Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.
İEO Kayıt Tarihi: 01.09.2010 / 16:06 Görüntüleme: 4944
Üyelerimizce bilindiği üzere İlaç Takip Sistemi dayatmacı bir anlayışla biz eczacılar bakımından çileye dönüşmüş bir sistemdir. Bu dayatma karşısında ciddi bir hukuki mücadele Odamızca sürdürülmüş, Sağlık Bakanlığı'na ve SGK'ya toplam 8 adet dava açılmıştır. Bu davalar dışında ihtarnameler yollanarak çalışmalarımız ısrarlı bir mücadeleye dönüşmüştür.
Bu çalışmalardan bazı önemli bulduklarımızın listesi aşağıdadır:
Tıbbi ürünlerin ambalajlanması ve etiketlenmesi yönetmeliğinin geçici maddesi ve 2010/84 sayılı genelgenin iptali için dava açtık.
05.02.2010 İTS Genelgesinin iptali için dava açtık
24.02.2010 SGK'nın "teşvik" duyurusuna karşı dava açtık
02.03.2010 SGK'nın 25 Şubat tarihli duyurusuna karşı dava açtık
26.04.2010 2010/24 sayılı İTS Genelgesi'nin iptali için dava açtık
24.05.2010 Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı Odamıza tebliğ edildi
28.05.2010 Danıştay 10. Dairesi'ne 2010/24 sayılı genelge ile ilgili ek beyanda bulunduk
28.05.2010 Sağlık Bakanlığı'na ihtarname yolladık
01.06.2010 Sağlık Bakanlığı'na ikinci bir ihtarname yolladık.
10.06.2010 Sağlık Bakanlığı'na yönetmelik değişikliği için dava açacağımızı duyurduk
15.06.2010 Yönetmelik değişikliği ve 2010/39 sayılı genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebi ile dava açtık.
Bugün iç rahatlığı ile söyleyebiliriz ki ülke çapında İTS ile ilgili bir mücadele yükseldi ise bu mücadele İstanbul Eczacı Odası tarafından verilmiş ve yükseltilmiştir.
Bu davalardan bir kısmında ise özellikle G2D uygulaması bakımından sanal olarak belirlenen 31.12.2010 son kullanma tarihi sorununa dikkat çekilerek bu uygulamanın "milli servetin heba olması" anlamına geldiği defaten belirtilmiş ve ilaçların üzerinde yazılı son kullanma tarihine kadar kullanılmasını temin edecek bir düzenleme talep edilmiştir.
Odamızın açtığı 2010/24 ve 2010/12 sayılı genelgelerle ilgili davalarda yürütmeyi durdurma kararları verilmiştir. Sonrasında değiştirilen Beşeri tıbbi ürünlerin ambalajlanması ve etiketlenmesi yönetmeliğinin geçici maddesi ve 2010/39 sayılı genelgeye karşı açtığımız davalarda G2D ve sanal son kullanma tarihi 31.12.2010 tarihine karşı ciddi argümanlarla MÜCADELE EDİLMİŞTİR.
BUGÜN YAYINLANAN 1 EYLÜL 2010 TARİHLİ GENELGE İLE SANAL SON KULLANMA TARİHİ 31.12.2020 OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞTİR. BU ANLAMDA TALEPLERİMİZİ TAM KARŞILAMAMAKLA BİRLİKTE MİLLİ SERVETİN HEBA OLMASI TEZİMİZİ DE İÇEREN GEREKÇELERLE YAYINLANAN GENELGE SÜRDÜRDÜĞÜMÜZ MÜCADELENİN OLUMLU BİR SONUCU OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR.
Diğer yandan yeşil ve kırmızı reçeteli ilaçların İTS kapsamı dışına alınması ise İTS'nin yetkili mercilerce belirtildiği gibi ilaç güvenliğini sağlamadığı, tam aksine yolsuzluğun önünü açan bir yapı olduğu yönündeki tezimizi doğrulayan bir düzenlemedir. Sağlık Bakanlığı yeşil ve kırmızı reçeteleri İTS kapsamı dışına çıkarırken ise, bu ilaçların geri ödemesinde kullanılmak üzere, bizzat yürürlükten kaldırdığı "kupür" ifadesini kullanmakta, "ilaç takip sistemi dışında geliştirilebilecek başka bir yöntem" diyerek bizzat ilaç takip sistemine olan güvensizliğini ilan etmektedir. Bu genelge İTS'nin iflasının yetkili ağızlarca ifadesinden öte bir anlam taşımamaktadır.
Bugüne kadar biz eczacılara çile çektirmekten başka bir işlevi olmayan İTS biz eczacıların öngörülerini doğrular biçimde altyapısız, hantal ve işe yaramayan bir karmaşaya dönüşmüştür.
Bugüne kadar İTS ile ilgili mücadeleyi sürdüren ve yükselten İstanbul Eczacı Odası olarak yetkililere sesleniyoruz:
İTS ile ilgili tezlerimiz bir bir doğrulanmakta, öngördüğümüz olumsuzluklar tek tek ortaya çıkmaktadır. 2010/63 sayılı genelge İTS'nin "tıkır tıkır" işlemediğini açıkça göstermektedir.
Sesimize kulak vermek için öngörülerimizin uygulamada doğrulanmasına, eczacıların, hastaların, kamunun ve devletin zarara uğramasına gerek yoktur.
İlacın ABC'sini, pratiğini yaşayan biz eczacılara kulak verin, görüşlerimizi, öngörülerimizi dikkate alın ve daha fazla zarara sebep olmadan bu İTS çilesine son verin!
Biz eczacılar artık İTS ile ilgili olarak "biz söylemiştik" demek istemiyoruz.
Eczacı tabanına kulak vermekten uzak, tabandan kopuk, dayatmacı, pratiği bilmeyen, işgüzar birkaç bürokratın "parlak" fikirleri ile değil bizzat eczacı ile proje üretin.
ÖNGÖRÜLERİMİZ DAHA FAZLA GERÇEKLEŞMEDEN BU İTS ÇİLESİNE SON VERİN!
2010 / 63 Sayılı Genelge için tıklayınız.
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu
01.04.2026 / 15:23 3629
01.04.2026 / 15:03 2062
30.03.2026 / 11:49 1237
01.04.2026 / 17:06 1019