Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 01.10.2009 / 15:16 Görüntüleme: 3529
6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul'da yapılacak IMF-Dünya Bankası toplantısına karşı emekçiler, meslek örgütleri, sendikalar, siyasi partiler bugün Tünel'den Taksim'e bir yürüyüş düzenlediler. IMF ve Dünya Bankası'nın isteğiyle AKP hükümeti tarafından yürürlüğe konulan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) yasasının birinci yıldönümünde yapılan yürüyüşe sağlık meslek örgütleri "Herkese sağlık, güvenli gelecek" sloganıyla katıldılar.

İstanbul Eczacı Odası pankartının arkasında toplanan meslektaşlarımız da eyleme beyaz önlükleriyle katıldılar. Eylemi izleyen basın mensuplarına İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu tarafından bugün yürürlüğe giren yeni muayene ücretleri konusunda yapılan basın açıklaması dağıtıldı.

"Sağlıkta Dönüşüm IMF projesidir! Eczacılar IMF'nin veznedarı değildir" başlığını taşıyan açıklama şöyle:
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM IMF PROJESİDİR!
ECZACILAR IMF'NİN VEZNEDARI DEĞİLDİR!
1 Ekim'de yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği ve Tedavi Uygulama Tebliği ile, daha önce ÜCRETSİZ olan, sağlık kuruluşları ve aile hekimliği muayenelerine ilişkin 2 TL tutarındaki katılım payı, kişilerin muayeneye ilişkin reçete ile eczanelere müracaat aşamasında, eczaneden tahsil edilecektir. Bunun anlamı; parasız olan sağlık hizmetlerinin artık paralı hale gelmesi ve sağlık emekçisi eczacıların, tahsildarlık görevinin artarak devam etmesidir. Bu, vatandaşlar için olduğu kadar eczacılar açısından da kabul edilemez bir tutumdur.
Yeni düzenlemenin getireceği olumsuzluklar bunlarla sınırlı değildir. Yeni uygulamayla birlikte, daha önce devlet hastanesinde 3, eğitim hastanelerinde 4 ve üniversite hastanelerinde 6 lira olan tedavi ücretleri, söz konusu hastanelerde 8 liraya çıkarılmakla kalmamış; özel hastanelerde 10 lira olan tedavi ücretleri de 15 lira olarak belirlenmiştir. Sözü geçen tedavi ücretlerinin tahsili için eczacılara yine tahsildarlık görevi verilmiştir.
Tebliğin yurtdışı fiyat ve ilaç listesi ile ilaçlardaki iskontolara ilişkin hükümleri sonucu büyük bir fiyat düşüşü beklenmektedir. Halen düşük kârlılık oranlarıyla ayakta kalmaya çalışan 24 bin eczacının yüzde 40'a varması beklenilen yeni iskonto oranlarıyla yaşamını sürdürmesi neredeyse olanaksız hale gelecektir.
Görüldüğü gibi herkesin istediği hastaneye gidebileceği, istediği doktora muayene olacağı ve istediği yerden ilaç alabileceği hayalleriyle sunulan yeni sağlık sistemi; gitgide vatandaşların ve eczacıların kabusu haline gelmeye başlamıştır. Amacımız vatandaşların ve biz eczacıların durumunu gitgide içerisinden çıkılamaz hale getiren yeni düzenlemelerin önüne geçebilmektir.
Bizler, geçtiğimiz bir yıl içinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Taslağı'nın yürürlüğe girmesinden itibaren eczacılara yüklenen angaryalar, hastalarımızın sağlık hakkını tehdit eden uygulamalar ve eczane ekonomisini daraltan düzenlemeler nedeniyle, çok kısa bir süre önce 'Artık Yeter' deme noktasına gelmiş ve 21 Aralık 2008'de bu tepkimizi Ankara'da 32.000 kişinin katıldığı mitingde duyurmuştuk. Gittikçe şiddetlenen bu sorunlar yumağına olan tepkimizin de gittikçe şiddetleneceğini, eczanelerimizi ve hastalarımızı korumak için bütün gücümüzü seferber edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Ülkemizde 6-7 Ekim'de bir araya gelecek IMF ve Dünya Bankası'nın dayatmasıyla hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ile en temel insan hakkımız olan "sağlık hakkı" ortadan kaldırılmaktadır. Parası olmayana sağlık hizmetinin verilmediği bir ülkede "sosyal devlet"ten söz edilemez. Ülke kaynaklarını sermayenin hizmetine sunan, hastaların cebine gözünü diken bu sağlık anlayışından derhal vazgeçmelidir. Bunun için halkımızı duyarlı olmaya ve bu durumun gerçek sorumlularına karşı biz sağlık çalışanlarıyla birlikte tepki göstermeye çağırıyoruz.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşün Taksim'de sona ermesinin ardından burada TTB Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Ali Çerkezoğlu birer konuşma yaptı. Okunan ortak basın açıklaması şöyle:
Genel $ağlık(sızlık) $igortası'nın Birinci Yılı
AKP, IMF, DÜNYA BANKASI SAĞLIĞA ZARARLIDIR
Genel Sağlık Sigortası (G$$) bundan bir yıl önce, 1 Ekim 2008'de yürürlüğe girmişti. Sendikalar ve meslek örgütleri olarak G$$'nin yol açacağı sakıncalara dikkat çekmiş ve şiddetle karşı çıkmıştık. Peki aradan geçen bir yıl içinde neler oldu?
