmasıdır.

 

Basının ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
İlaç tekelleri sahte ilaç konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. BASINA VE KAMUOYUNA İlaç tekelleri sahte ilaç konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. Sahte ilaç konusu, uluslararası tekellerin getirmek istediği ilaç takip sisteminin bahanesi olarak kullanılıyor. Bugün basında çıkan haberlerden Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği'nin "Sahte İlaç" konulu bir basın toplantısı düzenleyerek İlaç Takip Sistemi'nin ilaçta sahteciliği önleyeceğini savunduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Türkiye'de ilaç sahteciliğinin arttığı yolunda hangi bilimsel araştırmaya dayandığı belli olmayan verilere de yer verilen toplantıda, AİFD'nin İlaç Takip Sistemi'nin yürürlüğe girmesi için kamuoyu yaratmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından da defalarca dile getirildiği gibi Türkiye'de "sahte ilaç sorunu" yoktur. Türkiye'deki sahtecilik sorunu, "sahte kupür" sorunudur. Bugün gazetelerde "10 ilaçtan 1'i sahte" şeklinde başlıklarla sunulan haberler ile kamuoyu bilinçli olarak yanıltılmaktadır. Bu haberler toplumda ilaçların güvenilirliğine karşı şüphe oluşmasına neden olmakta, böylelikle ilaç pazarının yeniden düzenlenmesinde gerekli kamuoyu yaratılmak istenmektedir. Basın toplantısında konuşan AİFD Genel Sekreteri Alp Sevindik, sahte ilaç ticaretinin dünyada Afrika, Hindistan, Rusya ve Çin'de en yüksek oranlarda gerçekleştiğini, Türkiye'de ise bu konuda net bir veri bulunmadığını kaydetmiştir. Ancak basın toplantısını haber yapan bir gazetede Türkiye'nin sahte ilaç ticaretinde dördüncü olduğu yönünde bir ifadeye yer verilmiştir. AİFD Genel Sekreteri'ne sormak isteriz. Türkiye'de ilaç sahteciliği konusunda net bir veri bulunmazken İlaç Takip Sistemi'nin dünyada ilk kez Türkiye'de uygulanmasının mantığı nedir? Basında çıkan haberlerle ilaç konusunda kamuoyunda kafa karışıklığı yaratılmış; Sağlık Bakanlığı güvencesindeki ilaçlara, halkın şüphe ve korkuyla yaklaşmasına neden olunmuştur. Elbette internet üstünden ve eczane dışındaki yerlerden ilaç satışıyla, kaçak ve sahte ilaçların ülke pazarına girmesiyle mücadele edilmelidir. Sağlık Bakanlığı da bu konudaki denetim ve yaptırımlarını artırmalıdır. Ancak yılda milyonlarca kutu ilaç tüketiminin gerçekleştiği Türkiye'de ilaçta sahtecilik olduğu kanısını uyandırmak için, Tahtakale'de sokak tezgahlarında sayısı 10'larla ifade edilen kaçak ve sahte ürünler satıldığı örneğini vermek, durumu saptırmaktan başka bir şey değildir. Bu şekilde toplumda Sağlık Bakanlığı denetimindeki ilaç ve eczacılık alanına karşı yersiz ve gereksiz bir kuşku yaratılmaktadır. Yine basın toplantısını haber yapan gazetelerde, toplantıya katılan Esfor Güvenlik Danışmanlık Şirketi Genel Müdürünün "güvendiğiniz eczanelerden ilaç alın" anlamındaki sözleri yer almıştır. Bu sözler Sağlık Bakanlığı'nın denetimi altındaki eczaneler konusunda halkta "güvenilmez eczaneler mi var" şeklinde yersiz bir soruya neden olabilecektir. Bilindiği gibi ülkemizde ilaç harcamaları hızla artmakta, Türkiye'nin, 2010 yılında dünyanın en büyük 10 ilaç pazarından biri olacağı belirtilmektedir. Uluslararası ilaç tekelleri de yakın gelecekte kârlarına kâr katacakları bir "cennet" olarak gördükleri ülkemizdeki "ilaç piyasası"nı istedikleri gibi şekillendirilmek istemektedirler. Uyarımız hem yetkililere hem de ilaç üretim ve dağıtım tekellerinedir. İlaç Takip Sistemi'nin toplumda bir sahte ilaç korkusu yaratarak kamuoyuna benimsetilmek istenmesi yanlıştır. Sağlık ve ilaç alanındaki tek otorite olan Sağlık Bakanlığı bu duruma izin vermemeli, ilaç tekellerinin daha fazla kâr etmek için sürdürdükleri stratejilerini denetim altına almalı ve sermayenin halkın sağlığı üzerinden çıkar sağlamaya dönük girişimlerinin önüne devlet güvencesiyle geçmelidir. Odamız İlaç Takip Sistemi'nin getirilmesine karşıdır. Çünkü: 1) Farklı alternatifler varken "İlaç Takip Sistemi" gibi dünyada hiçbir ülkede uygulanmayan bir sistem ısrarla ülkemizde uygulanmak istenmektedir. 2) Bu sistemin SGK'nın zaten çoğunlukla çalışmayan provizyon sistemi ile birlikte uygulanmaya başlanması büyük bir kaosa neden olacaktır. Sistemde yaşanacak çok uzun süreli kesintiler nedeniyle ilaç hizmeti verilemez hale gelecektir. SGK Provizyon Sistemi ile İlaç Takip Sistemi arasında yaşanacak uyum sorununun faturasını yine eczacı ve halkımız ödeyecektir. 3) Eczanelerimizin içine düşürüldüğü ekonomik darboğaz yetmiyormuş gibi, sistemin uygulanabilmesi için gerekli tüm yatırımı eczacılar finanse etmek zorunda kalacaklardır. 4) İlaç Takip Sistemi, uluslararası ilaç tekellerinin dünya ilaç pazarını izleyebilecekleri en güvenli yoldur. İlaç Takip Sisteminin asıl amacı; reçeteli ve reçetesiz ilaçların, tıbbi beslenme solüsyonlarının, ara ürünlerin izlenmesi ve elde edilen bilgilerin ilaç tekellerine sunulmasıdır. 5) Sahte ilaç ve kupür, ilaç takip sisteminin sadece bahanesidir. Sahte ilaç ve kupürden haksız yere mağdur olan yine eczacılarımızdır. Kutu sahteciliğinin ve sahte kupürün önlenmesi bizim için hayati önemdedir. Sahteciliğin önlenmesindeki en önemli unsur, gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve ilaç sahteciliğinin tanımlanıp ağırlaştırılmış cezaların yürürlüğe konulmasıdır. Basının ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız. İstanbul Eczacı OdasıYönetim Kurulu