Çerez Ayarları

Web sitemizdeki içeriklerden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlamak için 6698 Sayılı Kişisel Verilerin korunması Kanunu'na (KVKK) ve Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğü'ne (GDPR) uygun olarak çerezleri kullanıyoruz. Sitenin düzgün çalışması için gerekli zorunlu çerezlerin kullanılmasını istemiyorsanız ziyaretinizi sonlandırmalısınız. Diğer çerezler yönünden ise lütfen tercihlerinizi belirleyiniz.

Analitik Çerezler

Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası


Bu işlem birkaç saniye sürebilir lütfen bekleyiniz.

Türkiye Laik Kalacak!

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği’nin düzenlediği Yeni Türkiye Konferansları’nda yaptığı konuşmada, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” diyerek “dindar bir anayasa”ya işaret etti.

 

“Meclis Başkanı” sıfatıyla dillendirilen bu sözler, “şahsi görüş” olarak nitelendirilemeyecek olup toplumsal yaşamın dinsel kurallara göre düzenlenmesi ve buna anayasal bir statü kazandırılması talebidir.

 

Savaş, sömürü, hırsızlık-yolsuzluk, her şeye dinle meşruluk kazandırılmak istenen bu düzende laiklik ilkesi vazgeçilmezdir. Laiklik, tek başına “inanç özgürlüğü”, “devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması” değil, kamusal yaşamın topyekün dinden ayrışması, özgürleşmesidir. Kadın-erkek eşitliği de, başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamusal hizmetlerde aklın ve bilimin egemenliği de, işçi ölümlerine “fıtrat” denilip geçilmemesi de gerçek anlamda bir laiklikle mümkündür.

 

Bu nedenle, saldırılara rağmen “Toplumsal yaşamı dini esasların belirlemediği, dinin siyasete alet edilmediği laik bir ülkede yaşamak istiyoruz” diyen halk, pek çok yerde sokağa çıkmış, karanlığa teslim olmayacağını göstermiştir.

 

Özellikle de IŞİD tehdidini topraklarımızda hissettiğimiz bu günlerde bizler, bu topraklarda nasıl yaşayacağımızı bugün gösterdiğimiz tavrın belirleyeceğini bilerek, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız laik ve demokratik bir ülke talebimizi haykırmaya ve bunun için mücadeleye kararlıyız.

 

Meclis kürsüsünde “namusu ve şerefi üzerine laik Cumhuriyet'e bağlılık” yemini etmiş bir TBMM Başkanı, oturduğu koltuğun hakkını vermelidir. Yeminine sahip çıkamıyor ve görevini yerine getiremiyorsa, o koltuğu derhal terk etmelidir. Onurlu olmak bunu gerektirir. 

İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu

Türkiye Laik Kalacak!. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği’nin düzenlediği Yeni Türkiye Konferansları’nda yaptığı konuşmada, “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” diyerek “dindar bir anayasa”ya işaret etti. “Meclis Başkanı” sıfatıyla dillendirilen bu sözler, “şahsi görüş” olarak nitelendirilemeyecek olup toplumsal yaşamın dinsel kurallara göre düzenlenmesi ve buna anayasal bir statü kazandırılması talebidir. Savaş, sömürü, hırsızlık-yolsuzluk, her şeye dinle meşruluk kazandırılmak istenen bu düzende laiklik ilkesi vazgeçilmezdir. Laiklik, tek başına “inanç özgürlüğü”, “devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması” değil, kamusal yaşamın topyekün dinden ayrışması, özgürleşmesidir. Kadın-erkek eşitliği de, başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamusal hizmetlerde aklın ve bilimin egemenliği de, işçi ölümlerine “fıtrat” denilip geçilmemesi de gerçek anlamda bir laiklikle mümkündür. Bu nedenle, saldırılara rağmen “Toplumsal yaşamı dini esasların belirlemediği, dinin siyasete alet edilmediği laik bir ülkede yaşamak istiyoruz” diyen halk, pek çok yerde sokağa çıkmış, karanlığa teslim olmayacağını göstermiştir. Özellikle de IŞİD tehdidini topraklarımızda hissettiğimiz bu günlerde bizler, bu topraklarda nasıl yaşayacağımızı bugün gösterdiğimiz tavrın belirleyeceğini bilerek, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız laik ve demokratik bir ülke talebimizi haykırmaya ve bunun için mücadeleye kararlıyız. Meclis kürsüsünde “namusu ve şerefi üzerine laik Cumhuriyet'e bağlılık” yemini etmiş bir TBMM Başkanı, oturduğu koltuğun hakkını vermelidir. Yeminine sahip çıkamıyor ve görevini yerine getiremiyorsa, o koltuğu derhal terk etmelidir. Onurlu olmak bunu gerektirir. İstanbul Eczacı OdasıYönetim Kurulu