Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 25.08.2010 / 18:16 Görüntüleme: 3723
2004 yılından bu yana uygulanan "SaÄŸlıkta DönüÅŸüm" programının faturasını en ağır ödeyen kesimlerin başında biz eczacılar geliyoruz. İlaç fiyatlandırma politikaları nedeni ile defalarca stok zararına uÄŸradık ve uÄŸramaya devam ediyoruz. Sayın BaÅŸbakan, ilacın marketlerde satılması için çalışma baÅŸlattıklarını ekranlarda açıkça ifade etti. İlaç ve eczacılıkla ilgili yasalar, yönetmelikler yapılırken meslek örgütlerimizin görüÅŸü alınmadı. MesleÄŸimizle ilgili düzenlemeler dayatmacı bir anlayışla uygulandı. Eczanelerimizde yaÅŸadığımız İTS ve Medula Provizyon Sistemi çilesi de bu anlayışın ürünleridir. Eczanelerimiz bu süreçte her geçen gün küçüldü. Giderek daha fazla meslektaşımız eczanelerinin kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. 4 Aralık 2009'da sesimizi duyurmak, eczanelerimizi kaybetmemek için hastalarımızı maÄŸdur etmeden yaptığımız eylem sonrasında sözleÅŸme feshi ile cezalandırıldık. Demokratik bir hak arama eylemi sonrasında sözleÅŸmelerimizin feshedilmesine iliÅŸkin Danıştay'ın verdiÄŸi yürütmeyi durdurma kararının ardından Sayın SaÄŸlık Bakanı tarafından Birliklerimizin kapatılmasının "bir gecede çıkartılacak bir yasaya baktığı" ifade edildi.
İşte tüm bu geliÅŸmeler; mesleÄŸimizle ilgili bize hiç sorulmadan ve bizlere raÄŸmen hayata geçirilen düzenlemelerin ve antidemokratik uygulamaların çok kısa bir özeti.
İlaç ve eczacılık alanında yapılan düzenlemelerle ilgili olarak bugüne kadar ne düÅŸündüÄŸümüzü bizlere sormayanlar ÅŸimdi düÅŸüncemizi soruyorlar. Sayın BaÅŸbakan tehditkar bir üslupla meslek örgütlerinin, odaların da fikrini açıklamasını istiyor.
Bizler kamuoyunda saygınlığı olan bir meslek örgütünün yöneticileri olarak bugüne kadar tüm üyelerimizi kucaklayan bir anlayışın sahibi olduk. DüzenlediÄŸimiz miting ve eylemlerde farklı siyasi görüÅŸlere mensup meslektaÅŸlarımız, yan yana ve omuz omuza pankart taşıdılar, sorunlarımızı birlikte dile getirdiler ve mesleklerine sahip çıktılar. Bizler gösterdiÄŸimiz bu birlik ve dayanışmayla her zaman gurur duyduk. Bugüne kadar tüm meslektaÅŸlarımızın, mesleÄŸimizin ve ülkemizin geleceÄŸiyle ilgili konularda ortaya koydukları saÄŸduyulu davranışa ve verdikleri kararlara da hep güvendik, saygı duyduk. Bugün de kendilerine güveniyor ve inanıyoruz. Eczacılar, bu ülkede verdikleri mesleki hak arama mücadelesinde hep en ön saflarda yer almış ve takdir edilmiÅŸlerdir.
Åžimdi önümüzde 12 Eylül 2010 tarihinde, Anayasamızdaki deÄŸiÅŸiklik paketine iliÅŸkin yapılacak bir referandum vardır. Bu paketle ilgili görüÅŸ ve düÅŸüncelerimizi açıklamamız, yapılacak deÄŸiÅŸiklikler hususunda bilgilendirmeler yapmamız, bu deÄŸiÅŸiklik paketinin tartışılarak deÄŸerlendirilmesine ve deÄŸiÅŸik düÅŸüncelerin geliÅŸmesine katkı saÄŸlayacak bir zenginlik yaratacaktır.
12 Eylül 1980 faÅŸist darbesini gerçekleÅŸtiren cuntanın hazırlayıp vatandaşın onayına sunduÄŸu 1982 Anayasası, antidemokratik içeriÄŸinin dışında, bizlere, İstanbul Eczacı Odası'nın o dönemdeki Yönetim Kurulunda görev yapan arkadaÅŸlarımızın Havan dergisinde "hayır" görüÅŸünü açıkladıkları için yargılanıp hapis yatmalarını hatırlatmaktadır.
