Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 03.02.2010 / 18:04 Görüntüleme: 3692
Basına ve Kamuoyuna
Sağlığın piyasalaştırıldığı ülkemizde, ilaçta devletin fiyat ve kalite denetimini ortadan kaldırmanın, ilacı tamamen piyasa malı haline getirmenin adımlarından biri olan yönetmeliğe karşı açıtığımız davada Danıştay sevindirici bir karar verdi. Türkiye'de piyasaya sunulacak ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili yönetmelik değişikliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Odamız tarafından açılan davada Danıştay 10. Dairesi aldığı yürütmeyi durdurma kararıyla halk sağlığının korunması yönünde karar verdi.
22 Nisan 2009'da Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik; halk sağlığı ve ülke çıkarlarından ziyade, ilaç tekellerinin istek ve çıkarları dikkate alınarak hazırlanmış ve tamamen ilaç tekellerinin işlerini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla değişiklikler yapılmıştı.
Danıştay 10. Dairesi tarafından Sağlık Bakanlığı'nın savunmasının alınmasından sonra verilen gerekçeli kararda, yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrasının z bendinin, 8, 9 ve 15'inci maddelerinin yürütmesi durdurulmuştur.
Dava konusu yönetmeliğin 1. maddesinin z bendiyle getirilen düzenlemede, ilacın üretim yerinin "ürünün pazara sunulmak üzere serbest bırakıldığı yer" olarak tanımlanması kamuoyunun ve eczacıların tepkisine neden olmuştu. Bu durumda örneğin Çin'de üretilen ilaç ambalajlandığı ülkede diyelim İngiltere'de üretilmiş gibi gösterilebilecekti. (Üretim yeri olarak İngiltere yazılması suretiyle.) Bu düzenleme halkın kandırılmasının yanısıra sözkonusu ilacın (referans fiyatlandırma sistemi nedeniyle) daha yüksek fiyatlandırılmasına da sebep olabilecekti.
YÜKSEK MAHKEME "Üretim yeri sözcük anlamının dışına çıkılarak ürünün pazara sunulduğu yer olarak tanımlanmıştır. Üretim yerinin yasadaki gibi sözcük anlamına uygun olarak tanımlanması gerektiğinden 1262 sayılı yasadaki düzenlemeyi aşar nitelikte sonuç doğurmaya elverişli olan bu tanımlamada hukuka uygunluk bulunmamaktadır" diyerek, halkımızın kaliteli ilaca uygun fiyatla ulaşmasını temin edecek emsal nitelikte bir karar vermiştir.
Yine dava konusu yönetmeliğin 8. maddesi hakkında da YÜKSEK MAHKEME ilacın ruhsatlandırılması aşamasında "ilacın mevcut tedavilere katkısının olması" şartının kaldırılmasının objektif bir sebebi olmadığını vurgulamıştır.
Yönetmelik değişikliğinin 9. maddesi de, ilacın kalitatif ve kantitatif formülünün başvuruda bildirilene uygun olmadığı durumlarda ruhsat başvurusunun reddedileceği yönündeki düzenlemeyi kaldırıyordu. Dava dilekçemizde bunun hukuka aykırılığını "Örneğin başvuruda 'ilacın formülünde A maddesi var' denilmişse ancak analizde bu maddenin olmadığı ortaya çıkarsa, bu nedenle ruhsat başvurusu reddedilmeyecektir" ifadesiyle vurgulamıştık. Yüksek Mahkemece bu madde hakkındaki yürütmeyi durdurma talebimiz de kabul edilmiştir.
Yüksek Mahkeme, ayrıca ilaca "Bakanlıkça satış izni" verilmesi uygulamasının kaldırılmasını da HUKUKA AYKIRI BULMUŞTUR.
Tüm dünyada ilaç firmalarının amacı ilaçlarını en hızlı biçimde ruhsatlandırmak ve bu arada Sağlık Bakanlığı'nın ve devletin denetimini etkisizleştirmek olmaktadır. Bu süreçte firmalar kendi ürünlerini en yüksek fiyatla, en kolay ve hızlı biçimde ruhsatlandırarak pazara sunmayı amaçlamaktadırlar. İşte dava konusu Yönetmeliğin kamu sağlığını ve halkımızın ilaca en kaliteli ve en uygun fiyatla ulaşmasını değil, daha çok ilaç firmalarının bu amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olduğunu dilekçemizde vurgulamıştık.
YÜKSEK MAHKEME kararında şöyle demektedir: "Oysa davalı Bakanlığın, Türkiye İlaç Sanayi Derneği, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası ve Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği'nden görüş sorduğu, eczacılık fakültelerinden, Türk Eczacıları Birliği vb. kuruluşlardan görüş almadığı düzenleme yapılan konularda bilimsel bir inceleme ve değerlendirme yoluna gitmediği anlaşılmaktadır" demektedir.
Danıştay'ın bu kararı da göstermektedir ki:
Eczacılar halkın ilaç hakkına sahip çıkmaktadırlar. Halkın ilaca en kaliteli bir biçimde ve en uygun fiyatla ulaşmasının, etik ve deontolojik kuralların koruyucusu da eczacı meslek örgütleridir.
Yüksek mahkeme kamu sağlığı bakımından emsal nitelikte bir karar vermiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
04.06.2026 / 09:18 2674
08.06.2026 / 13:18 1455
05.06.2026 / 10:25 607
09.06.2026 / 16:16 480