Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 18.03.2010 / 12:58 Görüntüleme: 4417
İlaç Takip Sistemi konusunda kamuoyu yanıltılıyor
Sahte ilacı önleyeceÄŸi gerekçesiyle getirilmek istenen İlaç Takip Sistemi'nin gerçek amacının bu olmadığını, gerçek amacın ilacın üretiminden ya da ithal edilmesinden hastaya ulaÅŸmasına kadar izlenmesi ile elde edilecek verilerin ilaç ÅŸirketlerine sunulması olduÄŸunu defalarca vurguladık. ABD ve AB ülkelerinde uygulanamayan bu sistemin neden ilk olarak ülkemizde baÅŸlatıldığını sorguladık ve yüksek maliyeti olan bu sistemin hayata geçirilmesi için ülke insanımızın ve eczacıların denek olarak kullanıldığını sürekli dile getirdik.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in basına yaptığı açıklamalar, İlaç Takip Sistemi konusunda kamuoyunu yanlış yönlendirmekte ve eczacıları zan altında bırakmaktadır. Türkiye'de "sahte ilaç" konusunda SaÄŸlık Bakanlığı yetkililerinin de ifade ettiÄŸi gibi, elde ciddi hiçbir veri bulunmamaktadır. Eczanelerimizde sahte ilaç bulundurulması ise söz konusu olamaz. EÄŸer sahte ilaç sorunu varsa Türkiye'de, bu, Tahtakale vb. yerlerde tezgahlarda satılan ruhsatsız ilaçlarla ilgili bir sorundur ve bu sorun eczanelerimizde İlaç Takip Sistemi'ni kurarak ortadan kaldırılamaz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Dinçer, 14 Mart tarihli Yeni Åžafak gazetesinde yayınlanan açıklamasında "Mayıs ayında uygulamaya geçecek sistem sayesinde kayıt dışı ilaç kalmayacağı gibi kaçak ilaçların ülkeye giriÅŸinin de önüne geçileceÄŸini" ifade etmiÅŸtir. Türkiye'de hiçbir eczanede kayıt dışı veya kaçak ilaç yoktur. SaÄŸlık Bakanlığı denetimindeki 24 bin eczanede kaçak veya kayıt dışı ilaç bulunduÄŸu ima edilerek eczacılarımız zan altında bırakılmak istenmekte, uluslararası ilaç tekellerinin çıkarları doÄŸrultusunda uygulamaya sokulmak istenen İTS konusunda kamuoyu yanıltılmaktadır.
Dinçer aynı açıklamasında "Bu sistemi engellemek için direnenler var. 'Provizyon alamıyorum' diyen varsa bu uygulamayı pasif hale getirme ve direnmedir" demiÅŸtir. Bakan Dinçer bu açıklamasıyla zannederiz İlaç Takip Sistemi'ni deÄŸil, 1 Mart'ta tüm altyapı eksikliklerine karşın yürürlüÄŸe konulan MEDULA Reçete Provizyon Sistemi'nin çalışmamasını kast etmektedir. Bakanlık kendisine baÄŸlı olan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun MEDULA sisteminin daha ilk gününden iÅŸlemez hale gelmesi konusunda suçu yine eczacılara yıkmak istemiÅŸtir. Hastalarımızın günlerce ilaçlarına ulaÅŸamamasına neden olan, sadece eczanelerde deÄŸil hastanelerde de muayene, tahlil ve tetkikleri aksatan MEDULA fiyaskosunu eczacıların İlaç Takip Sistemi'ne "direnmesiyle" açıklamak ve eczacıyı hedef göstermek Kurum ciddiyeti ile baÄŸdaÅŸan bir tavır deÄŸildir.
Aynı haberde Sayın Bakanın, "kanser ve diyaliz hastalıklarında ilacın pahalı olmasından dolayı eczane raflarında bulunmadığını, hasta talep ettiÄŸinde bu ilaçların temin edildiÄŸini ve bu ilaçları her ilin eczacı odasının ithal ettiÄŸi" yönündeki ifadeleri aktarılmıştır. Bakanın "kanser ilaçları" diye ifade ettiÄŸinin "kan ürünü reçeteleri" olduÄŸunu sonraki sözlerinden anlıyoruz. Bakan ÅŸöyle devam ediyor: "Daha sonra bu ilaçlar bütün eczanelere sırayla gönderiyor. Eczanelere gönderildiÄŸinde yüzde 1 veya 2 oranında komisyon alınıyor. Bu komisyonun yıllık tutarı ise 2,5 milyon lirayı buluyor. Biz bu komisyonun eczacıları rahatlatma ve kâr etmeleri adına alınmamasını öneriyoruz." İlk olarak belirtmek isteriz ki bu ilaçlar eczacı odaları tarafından ithal edilmemektedir. İlaç depolarında mevcut olan kan ürünü ve diyaliz ilaçlarına ait reçeteler, bölge eczacı odalarında toplanmakta ve bölgede isteyen eczanelere eÅŸit ve sıralı olarak dağıtılmaktadır. Eczacı odalarının bu sistemi getirmesinden sonra, bu alanda yaÅŸanan yolsuzluk ve suiistimallerin büyük oranda önüne geçildiÄŸi bizzat Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri tarafından defalarca açıklanmıştır. EÅŸit ve sıralı dağıtım için eczacı odaları tarafından alınan ve Bakanın kaldırılmasını istediÄŸi komisyon tutarı ise bu dağıtım sisteminin giderlerini karşılamak için kullanılmaktadır. Buradan haksız bir gelir elde edilmesi söz konusu deÄŸildir. Sadece sisteme katılan ve reçete karşılayan eczanelerden alınan "giderlere katkı payı" ile ilgili tüm kayıtlar, Odamıza ve BirliÄŸimize yapılan denetimlerde yetkililer tarafından incelenmektedir.
Söz konusu haberde Bakanın ifade ettiÄŸi belirtilen "Eczanelerin kendilerine ilaç ÅŸirketleri tarafından verilen promosyon ilaçları sattığı, kanser ilaçlarının da kaçak alınıp satıldığı" yönündeki iddiaların ise hiçbir doÄŸruluk payı bulunmamaktadır. Eczanelere tanıtım amaçlı firma temsilcileri tarafından bırakılan ürünler son derece sınırlı sayıda olup, sadece bu ilaçları kullanan, ihtiyacı olan hastalara ücretsiz olarak verilmektedir. Hastalara verilen kanser ilaçlarının tamamı tüm diÄŸer ürünlerde olduÄŸu gibi dağıtım kanalları ve kooperatifler aracılığı ile eczanelerimize gelmekte olup, bu ürünlerin kaçak olması mümkün deÄŸildir. Eczanelerimize karşı "çamur at izi kalsın" anlayışı ile yapılan suçlamalar, sadece biz eczacıları deÄŸil aynı zamanda ilaç hizmetinin bir parçası olan ecza depoları ve kooperatiflerimizi de zan altında bırakmaktadır.
Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile tüm yetkilileri asılsız iddialarını geri almaya çağırıyoruz.
Saygılarımızla.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
01.04.2026 / 15:23 3669
01.04.2026 / 15:03 2106
30.03.2026 / 11:49 1261
01.04.2026 / 17:06 1038