O günden bu yana bizler, özgürlükçü, eÅŸitlikçi, demokratik bir Anayasa özlemimizi her ortamda dile getirdik. Bugün beklentimiz, ülkemizde demokrasinin tüm kurumlarıyla iÅŸlemesini saÄŸlayacak, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin, üniversitelerin görüÅŸ ve önerileri alınarak hazırlanacak, toplumun her kesiminin içine sinecek yeni bir Anayasanın hayata geçirilmesidir.
Ancak 12 Eylül 2010'da oylamaya sunulacak Anayasa DeÄŸiÅŸiklik Paketi, siyasi iktidarın ısrarla kamuoyuna yansıttığı gibi 12 Eylül 1980 cuntasının yarattığı kurumları ve demokrasi dışı uygulamaları tümden ortadan kaldırmakta mıdır?
Seçim barajı sorunu mevcut anayasa paketi ile çözülmüÅŸ müdür?
YÖK kaldırılmış mıdır?
Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı'nın konumu ve zorunlu din dersi uygulamalarına dair daha özgürlükçü ve laik bir yaklaşım getirilmiÅŸ midir?
Grevli ve toplu sözleÅŸmeli sendika hakkı getirilmiÅŸ midir?
Ülkemizin güneydoÄŸusunda yaÅŸananlara iliÅŸkin tek bir somut çözüm veya öneri içermekte midir?
BU SORULARIN TÜMÜNÜN CEVABI "HAYIR"DIR!
O halde mevcut Anayasa paketi neler getiriyor, bunlara bakmak gerekmektedir.
Yeni Anayasa paketinde YARGI daha da geri bir noktaya itilmek istenmekte ve siyasileşmesi sağlanmaktadır.
Adalet Bakanı ve müsteÅŸar Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan (HSYK) çıkarılmamıştır. Pakette "kurulun yönetimi ve temsili kurul baÅŸkanına aittir" yolunda yeni bir hüküm eklenmiÅŸtir. MüfettiÅŸlerin yargıç ve savcılar hakkında soruÅŸturma yapması Adalet Bakanı'nın oluruna baÄŸlı kılınmıştır. Bakanın istemediÄŸi yargıç ve savcılar hakkında HSYK soruÅŸturma açamayacaktır. HSYK'ya baÄŸlı bir sekretarya kurulacaktır. Ama Genel Sekreter, Bakan tarafından atanacaktır. Böylelikle Adalet Bakanı HSYK'nın tüm iÅŸlemlerini denetim altında tutacaktır. Kararnamelerin hazırlanması, toplantı gündeminin saptanması gibi konular Bakanın denetiminde olacaktır.
Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı 17'ye çıkarılmakta, 10 üyenin siyasi irade tarafından atanması garantiye alınmakta, böylece mahkemenin bağımsızlığına gölge düÅŸürülmektedir.
Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine iliÅŸkin düzenlemede, Anayasa'nın 125. maddesine, yargı yetkisinin idari eylem ve iÅŸlemlerin hukuka uygunluÄŸunun denetimi ile sınırlı olduÄŸu vurgulanarak, "Bu yetki hiçbir surette yerindelik denetimi ÅŸeklinde kullanılamaz" cümlesi eklenmektedir. İdari Yargılama Usulü Yasası'nda zaten mevcut olan bu hükmün Anayasa paketine girmesinin nedeni siyasi iktidarın, idarenin yargısal denetimini saÄŸlayan Danıştay'dan ve özellikle ''çevre ve kent koruma'' ve "özelleÅŸtirme'' ile ilgili davalarda verilen kararlardan rahatsız olmasıdır. Zaten BaÅŸbakan yargıda yapılacak bu deÄŸiÅŸikliÄŸin ipuçlarını "Türkiye'de yasama da yürütme de yargı tarafından kuÅŸatılmıştır", "CiÄŸerlerimize kadar kan kusturuyorlar kan", "Bunun altından bu belediye kalkar mı, kapıya kilidi vurur, ondan sonra da gelsin Danıştay burayı iÅŸletsin, yürütsün" ÅŸeklindeki açıklamalarıyla vermiÅŸtir.
