Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

Sağlıkta Haklar Sempozyumu’na katıldık

Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün "2010 Sağlıkta Haklar Yılı Etkinlikleri" kapsamında düzenlediği Sağlıkta Haklar Sempozyumu ve Çalıştayı bugün başladı. 12 Mart'a kadar sürecek olan sempozyum ve çalıştay Grand Cevahir Otel'de yapılıyor.


Etkinlik kapsamında bu sabah düzenlenen Sağlık Çalışanları Hakları başlıklı panelde, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Mustafa Düğencioğlu, İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar birer konuşma yaptılar. Panelin oturum başkanlığını ise İ.Ü. Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Güloğlu yaptı.


İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan hekim haklarına dikkat çektiği konuşmasında, özellikle hekimlerin güvenlik hakkı, çalışma koşullarıyla ilgili hakları ve kendilerini geliştirme hakkı üzerinde durdu. Tam Gün Yasasına da değinen Aktan, bu yasanın ülkedeki tüm tabip odalarının, uzmanlık derneklerinin karşı çıkışına rağmen bu haliyle yasalaşmasını eleştirdi. Aktan 14 Mart Pazar günü Tünel'den Taksim'e yapılacak yürüyüşe çağrı yaparak konuşmasına son verdi.


İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Mustafa Düğencioğlu, toplumun yüzde 80'inin diş ve dişeti hastalıklarına sahip olduğunu belirterek bu nedenle ağız ve diş sağlığı hizmetinin toplum için büyük önem taşıdığına işaret etti. Bu alanda koruyucu sağlık hizmetinin verilemediğine dikkat çeken Düğencioğlu, kamunun bu hizmeti özelden almasını sağlayacak düzenlemenin durdurulmasını eleştirdi. Kamuda çalışan 700 dişhekiminin haklarına da değinen Düğencioğlu, çalışma sürelerinin belirsiz olduğu Tam Gün Yasasını desteklemediklerini, performans mağduriyetinin dişhekimleri açısından da sürdüğünü söyledi. Düğencioğlu sağlık alanında çıkarılan yasalar konusunda meslek odalarından görüş alınması gerektiğini belirtti. Üniversitelerin eğitim dışına çıkartılarak yalnızca hasta bakılan kurumlar haline getirilmesinin sakıncalarına da dikkat çeken Düğencioğlu yeni dişhekimliği fakülteleri açılmasını da eleştirdi. Yeni fakültelerin açılarak değil mevcut dişhekimleriyle ve özel dişhekimlerinden de yararlanarak ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını istedi.


İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör ise eczacıların haklarını ve beklentilerini yansıtmak üzere panele katıldığını belirtti. Sağlık grup başkanlıkları ve hastanelerde yeterli sayıda eczacı olmadığını, sağlık grup başkanlıklarında çalışan eczacıların iş yoğunluklarının çok fazla olduğunu dile getiren Güngör, bu eczacıların yalnızca eczanelerden sorumlu olmadığını, sağlık ürünü satılan ve imal edilen her yeri denetlemeleri gerektiğine vurgu yaptı. Tam Gün Yasasında eczacıların "mesleki eğitim görmüş personel" statüsünde yer almasını eleştiren Güngör, eczacılık eğitiminin 5 yılı çıkmasına rağmen kamuda işe başlarken eczacı derecelerinin yükseltilmediğini kaydetti.


Kamuda 4-B statüsünde sözleşmeli olarak çalıştırılan eczacıların memuriyet kadrosuna alınması gerektiğini söyleyen Güngör, hastanelerde çalışan klinik eczacıların görev tanımlarının da acilen yapılmasını istedi.


Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile üniversite hastanelerinde çalışan eczacıların döner sermayeden aldıkları payın yetersiz olduğunu kaydeden Güngör, hastanelerde tutulan nöbet ücretlerinin de aynı sürede eğitim almış meslek gruplarına denk olması gerektiğini belirtti.

Sanayi eczacılarının sorunlarına da değinen Güngör, çalışma saatlerinin çok uzun olduğunu, ekonomik krizlerde işten çıkarılmaların yoğunlukla yaşandığını, bu sektörde çalışan eczacıların sendikal haklardan yoksun olduklarını dile getirdi.


Son olarak eczane eczacılarının sorunlarını da anlatan Güngör, Sağlıkta Dönüşüm Programıyla birlikte eczanelerde yaşanan sorunların katlanarak arttığını ifade etti. Eczanelerin ticarethane, eczacılarınsa tüccar gibi gösterilmek istendiğini söyleyen Güngör, bunun doğru olmadığını eczanelerin Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak yasalarla belirlenmiş ilaç hizmetini verdiklerini kaydetti. Eczanelerin geçen yıl Birinci Basamak Sağlık Sunucusu olarak tanımlandığını ancak bu tanımın gerektirdiği hakların eczacılara hâlâ tanınmadığını söyledi.


Eczacılık mesleğinde derneklerin birer zenginlik olduğunu söyleyen Güngör ancak sorunları çözerken TEB ve eczacı odalarının muhatap alınması gerektiğini vurguladı. Güngör son dönemde meslek örgütlerinin devre dışı bırakılarak eczacının yalnızlaştırılmak istendiği belirtti.


Eczane eczacısı için "meslek hakkı" talep ettiklerini dile getiren Güngör, son olarak MEDULA reçete provizyon sistemiyle yaşanan krize değindi. Hastanın ilaca kolay ulaşmasını sağlayacak bir sistem olarak düşünülen MEDULA'nın, görüş ve öneriler dikkate alınmadan uygulanmaya başlamasının hasta ve eczacı mağduriyetine neden olduğunu vurguladı.