- Muayene ücretleri devlet hastanelerinde 8, özel hastanelerde 15 TL'ye çıkarıldı. Daha önce parasız olan sağlık ocakları da paralı hale getirildi.
- İlaca ulaşmak zorlaştırıldı; ilaçta vatandaşın ödediği pay arttırıldı. Düşük ücretli emeklilerin ve sürekli ilaç kullanan sigortalıların katkı payları, ücret ve maaşların satın alma gücünü önemli ölçüde geriletti.
- Milyonlarca vatandaş hâlâ sağlık güvencesinden mahrum. Dahası, kriz gerekçesiyle işinden atılan yüz binlerce emekçi ve aileleri de sağlık güvencelerini yitirdiler. 72 milyonluk Türkiye'de sosyal güvenceden kesin olarak mahrum 14 milyon insan bulunuyor.
- Özel hastanelere giden hastalar "ilave ücret" adı altında paralar ödemeye zorlandı. Üstelik şimdilik güya % 30 olan bu "bıçak parası" yakında % 70'e çıkarılacak. Hükümet ve Özel hastane patronları ise hastalara ilave maliyet çıkarmak için büyük çaba harcıyorlar.
- Muayene olurken, ilaç alırken ödediğimiz yetmedi; bundan sonra hastaneye yattığımızda, ameliyat olduğumuzda da katılım payı ödeyeceğiz.
- En çok propagandası yapılan "bütün çocuklar koşulsuz olarak GSS'li olacak" vaadi daha şimdiden boş çıktı.
- Seçim döneminde sağlıktaki "başarıları" ile övünüp oy avcılığı yapanlar şimdi ağız değiştirdiler. Sağlık harcamalarının artmasını gerekçe gösterip 3 milyar TL kısıntıya gidiyorlar. Yani daha az sağlık hizmeti alacak ve daha çok katılım payı ödeyeceğiz. Ama özel hastanelere aktarılan kaynaklarda bir azalma olmayacak.
- Emekli olabilmek bir ayrıcalık haline geldi ve emekli maaşları geriledi. Son bir yılda yaklaşık 250 bin kişi sigorta primi ödenemediği için sistemden çıkmak zorunda kaldı.
Kısacası; GSS'nin sağlıkta yaşanan sorunları çözemeyeceği, tam tersine sağlığı her geçen gün daha fazla paralı hale getireceği ve sağlığa ulaşmayı daha da zorlaştıracağı daha ilk yıldan belli oldu.
Peki AKP Hükümeti GSS'yi çıkarmak için neden bu kadar çok ısrar etmişti? Çünkü uluslararası sermayenin soygun örgütleri, IMF ve Dünya Bankası böyle istemişti. Sermaye bütçeden sosyal harcamalara kaynak aktarılmasını istemiyordu. Amaçları sağlığı piyasalaştırmak, özelleştirmek ve kendileri için bir kâr alanına dönüştürmekti.
Onlar emretmişti; bütün siyasi geleceğini küresel kapitalist merkezle olan ilişkilerine bağlayan AKP de Millet Meclisi'nden geçirmişti G$$'yi.
G$$'nin birinci yılını doldurduğumuz bugünlerde sağlığımızı, sosyal güvenliğimizi, geleceğimizi çalan kapitalist efendiler ülkemize geliyorlar. Bu ülkenin halkına karşı polis barikatlarıyla korundukları vadide bizleri daha da yoksul, daha da sağlıksız, daha da güvencesiz, daha da çaresiz bırakmak için yeni planlar, programlar yapacaklar.
Bizler; bu ülkenin hekimleri, mimarları mühendisleri, işçileri, kamu emekçileri, yoksulları; neo-liberal soygun politikalarının tekmil mağdurları ve mazlumları; IMF ve Dünya Bankası'nı da, temsil ettikleri uluslararası sömürü-soygun düzenini de, onun emrindeki siyasetçileri de istemediğimizi yıllardır söyledik, söylüyoruz.
Bugün de yüzlerine karşı hep birlikte bir kez daha haykırıyoruz:
AKP, IMF, DÜNYA BANKASI SAĞLIĞA ZARARLIDIR!
BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ, BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜNDÜR!
DİSK- KESK-TMMOB-TTB
01.04.2026 / 15:23 4426
01.04.2026 / 15:03 2731
01.04.2026 / 17:06 1327