Açılan davalarda Danıştay'ın mesleÄŸimize yönelik verdiÄŸi kararların bazıları aÅŸağıda yer almaktadır:
- İlaç reklamının serbest bırakılması için iki kez yönetmelik çıkarıldı. Danıştay her ikisinde de iptal kararı verdi.
- Hastane eczanelerinin kafeterya, dinlenme tesisi gibi özel kiÅŸilerce kiralanıp iÅŸletilmesine dair yönetmelik çıkarıldı. Danıştay iptal kararı verdi.
- İlaçta ruhsatlandırma sürelerini kısaltan ve ilaç firmalarının taleplerini karşılayan yönetmelik deÄŸiÅŸikliÄŸinde Danıştay iptal kararı verdi.
- SGK, 4 Aralık eylemimizi gerekçe göstererek sözleÅŸmelerimizi feshettiÄŸinde Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi.
- SGK'nın eczacılarla tek tek sözleÅŸme imzalamaya yönelik e-sözleÅŸme dayatması, Danıştay tarafından durduruldu.
Bu kararların hepsinde de Danıştay, hukuki gerekçelerini tek tek açıkladı ve hukuka aykırılığa "DUR" dedi. Kararlarını hukuk kuralları ve kanunlar çerçevesinde verdi.
Fakat tüm bu kararlar hükümette rahatsızlık yarattı.
Sayın SaÄŸlık Bakanı Recep AkdaÄŸ; Müstakil Sanayici ve İş Adamları DerneÄŸi'nin (MÜSİAD) Samsun Åžubesinde 7 Mart 2010 tarihinde yaptığı konuÅŸmada aynen ÅŸu ifadeleri kullandı:
"Sizin mahkemeyle satış yaptığınız bir yer var mı arkadaÅŸlar? Yapmayın Allah aÅŸkına böyle ÅŸey olmaz yani. Onun için bu yollar çıkmaz yol. Ben sektöre bilerek söylüyorum ki, gidin bu Birliklere laf anlatın yani. Bu gitmez bir yere. Bakın iki maddelik kanundur arkadaÅŸlar, üç maddelik kanundur. Bir kanun yaparız deriz ki Eczacılar BirliÄŸi, Tabipler BirliÄŸi, DiÅŸhekimleri BirliÄŸinin birlik kanunları iptal edilmiÅŸtir. Hadi bakayım Danıştay karar alsın da göreyim bakayım. Hangi kararı alacağını ondan sonra göreyim bakayım ben."
Kanunda yazılı görevini yerine getirerek mesleÄŸin hak, hukuk ve menfaatlerini koruyan ve dava açarak "yapılan bu düzenleme kanuna aykırıdır" diyen meslek örgütleri ve yine görevini yaparak düzenlemelerin hukuka aykırı olup olmadığını inceleyen ve hukuka aykırı bulduklarını iptal eden Mahkemeler, aÄŸza alınmayacak sözlerle karalamalara ve tehditlere maruz bırakıldılar. Bu tavrın demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi yoktur ve doÄŸru bir tavır deÄŸildir.
Deniliyor ki, Anayasa paketi ile "bilgi edinme hakkı" getirilmiştir. Oysa "Bilgi Edinme Hakkı Kanunu" yıllardır vardır ve uygulanmaktadır.
"Ekonomik Sosyal Konsey getirildi" denilmektedir. Ekonomik Sosyal Konsey YILLARDIR vardır. Mevcut bir yapılanmadır. Ancak toplanmamaktadır.
Anayasadaki toplu görüÅŸme ifadesinin toplu sözleÅŸme olarak deÄŸiÅŸtirilmesinin hukuki bir anlamı yoktur. Dahası BU DÜZENLEME ILO SÖZLEÅžMELERİ İLE DE BAÄžDAÅžMAMAKTADIR.
Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi paketine ve referandum sürecine iliÅŸkin getirilen eleÅŸtirilerden en baÅŸta geleni deÄŸiÅŸikliklerin madde madde deÄŸil bir paket halinde oylamaya sunulmasıdır. Öncelikle insanların her madde hakkında yorum ve tercihleri farklı olabilir. Birini kabul etmek diÄŸerini etmemek isteyebilir. Pakete tamamıyla evet ya da hayır denmesi gibi bir dayatma en baÅŸta biçim olarak doÄŸru deÄŸildir. Bu durum insanların iradesinin belli bir tercihe yönelik zorlanması anlamına gelmektedir. Bu durum Anayasa Paketinin madde madde tartışılma olanağını da ortadan kaldırmakta, kamuoyu tam olarak bilgilenememektedir. Hükümetin 2007 ve sonrasında anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi giriÅŸiminde rehber olarak sıklıkla baÅŸvurduÄŸu Avrupa Konseyi'nin danışma organı olan Venedik Komisyonu ilke ve kararlarını, sıra halkoylamasına geldiÄŸinde adeta yok saydığını görüyoruz. Venedik Komisyonu -2006 ve 2010-Referandumlarda İyi Uygulamalar Kılavuzu'na göre; "İçerik BirliÄŸi, özgür oy iradesinin daha da önemli bir gerekliliÄŸidir. Seçmenler, aralarında asli bir baÄŸ olmayan farklı sorulara aynı anda oy vermek zorunda bırakılmamalıdır. Seçmenin sorulardan birini desteklerken bir baÅŸkasına karşı olabileceÄŸi dikkate alınmalıdır. Bir metinde yapılacak deÄŸiÅŸiklik çok sayıda farklı unsuru kapsıyorsa, halka bir dizi soru sorulmalıdır."
MeslektaÅŸlarımızın tercihlerine saygılıyız. Bizler meslektaÅŸlarımızın oylarını kullanmadan önce konuyu tüm ayrıntılarıyla araÅŸtıracaklarından ve öncelikle bir vatandaÅŸ ve bir eczacı olarak saÄŸduyuları ile verdikleri vicdani kararı sandığa taşıyacaklarından eminiz. Bir meslek örgütü olarak meslektaÅŸlarımızın kararları konusunda baÄŸlayıcı olmadığımızı belirtiriz. Ancak bugün mesleki hak arama mücadelemizin geldiÄŸi nokta da dikkate alınarak ve enine boyuna irdelenerek karar verilmesi gerektiÄŸinin altını özellikle çiziyoruz.
Mesleğimizle ilgili 2004 yılından bu yana alınan kararlar da, bu mesleğin sahibi ve uygulayıcısı olan bizlere sorulmadı, dayatıldı.
Muayene ücretlerine "HAYIR" dedik, TAHSİLDAR yaptılar!
İTS'ye "HAYIR" dedik, çalışmayan bir sistemi dayattılar!
"İTS çalışmıyor" dedik, "Hayır, tıkır tıkır çalışıyor" dediler!
"BATIYORUZ, ECZANELERİMİZ YANGIN YERİ" dedik, sözleÅŸmelerimizi feshettiler!
"ECZANELERİMİZ TİCARETHANE DEĞİLDİR, BİZ ONURLU BİR MESLEĞİN MENSUPLARIYIZ, MESLEK HAKKI İSTİYORUZ" dedik, "HAYIR" dediler!
"ECZANELERİMİZİ BEDELSİZ KAMULAŞTIRMAYIN, STOK ZARARLARIMIZI KARŞILAYIN" dedik, "HAYIR" dediler!
"KAMU İSKONTOLARINDAN TAŞIMA ZARARINA UĞRUYORUZ" dedik, "HAYIR" dediler!
"ECZANELERİMİZ BİZİMDİR" dedik, "İlacı marketlerde sattıracağız" dediler!
Bizlere yıllardır hep "HAYIR" dediler!
ŞİMDİ SÖZ SIRASI BİZDE...
Bizler siyasi iktidarın ilaç ve eczacılık alanına yönelik uygulamaları nedeniyle mesleÄŸimiz üzerinde giderek artan ve sadece İstanbul'da son üç ayda 300 eczanenin ışığının sönmesine neden olan karanlığa karşı mücadele veriyoruz. MesleÄŸimize yönelik baskılar karşısında sessiz kalmayacağımızı verdiÄŸimiz mücadeleyi yükselterek gösteriyoruz.
MesleÄŸimizin ve ülkemizin geleceÄŸi için eÅŸitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa talebimizi bir kez daha belirtiyor, 12 Eylül referandumunda oylanacak anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸinin bu anlamda hiçbir somut kazanım getirmediÄŸini hatta tüm bu açılardan ülkeyi daha da geri bir noktaya sürükleyeceÄŸi tespitimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Saygılarımızla.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
01.04.2026 / 15:23 3634
01.04.2026 / 15:03 2065
30.03.2026 / 11:49 1240
01.04.2026 / 17:06 1020