Sağlıkta Haklar Sempozyumu’na katıldık. Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün "2010 Sağlıkta Haklar Yılı Etkinlikleri" kapsamında düzenlediği Sağlıkta Haklar Sempozyumu ve Çalıştayı bugün başladı. 12 Mart'a kadar sürecek olan sempozyum ve çalıştay Grand Cevahir Otel'de yapılıyor. Etkinlik kapsamında bu sabah düzenlenen Sağlık Çalışanları Hakları başlıklı panelde, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Mustafa Düğencioğlu, İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar birer konuşma yaptılar. Panelin oturum başkanlığını ise İ.Ü. Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Güloğlu yaptı. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan hekim haklarına dikkat çektiği konuşmasında, özellikle hekimlerin güvenlik hakkı, çalışma koşullarıyla ilgili hakları ve kendilerini geliştirme hakkı üzerinde durdu. Tam Gün Yasasına da değinen Aktan, bu yasanın ülkedeki tüm tabip odalarının, uzmanlık derneklerinin karşı çıkışına rağmen bu haliyle yasalaşmasını eleştirdi. Aktan 14 Mart Pazar günü Tünel'den Taksim'e yapılacak yürüyüşe çağrı yaparak konuşmasına son verdi. İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı Dt. Mustafa Düğencioğlu, toplumun yüzde 80'inin diş ve dişeti hastalıklarına sahip olduğunu belirterek bu nedenle ağız ve diş sağlığı hizmetinin toplum için büyük önem taşıdığına işaret etti. Bu alanda koruyucu sağlık hizmetinin verilemediğine dikkat çeken Düğencioğlu, kamunun bu hizmeti özelden almasını sağlayacak düzenlemenin durdurulmasını eleştirdi. Kamuda çalışan 700 dişhekiminin haklarına da değinen Düğencioğlu, çalışma sürelerinin belirsiz olduğu Tam Gün Yasasını desteklemediklerini, performans mağduriyetinin dişhekimleri açısından da sürdüğünü söyledi. Düğencioğlu sağlık alanında çıkarılan yasalar konusunda meslek odalarından görüş alınması gerektiğini belirtti. Üniversitelerin eğitim dışına çıkartılarak yalnızca hasta bakılan kurumlar haline getirilmesinin sakıncalarına da dikkat çeken Düğencioğlu yeni dişhekimliği fakülteleri açılmasını da eleştirdi. Yeni fakültelerin açılarak değil mevcut dişhekimleriyle ve özel dişhekimlerinden de yararlanarak ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını istedi. İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör ise eczacıların haklarını ve beklentilerini yansıtmak üzere panele katıldığını belirtti. Sağlık grup başkanlıkları ve hastanelerde yeterli sayıda eczacı olmadığını, sağlık grup başkanlıklarında çalışan eczacıların iş yoğunluklarının çok fazla olduğunu dile getiren Güngör, bu eczacıların yalnızca eczanelerden sorumlu olmadığını, sağlık ürünü satılan ve imal edilen her yeri denetlemeleri gerektiğine vurgu yaptı. Tam Gün Yasasında eczacıların "mesleki eğitim görmüş personel" statüsünde yer almasını eleştiren Güngör, eczacılık eğitiminin 5 yılı çıkmasına rağmen kamuda işe başlarken eczacı derecelerinin yükseltilmediğini kaydetti. Kamuda 4-B statüsünde sözleşmeli olarak çalıştırılan eczacıların memuriyet kadrosuna alınması gerektiğini söyleyen Güngör, hastanelerde çalışan klinik eczacıların görev tanımlarının da acilen yapılmasını istedi. Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler ile üniversite hastanelerinde çalışan eczacıların döner sermayeden aldıkları payın yetersiz olduğunu kaydeden Güngör, hastanelerde tutulan nöbet ücretlerinin de aynı sürede eğitim almış meslek gruplarına denk olması gerektiğini belirtti. Sanayi eczacılarının sorunlarına da değinen Güngör, çalışma saatlerinin çok uzun olduğunu, ekonomik krizlerde işten çıkarılmaların yoğunlukla yaşandığını, bu sektörde çalışan eczacıların sendikal haklardan yoksun olduklarını dile getirdi. Son olarak eczane eczacılarının sorunlarını da anlatan Güngör, Sağlıkta Dönüşüm Programıyla birlikte eczanelerde yaşanan sorunların katlanarak arttığını ifade etti. Eczanelerin ticarethane, eczacılarınsa tüccar gibi gösterilmek istendiğini söyleyen Güngör, bunun doğru olmadığını eczanelerin Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak yasalarla belirlenmiş ilaç hizmetini verdiklerini kaydetti. Eczanelerin geçen yıl Birinci Basamak Sağlık Sunucusu olarak tanımlandığını ancak bu tanımın gerektirdiği hakların eczacılara hâlâ tanınmadığını söyledi. Eczacılık mesleğinde derneklerin birer zenginlik olduğunu söyleyen Güngör ancak sorunları çözerken TEB ve eczacı odalarının muhatap alınması gerektiğini vurguladı. Güngör son dönemde meslek örgütlerinin devre dışı bırakılarak eczacının yalnızlaştırılmak istendiği belirtti. Eczane eczacısı için "meslek hakkı" talep ettiklerini dile getiren Güngör, son olarak MEDULA reçete provizyon sistemiyle yaşanan krize değindi. Hastanın ilaca kolay ulaşmasını sağlayacak bir sistem olarak düşünülen MEDULA'nın, görüş ve öneriler dikkate alınmadan uygulanmaya başlamasının hasta ve eczacı mağduriyetine neden olduğunu vurguladı.