Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

BASIN TOPLANTISI: Sorun Çözülmedi, Kaos Devam Ediyor!

Bugün Oda merkezimizde düzenlediğimiz basın toplantısında Oda Başkanımız Ecz. Semih Güngör'ün yaptığı basın açıklamasını aşağıda meslektaşlarımızın bilgisine sunarız.

 

BASINA VE KAMUOYUNA

SORUN ÇÖZÜLMEDİ, KAOS DEVAM EDİYOR!

 

18 Eylül'de ilaç ve sağlık alanını doğrudan etkileyen iki düzenleme yapıldı. Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) yaptığı bu düzenlemeler, ilaç ve eczacılık alanında ciddi bir krize yol açtı.

Çünkü bu düzenlemelerin toplumsal bir maliyeti olduğu gibi biz eczacılara da ciddi bir maliyeti var.

Yapılan düzenlemelerle amaçlanan ilaç ve sağlıkta tasarruftur. Yaklaşık 3 milyar TL olduğu ifade edilen bir tasarruf paketi...

Bu tasarruf paketi, emeğiyle geçinen küçük ve orta gelir gruplarına, tüm emekçilere muayene katılım payı olarak, ilaç fiyat farkları olarak yansıyor.

İlaç ve sağlık hizmeti alabilmek için artık vatandaş, cebinden sisteme daha fazla katkı yapmak durumundadır.

İlaçta ve sağlıkta tasarrufu amaçlayan bu düzenlemelerin biz eczacıları ilgilendiren boyutuna gelince; 

2004 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte eczaneler bugüne bedel ödeyerek geldiler. Yaratılan her belirsizlik süreci eczacılardan bir şeyler alıp götürdü. Eczacı kârlılığının kademelendirilmesi, eczacıların kuruma yaptığı iskontolar, kamu kurum iskontolarının yükseltilmesinin yol açtığı maliyetler ve taşıma zararları, sistemin ürettiği tüm sorunlar, eczane ekonomilerini kaldıramayacağı bir yükün altına soktu.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi 18 Eylül'de açıklanan tasarruf paketinin bize yüklediği ağır bir maliyet var. Son düzenlemelerle kamu kurum iskontoları bu kez %11'den %24'e çıkarılıyor. Ancak bu uygulamanın eczaneler bakımından zorunluluğu varken, uygulamanın doğrudan muhatabı olan ilaç firmaları bakımından hiçbir yasal yaptırımı yok.

İlaç fiyat düşüşlerinin de eczane ekonomilerini olumsuz yönde etkileyeceği ve her iki uygulamadan da ciddi ekonomik kayıpların ortaya çıkacağı açıktır.

Ancak bu zararların karşılanmasına dönük bir önlem de alınmamaktadır.

1980 yılından bu yana uygulanan neoliberal politikalar ve bu politikaların sonucu olarak gündeme gelen Sağlıkta Dönüşüm Programı, eczanelerin önemli bir bölümünü iflasın eşiğine getirdi. 8 bin eczane ciddi iflas tehdidiyle karşı karşıyadır.

İlaç fiyat kararnamesi ve Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yapılan değişikliklerin uygulanması ile ortaya çıkacak bedeli artık eczanelerin taşıması mümkün değil.

Eczaneleri bu tehditten koruyacak ciddi düzenlemelere ihtiyaç var. Eczaneleri geleceğe güvenle taşıyacak bir ekonomik altyapının kurulması gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak ilaç fiyat kararnamesinde bu konuyla ilgili bir düzenlemenin yapılması zorunludur.

2005'ten bugüne kamu kurum iskontoları, eczaneler üzerinden yürütülüyor. Bunun faturasını da eczaneler ödüyor. İlaç sanayisini bağlayan yasal bir protokol olmadığı için uygulama, ilaç sanayicilerinin keyfine bırakılıyor. SGK'nın belirlediği koşullarda kamu kurum iskontolarını vermeyen firmaların ekonomik yükünü eczaneler çekiyor. Dört yıldır taşıdığımız bu yük, 18 Eylül'de yapılan yeni düzenlemelerle katlanarak artacak.

