Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz "Kutlu" Olsun!

Kadının toplumda var olma mücadelesi, 1857 yılından bugüne kadar büyüyerek ve çeşitlenerek sürüyor.


Emekçi kadınlar, daha iyi çalışma koşulları talebiyle çıktıkları uzun ve zorlu yolda, bu taleplerinin yanı sıra savaşların, şiddetin olmadığı, kardeşçe yaşanan bir dünya özlemlerini, eşitlik, özgürlük ve demokrasi isteklerini de heybelerine koydular.


Toplumun her kesiminden kadının yakıcı sorunları, her yıl 8 Mart gününe şeklini veriyor.


Bu yıl da kadınlar taleplerini ülkenin birçok köşesinden dile getirecekler!


8 Mart Cumartesi akşamı saat 19.00’da Galatasaray’dan başlayacak yürüyüşte; savaşa, şiddete, cinsiyetçi politikalara karşı sesimizi yükseltip eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış taleplerimizi haykırırken sizlerle yan yana, omuz omuza olmak istiyoruz.


Bu 8 Mart’ta siz kadın meslektaşlarımızla, mesleğimizin hak arama mücadelesinde yol göstericimiz olan, 2011’de kaybettiğimiz sevgili avukatımız, değerli şair arkadaşımız Didem Madak'ın bir şiirini paylaşmak istedik.
 

KURABİYE
Zaman zaman çok yalnızım Kalbiye
Arsız sarmaşıklar gibi her sabah
Bıkmadan tırmanıyorum güneşin tahta perdesine
Mor çiçeklerle açılmak için dünyaya.
Güneş tozlar püskürtüyor koca ağzından
Aslında hiçbir şey görülmüyor Kalbiye

Kalbim kocaman bir kelebekti Kalbiye
Bir elmasın içinde unutulmuş yıllar önce.
Pembe bir merhemle doğardı günler
Saçlarımı çözerdim, taze elmalar gibi soyardım bedenimi
Bahar, simit, salatalık, midye kokardı her yan
Dünya artık bir daha hiç
Bir okul çıkışı gibi kokmayacak mı?
Hayatın Kalbiye, o iri dudaklı çingenenin
Ellerini hiç tutamayacak mıyım bir daha?
Elmasın çatlarken çıkardığı sesi duyuyor musun,
Bedenime çarpan incilerin sesini?
Bir kadeh içindeki tozu üflüyor
Her şeyi bir veba salgını gibi hatırlayarak
Bekliyorum beklediğim neyse onu.
Zaman Kalbiye, zaman şimdi
Kalbimde habire uzayan minare

Zaman zaman çok yalnızım Kalbiye
Bugün ağlayarak kurabiye yerken,
Çay fincanında kendimi seyrederken
Çay beni içti, bende çayı Kalbiye
Ruhumdan çaylar aktı saatlerce
Aşık olduğu için kahve dökülüyordu terliklerine
Heinrich Böll'ün Palyaço'su
Mary onu bırakıp gitmişti, yalnızdı.
Sonra yosunun Latincedeki adı Laminarya'ydı...
İçimde gezinen salyangozun tırnakları
Her hatırladığım şey için bir santimetre uzuyor Kalbiye
Aslında hiç istemiyorum ama
Ne yapsam rutubetim sözlere bulaşıyor Kalbiye.

 

DİDEM MADAK

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz "Kutlu" Olsun!. Kadının toplumda var olma mücadelesi, 1857 yılından bugüne kadar büyüyerek ve çeşitlenerek sürüyor. Emekçi kadınlar, daha iyi çalışma koşulları talebiyle çıktıkları uzun ve zorlu yolda, bu taleplerinin yanı sıra savaşların, şiddetinolmadığı, kardeşçe yaşanan bir dünya özlemlerini, eşitlik, özgürlükve demokrasi isteklerini de heybelerinekoydular. Toplumun her kesiminden kadının yakıcı sorunları, her yıl 8 Mart gününe şeklini veriyor. Bu yıl dakadınlar taleplerini ülkenin birçok köşesinden dile getirecekler! 8 Mart Cumartesi akşamı saat 19.00’daGalatasaray’dan başlayacak yürüyüşte; savaşa, şiddete, cinsiyetçi politikalara karşı sesimizi yükseltip eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış taleplerimizi haykırırken sizlerleyan yana, omuz omuza olmak istiyoruz. Bu 8 Mart’ta siz kadın meslektaşlarımızla,mesleğimizin hak arama mücadelesinde yol göstericimiz olan, 2011’de kaybettiğimiz sevgili avukatımız, değerli şairarkadaşımız Didem Madak'ın bir şiirini paylaşmak istedik. KURABİYE Zaman zaman çok yalnızım Kalbiye Arsız sarmaşıklar gibi her sabah Bıkmadan tırmanıyorum güneşin tahta perdesine Mor çiçeklerle açılmak için dünyaya. Güneş tozlar püskürtüyor koca ağzından Aslında hiçbir şey görülmüyor Kalbiye Kalbim kocaman bir kelebekti Kalbiye Bir elmasın içinde unutulmuş yıllar önce. Pembe bir merhemle doğardı günler Saçlarımı çözerdim, taze elmalar gibi soyardım bedenimi Bahar, simit, salatalık, midye kokardı her yan Dünya artık bir daha hiç Bir okul çıkışı gibi kokmayacak mı? Hayatın Kalbiye, o iri dudaklı çingenenin Ellerini hiç tutamayacak mıyım bir daha? Elmasın çatlarken çıkardığı sesi duyuyor musun, Bedenime çarpan incilerin sesini? Bir kadeh içindeki tozu üflüyor Her şeyi bir veba salgını gibi hatırlayarak Bekliyorum beklediğim neyse onu. Zaman Kalbiye, zaman şimdi Kalbimde habire uzayan minare Zaman zaman çok yalnızım Kalbiye Bugün ağlayarak kurabiye yerken, Çay fincanında kendimi seyrederken Çay beni içti, bende çayı Kalbiye Ruhumdan çaylar aktı saatlerce Aşık olduğu için kahve dökülüyordu terliklerine Heinrich Böll'ün Palyaço'su Mary onu bırakıp gitmişti, yalnızdı. Sonra yosunun Latincedeki adı Laminarya'ydı... İçimde gezinen salyangozun tırnakları Her hatırladığım şey için bir santimetre uzuyor Kalbiye Aslında hiç istemiyorum ama Ne yapsam rutubetim sözlere bulaşıyor Kalbiye. DİDEM MADAK