İlaç fiyat kararnamesi ve SUT'ta yapılan değişikliklere rağmen ortada yanıtı olmayan pek çok soru ve sorun var. Belirsizlikler giderek sistemi kilitliyor ve bir kaosa doğru evriliyor.

2 Kasım 2009 tarihinde 700 kalem ilaçla ilgili ortaya çıkan kriz hali son dakikada SGK'dan gelen duyuruyla şimdilik ertelendi.

SGK'nın bu belirsizlik halini yeterince ciddiye almadığı görülüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklaması bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu açıklamayla SGK'nın sorunun tarafı olmadığı mesajı verilmeye çalışılıyor. Ancak ortaya çıkan bu belirsizlik halinin giderek krize dönüşmesinin doğrudan sorumlularından biri de hiç şüphesiz SGK'dır.

18 Eylül'de ilaç fiyat kararnamesi ile birlikte SUT'ta yapılan düzenlemenin yürürlük tarihine ilişkin açıklama, SGK tarafından ancak 29 Eylül'de yapılmış ve yürürlük tarihi 2 Kasım 2009 olarak ilan edilmiştir.

Kamu kurum iskontoları %11'den %24'e çıkacak 20 yıldan eski eşdeğeri olan ilaçların listesi ile ilgili duyuru ise, ancak 8 Ekim 2009'da açıklanmıştır. Kamu kurum iskontosu %11'den %24'e çıkacak eşdeğeri olmayan orijinal ilaçların listesi ile ilgili henüz hiçbir açıklama yok. Bu belirsizlik hali sürerken eczacı %11 kamu kurum iskontosu ile aldığı ilaçlara ilave %13 iskontoyu kendi cebinden yapmak zorunda kalacaktır!

SGK bunca belirsizliği içinde barındıran bir süreci normal göstermeye çalışıyor. İlaç sektörü ile mutabakat arayışı devam ederken, eczacıların kayıplarını karşılayacak hiçbir önlem ortada yok. Kamu kurum iskontoları artacak bir kısım ilaçların henüz listesi bile yayınlanmış değil. Hal böyleyken bakanlığın basın açıklamasındaki "eczacıların sürece hazırlanamadıkları" eleştirisi kabul edilemez. 

İşte eczacı bunca belirsizliği olan bir süreçte ilaç vermeye zorlanıyor. SGK'nın yarattığı oldu-bittiye "evet" demesi isteniyor.

2 Kasım 2009 tarihinin ertelenmesinin esas olarak SGK'nın sistemi kilitleyen kararlarından kaynaklandığı açıktır. 

Eczacılar, ilaç sektörü ile Sağlık Bakanlığı ve SGK arasında yapılan pazarlıkların faturasını ödemek zorunda bırakılıyor. Artık ilaç ve eczacılık alanının SGK'nın talimatları ile yürüyemeyeceği ortaya çıkmıştır.

4 Aralık 2009 tarihine kadar geçecek sürecin her bir günü çok önemlidir.

Süreç ertelenmiştir ancak sorunlar orta yerde durmaktadır.

4 Aralık'ta ilaç, eczacılık ve sağlık alanını etkileyecek çok daha büyük bir krizle karşı karşıya kalacağız. Bunun sorumlusu da eczacılar olmayacaktır.

Bu krizi önlemek ve ilaçta yeni kaos dönemleri yaşamamak için:

1) İlaç Fiyat Kararnamesi eczacı meslek örgütlerinin talepleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.

2) Kamu kurum iskontolarının yükü eczanelerin üzerinden kaldırılmalıdır.

3) Eczanelerin ekonomik kayıplarını karşılayacak önlemler alınmalıdır.

Bu konudaki taleplerimiz açıktır. 4 Aralık tarihinde bu taleplerimiz karşılanmazsa, eczacının ilaç hizmetini sürdürmesi mümkün değildir.

Saygılarımızla.

 

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu

 

 

 

 

 

 

BASIN TOPLANTISI: Sorun Çözülmedi, Kaos Devam Ediyor!. Bugün Oda merkezimizde düzenlediğimiz basın toplantısında Oda Başkanımız Ecz. Semih Güngör'ün yaptığı basın açıklamasını aşağıda meslektaşlarımızın bilgisine sunarız. BASINA VE KAMUOYUNA SORUN ÇÖZÜLMEDİ, KAOS DEVAM EDİYOR! 18 Eylül'de ilaç ve sağlık alanını doğrudan etkileyen iki düzenleme yapıldı. Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) yaptığı bu düzenlemeler, ilaç ve eczacılık alanında ciddi bir krize yol açtı. Çünkü bu düzenlemelerin toplumsal bir maliyeti olduğu gibi biz eczacılara da ciddi bir maliyeti var. Yapılan düzenlemelerle amaçlanan ilaç ve sağlıkta tasarruftur. Yaklaşık 3 milyar TL olduğu ifade edilen bir tasarruf paketi... Bu tasarruf paketi, emeğiyle geçinen küçük ve orta gelir gruplarına, tüm emekçilere muayene katılım payı olarak, ilaç fiyat farkları olarak yansıyor. İlaç ve sağlık hizmeti alabilmek için artık vatandaş, cebinden sisteme daha fazla katkı yapmak durumundadır. İlaçta ve sağlıkta tasarrufu amaçlayan bu düzenlemelerin biz eczacıları ilgilendiren boyutuna gelince; 2004 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte eczaneler bugüne bedel ödeyerek geldiler. Yaratılan her belirsizlik süreci eczacılardan bir şeyler alıp götürdü. Eczacı kârlılığının kademelendirilmesi, eczacıların kuruma yaptığı iskontolar, kamu kurum iskontolarının yükseltilmesinin yol açtığı maliyetler ve taşıma zararları, sistemin ürettiği tüm sorunlar, eczane ekonomilerini kaldıramayacağı bir yükün altına soktu. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi 18 Eylül'de açıklanan tasarruf paketinin bize yüklediği ağır bir maliyet var. Son düzenlemelerle kamu kurum iskontoları bu kez %11'den %24'e çıkarılıyor. Ancak bu uygulamanın eczaneler bakımından zorunluluğu varken, uygulamanın doğrudan muhatabı olan ilaç firmaları bakımından hiçbir yasal yaptırımı yok. İlaç fiyat düşüşlerinin de eczane ekonomilerini olumsuz yönde etkileyeceği ve her iki uygulamadan da ciddi ekonomik kayıpların ortaya çıkacağı açıktır. Ancak bu zararların karşılanmasına dönük bir önlem de alınmamaktadır. 1980 yılından bu yana uygulanan neoliberal politikalar ve bu politikaların sonucu olarak gündeme gelen Sağlıkta Dönüşüm Programı, eczanelerin önemli bir bölümünü iflasın eşiğine getirdi. 8 bin eczane ciddi iflas tehdidiyle karşı karşıyadır. İlaç fiyat kararnamesi ve Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yapılan değişikliklerin uygulanması ile ortaya çıkacak bedeli artık eczanelerin taşıması mümkün değil. Eczaneleri bu tehditten koruyacak ciddi düzenlemelere ihtiyaç var. Eczaneleri geleceğe güvenle taşıyacak bir ekonomik altyapının kurulması gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak ilaç fiyat kararnamesinde bu konuyla ilgili bir düzenlemenin yapılması zorunludur. 2005'ten bugüne kamu kurum iskontoları, eczaneler üzerinden yürütülüyor. Bunun faturasını da eczaneler ödüyor. İlaç sanayisini bağlayan yasal bir protokol olmadığı için uygulama, ilaç sanayicilerinin keyfine bırakılıyor. SGK'nın belirlediği koşullarda kamu kurum iskontolarını vermeyen firmaların ekonomik yükünü eczaneler çekiyor. Dört yıldır taşıdığımız bu yük, 18 Eylül'de yapılan yeni düzenlemelerle katlanarak artacak. İlaç fiyat kararnamesi ve SUT'ta yapılan değişikliklere rağmen ortada yanıtı olmayan pek çok soru ve sorun var. Belirsizlikler giderek sistemi kilitliyor ve bir kaosa doğru evriliyor. 2 Kasım 2009 tarihinde 700 kalem ilaçla ilgili ortaya çıkan kriz hali son dakikada SGK'dan gelen duyuruyla şimdilik ertelendi. SGK'nın bu belirsizlik halini yeterince ciddiye almadığı görülüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklaması bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu açıklamayla SGK'nın sorunun tarafı olmadığı mesajı verilmeye çalışılıyor. Ancak ortaya çıkan bu belirsizlik halinin giderek krize dönüşmesinin doğrudan sorumlularından biri de hiç şüphesiz SGK'dır. 18 Eylül'de ilaç fiyat kararnamesi ile birlikte SUT'ta yapılan düzenlemenin yürürlük tarihine ilişkin açıklama, SGK tarafından ancak 29 Eylül'de yapılmış ve yürürlük tarihi 2 Kasım 2009 olarak ilan edilmiştir. Kamu kurum iskontoları %11'den %24'e çıkacak 20 yıldan eski eşdeğeri olan ilaçların listesi ile ilgili duyuru ise, ancak 8 Ekim 2009'da açıklanmıştır. Kamu kurum iskontosu %11'den %24'e çıkacak eşdeğeri olmayan orijinal ilaçların listesi ile ilgili henüz hiçbir açıklama yok. Bu belirsizlik hali sürerken eczacı %11 kamu kurum iskontosu ile aldığı ilaçlara ilave %13 iskontoyu kendi cebinden yapmak zorunda kalacaktır! SGK bunca belirsizliği içinde barındıran bir süreci normal göstermeye çalışıyor. İlaç sektörü ile mutabakat arayışı devam ederken, eczacıların kayıplarını karşılayacak hiçbir önlem ortada yok. Kamu kurum iskontoları artacak bir kısım ilaçların henüz listesi bile yayınlanmış değil. Hal böyleyken bakanlığın basın açıklamasındaki "eczacıların sürece hazırlanamadıkları" eleştirisi kabul edilemez. İşte eczacı bunca belirsizliği olan bir süreçte ilaç vermeye zorlanıyor. SGK'nın yarattığı oldu-bittiye "evet" demesi isteniyor. 2 Kasım 2009 tarihinin ertelenmesinin esas olarak SGK'nın sistemi kilitleyen kararlarından kaynaklandığı açıktır. Eczacılar, ilaç sektörü ile Sağlık Bakanlığı ve SGK arasında yapılan pazarlıkların faturasını ödemek zorunda bırakılıyor. Artık ilaç ve eczacılık alanının SGK'nın talimatları ile yürüyemeyeceği ortaya çıkmıştır. 4 Aralık 2009 tarihine kadar geçecek sürecin her bir günü çok önemlidir. Süreç ertelenmiştir ancak sorunlar orta yerde durmaktadır. 4 Aralık'ta ilaç, eczacılık ve sağlık alanını etkileyecek çok daha büyük bir krizle karşı karşıya kalacağız. Bunun sorumlusu da eczacılar olmayacaktır. Bu krizi önlemek ve ilaçta yeni kaos dönemleri yaşamamak için: 1) İlaç Fiyat Kararnamesi eczacı meslek örgütlerinin talepleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. 2) Kamu kurum iskontolarının yükü eczanelerin üzerinden kaldırılmalıdır. 3) Eczanelerin ekonomik kayıplarını karşılayacak önlemler alınmalıdır. Bu konudaki taleplerimiz açıktır. 4 Aralık tarihinde bu taleplerimiz karşılanmazsa, eczacının ilaç hizmetini sürdürmesi mümkün değildir. Saygılarımızla. İstanbul Eczacı OdasıYönetim Kurulu